Yüzyıllar boyunca her yeni başlangıç, insanlık için yeni umutlara gebe oldu. Geçmişin olumsuzluklarından arınma ve yenilenme duygusu insanı heyecanlandırdı geleceği sevinçle kucaklamasını sağladı. İnsanoğlu akıp giden zamanı ölçmek için çeşitli takvimler icat etti. Dünya zamanını en doğru ölçen Güneş takvimi ilk defa Roma medeniyetinde kullanıldı. Julius Sezar, doğru  ve kalıcı bir takvim yapmaları için İskenderiyeli gökbilimcilerden yardım istedi ve bugünkü takvimin temeli olan Güneş’in hareketlerine dayalı Jülyen Takvimi ortaya çıktı. Sezar’dan sonra İmparator Augustus takvimi revize etti son şeklini verdi. Sekizinci ay olan Sextilis’in yerine kendi adı Augustus’u koydu Ağustos onun adından gelir. 4 Ekim 1582 tarihine kadar bu takvim kullanıldı sonra zamanı en doğru ölçen Papa XIII. Gregorius tarafından yaptırılan Gregoryen takvim veya diğer adıyla Miladi takvim kabul edildi.

Yılbaşı kadim zamanlarda dini bir nitelik kazanmadan çok önce pagan inanç sistemlerinde zaten kutlanıyordu. Hıristiyan dünyasının Noel olarak kutladığı, 25 Aralık antik çağlardan beri, Pagan inancında Yule bayramı (Işığın Zaferi) Eski Roma’da ise 17-25 Aralık tarihleri arasında Brumalia bayramı (Satürn bayramı) yine Roma’da 25 Aralık’ta Mitra bayramı (Güneş tanrısı Mitra’nın doğum günü) olarak kutlanan oldukça eski bir gelenekti. Paganlar günlerin uzamaya başladığı 25 Aralık tarihini “Işığın karanlığa galip geldiği” Işık bayramı olarak kutluyorlardı. Eski İran, Mısır, Fenike, Suriye, Yunan, Roma ve Hint kültürlerinde de görülen bu gelenek, Hıristiyanlığın yayılışından çok sonraları da yaşamaya devam etmiştir. Roma’da 337 yılında imparator Constantinus’un vaftiz edilip Hıristiyanlığı devlet dini yapmasından sonra pagan inançlardan rahatsız olan kilise babaları bu bayramlara dini bir nitelik kazandırmak ve pagan adetlerin unutulmasını sağlamak amacıyla 25 Aralık Hz İsa’nın doğum tarihidir dediler ve Christ’smass (İsa’nın ayini) adını verdiler ve bu bayramlar Noel yani Christmas adıyla kutlanmaya başlandı.

“Noel ağacı” kültünün kaynağı putperest Babil Kralı Nemrut’a dayanır. Babil Kralı Nemrud’un ölümünden sonra karısı Semiramis (bir rivayete göre aynı zamanda annesidir) onun yaşamını ruhsal bir varlık olarak devam ettirdiği inancını yaymaya çalışmıştır. Nemrud’un yeni bir hayatta doğumunun sembolü olarak kuru bir ağacın gövdesinden yeşil bir dalın çıktığını söylemiştir ve 25 Aralık bu yüzden Nemrud’un doğum günü kabul edilmiştir. Yaprak dökmeyen ağaçların ölümsüz hayatın sembolü olarak kullanılması Antik Mısırlıların ve Yahudilerin de ortak bir geleneğiydi. Avrupalı paganlar arasında yaygın olan ağaca tapma, Hıristiyanlığın kabul edilmesinden sonra Noel’de ve yılbaşında evleri ağaçlarla donatma geleneği olarak sürdürülmüştür.

Roma takviminde yılın ilk ayı january (Ocak) Roma tanrısı Janus’un adından gelmektedir. Tanrı Janus iki yüzlüdür bir yüzü genç bir yüzü yaşlıdır ve bir yüzü geçmişe bir yüzü geleceğe bakar değişimi ve başlangıçları temsil eden Roma tanrısı Janus'un onuruna onunla aynı adı taşıyan ocak ayının ilk günü yılbaşı kabul edildi. Yılbaşı kutlamalarını ilk defa Roma İmparatoru Julius Sezar başlatmıştır. O zamana kadar ilkbahar başlangıcı olarak yılbaşı 1 Mart tarihinde kutlanıyordu. Sezar ile birlikte bugünkü şeklini almıştır.

Türkler’de yılbaşı kutlaması yoktur. Ama gayr-i resmi olarak halkın bir bölümü tarafından kutlanıyordu Ahmet Rasim şöyle anlatır; “Biz Türkler yılbaşı günlerinde başımızı sokmadığımız yer kalmazdı Galata, Beyoğlu, kısacası Ortodoks takvimini tutan milletlerin cümlesine kendimizi davet ettirir, sabahlara kadar eğlenirdik. O ne hovardalık rezaleti, ne sefahat gecesi idi.” Osmanlı toplumunda yılbaşı kutlamaları, 1829 yılında İngiltere elçisi Haliç’teki bir gemide verdiği baloya Kazasker, Serasker gibi devlet adamlarını davet edince, diplomatik bir zorunluluk olarak başlamış ve devam etmiştir ama halk tarafından itibar görmemiştir. Baloya davet edilen Serasker Hüsrev Paşa, Kazasker Yahya Paşa’ya geceyi anlatırken “kafir işiydi ama çok güzeldi katılmaya mecbur kaldık işte, çatal bıçak gibi mekruh şeyler de kullandık” diye anlatır ve Sultan II. Mahmud’a baloyu öve öve bitiremez. Türkiye’de Miladi takvim 26 Aralık 1925'te kabul edilmiştir. Tayyare Piyangosu’nun yılbaşı çekilişi düzenlenmiş 1925 yılını 1926 yılına bağlayan gece Cumhuriyet tarihinde ilk miladi yılbaşı olarak kutlanmıştır.  Bazı Siyasi İslamcıların iddia ettikleri gibi 1 Ocak Mekke’nin fetih günü değildir ve Osmanlı geleneğinde bu tür bir kutlamada yapılmamıştır. Mekke’nin fethi için İbnİshâk, İbnHişâm, Belâzûrî, Vâkıdî, İbn Esir, İbn Kesir ve Taberî gibi tarihçilerin ortak olarak verdikleri tarih Hicretin 8. senesinde Ramazan ayının 20. günü olan Cuma günüdür.Yani, Mekke’nin fethi, 11 Ocak 630’da gerçekleşmiştir.Küresel sermayenin satışlarını artırmak için uydurduğu yılbaşı kültleri, kapitalist kültürün pazarlama üzerindeki etkisini göstermesi açısından çok önemlidir. Günümüzde yılbaşı kutlamalarının dini bir içeriği yoktur amaç eğlenmek haz almaktır artık bu kutlamalar kapitalizmin para kazanma aracına ve küreselleşmiş bir kültüre dönüşmüştür.