Bu gün 10 Kasım, Atatürk'ü Anma Günü

10 Kasım 1938 günü saat 09.05'te yaşamını yitiren, Türkiye'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına her yıl tutulan Milli Yas günü bu gün.

Ve bir hafta boyunca da yurt genelinde anma etkinlikleri yapılacak.

Radyo ve televizyonlarda programlar olacak ve yeni görüntülerini, sesini dinleyeceğiz.

Gazeteler bu gün ‘Şükranla anıyoruz’ ‘Minnetle anıyoruz’ başlıklarıyla çıkacak.

Özlemle anıyoruz’ şeklinde başlıklar da olacak garip bir biçimde!

Atatürk için ağlamak, O’nu çok sevmek doğru bir duygu seli hiç kuşkusuz.

Ama ‘Özlemek’..!

Özlem, gördüğümüz, tanıdığımız ve gelecekte de bu dünyada kavuşacağımız, insanlar için kullanılmaz mı?

Hiç kuşku yok ki Atatürk Kurucu liderimiz ve büyük bir devlet adamı.

Ama ne ki, O da faniydi ve bu dünyadan göç etti bütün insanlar gibi.

O nedenle; O’nu ‘özlemek’ yerine anmak, şükran ve minnet duygularımızla seslenmek daha doğru değil mi?

* * *

Bizler Atatürk’e yetişemedik, onu dünya gözüyle göremedik…

Ama O’nu görenlerin anlatıları, yazılarıyla bilgilendik.

Atatürk’ü anlamak ve sevmek için görmek de gerekmiyordu zaten…

Kendileri de zaten, ‘Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir’ dememiş miydi?

O’nun bu dünyadan bedenen göçmesi sevenlerini üzdüyse de geride bıraktıklarıyla teselli buldular.

Atatürk için ağlamak ile Atatürk’ü anlamak çok daha farklı bir şeydir. Onu anlamak için öncelikle yaşadığı dönemi bilmek, mücadelesinin satır başlarına bakmak gerekir.

O’nun örgütçülüğüne, Milliyetçiliğine, Antiemperyalist yaklaşımlarına bakmak daha doğru değil midir?

Ne yazık ki bazı yurttaşlarımız Atatürk’ü anladıklarını düşünseler de Atatürk’ün eylemciliğini, devrimciliğini, bakış açısını çok iyi kavramış gibi görünmüyorlar.

Yuvarlak cümlelerle Atatürk’ü tam anlamıyla anlamış gibi davranmak

Kime ne yarar sağlar?

* * *

Ne yazık ki, Atatürk’ü anlayan, gerçek Atatürkçüler olduğu gibi Atatürkçü geçinenler de yok mu bu ülkede?

Ve hatta Atatürk’ten geçinenler, yok mu?

Gerçekten kim bunlar?

PYD’yi şirin göstererek nasıl Atatürkçü olunur?

PYD şirin gösterilerek Atatürk’ün izinde olunduğu nasıl savlanabilir?

Suriye’de, Libya’da ne işimiz var’ denilerek yahut Cerablus’a girilmesin, Afrin’e operasyon yapılmasın diyerek nasıl bir Atatürkçü olunur Allah aşkına?

Atatürk’ü salt 10 Kasım’lara ve posterlere, heykellere hapsederek Atatürkçü nasıl olunuyor gerçekten anlayamıyorum.

Hele O’nu tabulaştırarak bilimsellikten söz edebilmek!..

Ben, manevî miras olarak hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır diyen bir insana karşı bu yapılabilinir mi?

Yapmamız gereken yaptıklarıyla, söylediklerini kaynaştırıp dünyadaki gelişimleri, Atatürk'ün yaptıklarını bugüne uyarlayabilmek değil midir?

M. Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 82. yılında bugün yine mateme kapılmanın ötesinde, onu anma; düşüncelerini, çabalarını, amaçlarını, yaklaşımlarını anlama günüdür.

Şükranla anıyoruz.

Ruhu şad olsun…