Farkında mısınız bilmiyorum?..

80’li yıllar ile birlikte toplumun yakasına farklı bir etiket yapıştı. Bu etiket; yükselen değerler olarak adlandırılan 35-40 yıllık bir illettir ve her geçen gün değerlerimizden bir bölümünü daha götürerek, yerine bizim geleneksel değerlerimize hiç de benzemeyen başka bir şeyler koymaktadır.

Biliyoruz ki; bu ülkede yıllardır bazı olumsuz değerler yükseliyor. Fakat; dostluk, arkadaşlık, komşuluk, sevgi, saygı, çalışkanlık, onur, gurur, hoşgörü ve mütevazilik gibi önemli insani değerler de hızlı bir iniş görülüyor.

İnsanı insan yapan değerler, ne yazık ki artık yerlerde sürünüyor.

Yıllardan beri; yükselen değer furyasının temsilcileri; “önce para/ önce ben” diyerek ülkemizin köklü ve geleneksel değerlerinin altına adeta dinamit koyup patlatırlarken, yerine kendi değerlerini koyuyorlar.

İnsana ve emeğe değer vermeyen, geleneksel güzelliklerimizi yok etmeye çalışan, paylaşımcılığı ve yardımlaşmayı reddeden, sevdalara / aşka gülüp geçen ve paranın her kapıya açacağına zanneden farklı bir yaşam şekli bu…

Kullan at, kullan değiştir veya yenisini al felsefesi yani!..

Kendimize özgü renk ve kokuları, saygı ile güzelleşen sevgileri, yılların dostluklarını, sıkı akrabalık ilişkilerini ve saygıdeğer komşulukları da yok eden yükselen değerler adındaki bu  yeni yaşam sistemi, son 40 yılda toplumsal kirlenmenin önünü açan bir rol de oynuyor.

İşte bundan dolayı; henüz 20-25 yaşındaki bazı gençler de; “para kazanmak için her şeyi yaparım, çalışmaktan başka” diyerek geziniyorlar orta yerlerde...

İş beğenmiyorlar, masa başı işlere talip oluyorlar, otomobil ve cep telefonlarının da en son modellerine özeniyorlar.

TV’lerdeki sabun köpüğü gibi diziler de, ön ayak oluyor bu olumsuz gelişmeye tabii ki… Bu dizilerde… Son model otomobilleri, havuzlu villaları, süper lüks işyerleri olan hafif sakallı zengin delikanlılar ve bunlara aşık olan her zaman güzel giyimli hoş kadınlar… Aldatmalar, kaprisler, ihtiraslar, kıskançlıklar gırla gidiyor.

Hap yap, para kap devri gibi…

Son ve güncel örneği vereyim isterseniz geldiğimiz nokta ile ilgili…

Geçtiğimiz günlerde kısa süreliğine gittiğim bir AVM’deki  telefon firmasının önünde uzunca bir kuyruk gördüm. Çoğunluğu genç olan 100’e yakın insan, belli ki yeni çıkan bir cep telefonu modelini satın almak için dakikalardır işyerinin önünde bekliyorlardı. Alınacak telefonun fiyatı da; en son kurlara göre 22 bin TL civarındaydı sanırım. Yani insanlar lüks tüketim bandındaki en son model cep telefonunu seçebiliyor bu ülkede…

Cüzdanlarındaki olmayan paralara ve kredi kartlarına güvenerek…

                      İNSANLARI MI SEVECEĞİZ, YOKSA PARAYI MI?..

Şimdi söyler misiniz bana… Biz eskiden böyle miydik?..

Eskiden insanları severek parayı kullanan bizler, şimdi parayı seven ama insanları kullanan bir kimliğe ulaştık.

Kim getirdi bu hale bizi… Kimler geleneksel değerlerimizi yok etti?..

Kullan at/ kullan değiştir/yenisini al” felsefesinin mimarı kim?..

Yepyeni bir dünya yönetim sistemi bu... Değişen değerler çok fazla...

Düğünlerde etrafa hava atmak için ortaya saçılan dolarlar-eurolar...

Önce ben-hep ben” diyen egoist yaşam sistemi...

Erozyona uğramış insan ve toplum ilişkileri...

Ağaçların, denizlerin, derelerin ve ormanların tahribatı…

Her ortamda köşe dönücü ve fırsatçı ticaret...

Doğayı hoyratça kirleten sanayii…

Her yerde plastik çiçekler ve hatta yürekler…

Sanatta-sporda-müzikte kolaycılık ve kopyacılık...

Para kazanmak için her şeyi –olur-sayan bir mantık…

Bir sel gibi yarınlara akan tüketim çılgınlığı…

Caddelerde kocaman tekerlekli arazi arabaları…

İnsanın kalitesini; altındaki son model jeepi ve Bademli’de oturduğu villa ile ölçen bir önyargı…

Daha da önemlisi; herkesi maske takarak yaşamaya zorlayan ikiyüzlü bir hayat seçeneği…

Bunlar gerçekten yükselen birer değer ise, bu yükselmenin kararını kim verdi?..

Ne oldu bize… Ve daha da neler olacak kim bilir?..                    

Erdem ve ikiyüzlülük arasında daha ne kadar bocalayacağız ki…

Daha hangi dostlarımızı, komşularımızı, akrabalarımızı ve mahalle/okul/asker arkadaşlarımızı kurban vereceğiz yükselen bu değerlere?..

Bakın bakalım… Şimdi sırada kim var?..

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER: Her şeyi yırtıp atabilirsin. Ama bir gün; bir fotoğraf, bir mektup, kütüphanedeki kitaplar arasında bulduğun bir cümle… Sana tek el ateş eder, anılar ölümsüzdür sen değil… (Sevgi PEKAYDIN)