Hava Durumu

Emeklilik sisteminde sil baştan değişiklik başka bir bahara mı?

Yazının Giriş Tarihi: 06.07.2026 18:16
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.07.2026 18:17

Haziran ayı enflasyon verilerinin açıklamasıyla birlikte milyonlarca memur, memur emeklisi ile SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin alacakları yeni maaşlar da belli oldu.

Buna göre; SSK ve Bağ-Kur emeklileri için zam oranı yüzde 17,76, en düşük emeli maaşı ise 23,550 liraya yükseldi...

Bu rakamlar geçinmek için yeterli değil kuşkusuz...

İktidar yetkilileri bu rakamların düşüklüğünü kabul etmekle birlikte Türkiye’de enflasyonla mücadele programının yürütüldüğü bu süreçte adım atmadıkları görülüyor...

EYT, deprem ve küresel kriz gerekçe gösteriliyor...

Oysa burada emekli maaşların düşüklüğü yanında asıl sorun çok prim ödeyenlerin maaşlarının az prim ödeyenlerle birbirine yakınlaşması, makasın daralması yani adaletsizlik.!

Yüksek prim ödemenin bir anlamının kalmadığı kanısı gelecek adına da sorunlar doğuracak gibi...

* * *

Türkiye'deki emeklilik sistemi, 1999 yılında yapılan yasal değişikliklerle bozulmaya başlamıştı zaten...

2008 yılındaki düzenlemelerle sosyal güvenlik sisteminin birleştirilmesiyle kimi sorunlar çözülmüş olsa da düzenleme yarım bırakıldığı için yapısal bir kriz de başlamış oldu.!

Çeşitli emekli örgütleri, İktidar yetkilileri, Muhalefet bu sorunu görüp, kabul etseler de bugüne kadar kapsamlı bir çözüm için adım atılmış değil...

Vatandaşın genel eğilimi eğer ülkede bir sıkıntı özverilerle çözülecekse sorun değil, hepimiz özveride bulunalım, sıkıntıyı paylaşalım.

Ama sorun bundan öte katmanlar arası adaletsizlikte yatıyor...

Az prim ödemekle çok prim ödemenin fazla bir anlamı olmadığı böyle bir süreç yaşanmasına bütün tepkiler.!

* * *

Sağlıklı bir sosyal güvenlik sisteminde çalışan (aktif) sayısının, emekli (pasif) sayısına oranının en az 3-4 kişi olması gerekiyor...

Türkiye'de bu oran yıllar içinde ortalama 1,5 seviyelerine kadar gerileyerek sistemi tıkanma noktasına getirdi...

Bu bir gerçek...

1992 yılında yapılan bir yasa değişikliğiyle yaş koşulu tamamen kaldırıldı.

Bu durum, insanların çok genç yaşlarda (örneğin 38-43 yaşlarında) emekli olup, emekliliklerinin neredeyse çalışma süreleri kadar uzun yıllarını devlete maliyet olarak yansıtmasına yol açtı...

Bu da doğru...

Ne ki, 2 bin yılı sonrası emekli olanların maaş hesaplamaları 2 bin öncesine benzetilmediği ve başka bir hesaplama yöntemi kullanıldığı için 2 bin sonrası emeklilerin aleyhine bir süreç yaşanıyor ve bu giderek huzursuzluğu ve şikayetleri arttırıyor.

2008 yılındaki 5510 sayılı köklü reform ile sistemin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla ilk işe giriş tarihine göre Aylık Bağlama Oranları yüzde 75'ten yüzde 50 seviyelerine kadar çekildi.

Bu da ödenen primlerin yüksekliğine karşın emekli maaşlarının reel olarak düşmesine neden oldu ve bu durum sürmekte...

* * *

Türkiye'deki emeklilik sistemindeki adaletsizlik; prime dayalı eşitliğin kaybolması, farklı dönemlerde yapılan yasa değişiklikleri (Aylık Bağlama Oranları) ve işe giriş tarihine göre (kademeli emeklilik) aynı prim gününü yatıran kişiler arasında ciddi maaş ve hak farkları oluşması temeline dayanmaktadır.

Çok çalışıp, yüksek prime esas kazanç beyan ederek tavandan prim ödeyen kişiler ile asgari ücretten prim ödeyenler arasındaki fark, emekli maaşlarına yansımamaktadır.

Sistemdeki en büyük yanlış budur...

Bunun düzeltilmesi sanırım 2027 yılına kalmış görünüyor...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.