Kadınların eşitlik, özgürlük ve insan onuruna yaraşır bir yaşam mücadelesinin simge günü yani...
1921 yılında ülkemizde “Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılmaya başlanan 8 Mart’tan bu yana, aradan geçen yıllara karşın genelde kadınların çalışma yaşamında, sosyal yaşamda ve karar alma mekanizmalarında önemli kazanımların elde edildiğini söylemek olası…
Ama Türkiye’de nasıl gelişti bu süreç acaba?
8 Mart tarihi kimilerine göre Dünya Emekçi Kadınlar Günü...
Ne ki, hangisi kullanılırsa kullanılsın işin özü insan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin oluşturulması, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının geliştirilmesi için önemli bir gün olmasıdır…
Seçme ve seçilme hakkını 1944’te kazanan Fransız kadınları, 1948’de kazanan Belçikalı kadınlar, 1952’de kazanan Yunanlı kadınlar ve 1971’de kazanan İsviçreli kadınların yanında bu hakları daha önce
1934’te Türk kadınlarının kazandığı söylenir.!
Yasal olarak bu doğru olsa dadaha yakın zamana (2013) kadar kılık-kıyafet ve örtünme gibi sorunlarla birçok kamu haklarını kullanamayanTürk kadınlarına Avrupalı kadınlardan çok daha önce seçme ve seçilme haklarının verilmiş olmasının fazla bir anlam taşıyıp-taşımadığı sorusu ortada durmaktadır.!
* * *
AK Partili 4 Kadın Milletvekili’nin TBMM'ye başörtülü olarak girebildiği yıl Meclis tarihimizde bir ‘ilk’ değil midir?
Ardından da başörtülü Valilerimiz, TSK’da ki komutanlarımız ve kamunun hemen bütün alanlarında yer alan kadılarımızı görebildik.
Kuşkusuz önemli olan başörtüsü meselesi değil, zihinlerin üzerindeki örtülerin kalkmış olmasıdır.!
Herkesin birbirini olduğu gibi kabul edebilmesidir...
Türkiye'de çok şükür Avrupa Birliği standartlarında, Hollanda Parlamentosu'nda, İngiltere Parlamentosu'nda olabildiği gibi, isteyenin istediği kıyafetiyle görevini yapabilmesi, Milleti en iyi şekilde temsil edebilmesinin yolu açılmıştır.
Yani daha önce kâğıt üzerinde verilen ‘Seçme ve Seçilme Hakkı’ Türkiye’de 2013 yılında yaşama geçirilebilmiştir…
‘Kadın-Erkek eşitliği’ üzerine mangalda kül bırakmayanların bu gerçeği görmezden gelmeleri hazin değil midir?
* * *
Son yıllarda ülkemizde daha sıkça gözlenen kadın cinayetleri aslında dünya gündeminde de baş sıralardadır.
Birleşmiş Milletlerin yayımladığı raporlara göre, dünyada her yıl ortalama 100 binden fazla kadın cinayeti işlenmektedir…
Ve çoğu kadın cinayeti de herkesin gözünün önünde yaşanmaktadır.
Kadına karşı şiddet, salt Türkiye’de değil, Batılı devletler için de önemli bir sorundur…
Kanada'da her 10 kadından 3'ünün şiddet gördüğü belirtilmektedir.
Avrupa'nın en kötüsünün ise Almanya olduğu söylenmektedir.
Türkiye’de Kadına şiddet ve cinayetlere karşı, 6284 sayılı Yasa kapsamında uzaklaştırma, gizlilik ve yakın koruma gibi yasal önlemler uygulanmaktadır.
İvedi durumlarda KADES uygulaması, ALO 183 hattı ve kolluk birimleri (polis/jandarma) devreye girerek, ŞÖNİM aracılığıyla sığınma evi, hukuki ve psikolojik destek sağlamaktadır.
* * *
Kadın her şeyden önce bir insandır ve insanların temel hakları vardır…
Bugün Türkiye’de kadınla erkek arasında mutlak eşitlik sağlanmıştır. Aile birliğindeerkeğin bütün ayrıcalıkları kaldırılmıştır… Seçme ve seçilme hakkının uygulanabilirliği önündeki engeller de dahil olmak üzere…
Kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerine vurgu yaparken, bunu ideolojikamaçlara hizmet eder hale getirmemek gerekir…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ORHAN KAPLAN
Kadın önce insandır
Dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ydü…
Kadınların eşitlik, özgürlük ve insan onuruna yaraşır bir yaşam mücadelesinin simge günü yani...
1921 yılında ülkemizde “Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılmaya başlanan 8 Mart’tan bu yana, aradan geçen yıllara karşın genelde kadınların çalışma yaşamında, sosyal yaşamda ve karar alma mekanizmalarında önemli kazanımların elde edildiğini söylemek olası…
Ama Türkiye’de nasıl gelişti bu süreç acaba?
8 Mart tarihi kimilerine göre Dünya Emekçi Kadınlar Günü...
Ne ki, hangisi kullanılırsa kullanılsın işin özü insan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin oluşturulması, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının geliştirilmesi için önemli bir gün olmasıdır…
Seçme ve seçilme hakkını 1944’te kazanan Fransız kadınları, 1948’de kazanan Belçikalı kadınlar, 1952’de kazanan Yunanlı kadınlar ve 1971’de kazanan İsviçreli kadınların yanında bu hakları daha önce
1934’te Türk kadınlarının kazandığı söylenir.!
Yasal olarak bu doğru olsa da daha yakın zamana (2013) kadar kılık-kıyafet ve örtünme gibi sorunlarla birçok kamu haklarını kullanamayan Türk kadınlarına Avrupalı kadınlardan çok daha önce seçme ve seçilme haklarının verilmiş olmasının fazla bir anlam taşıyıp-taşımadığı sorusu ortada durmaktadır.!
* * *
AK Partili 4 Kadın Milletvekili’nin TBMM'ye başörtülü olarak girebildiği yıl Meclis tarihimizde bir ‘ilk’ değil midir?
Ardından da başörtülü Valilerimiz, TSK’da ki komutanlarımız ve kamunun hemen bütün alanlarında yer alan kadılarımızı görebildik.
Kuşkusuz önemli olan başörtüsü meselesi değil, zihinlerin üzerindeki örtülerin kalkmış olmasıdır.!
Herkesin birbirini olduğu gibi kabul edebilmesidir...
Türkiye'de çok şükür Avrupa Birliği standartlarında, Hollanda Parlamentosu'nda, İngiltere Parlamentosu'nda olabildiği gibi, isteyenin istediği kıyafetiyle görevini yapabilmesi, Milleti en iyi şekilde temsil edebilmesinin yolu açılmıştır.
Yani daha önce kâğıt üzerinde verilen ‘Seçme ve Seçilme Hakkı’ Türkiye’de 2013 yılında yaşama geçirilebilmiştir…
‘Kadın-Erkek eşitliği’ üzerine mangalda kül bırakmayanların bu gerçeği görmezden gelmeleri hazin değil midir?
* * *
Son yıllarda ülkemizde daha sıkça gözlenen kadın cinayetleri aslında dünya gündeminde de baş sıralardadır.
Birleşmiş Milletlerin yayımladığı raporlara göre, dünyada her yıl ortalama 100 binden fazla kadın cinayeti işlenmektedir…
Ve çoğu kadın cinayeti de herkesin gözünün önünde yaşanmaktadır.
Kadına karşı şiddet, salt Türkiye’de değil, Batılı devletler için de önemli bir sorundur…
Kanada'da her 10 kadından 3'ünün şiddet gördüğü belirtilmektedir.
Avrupa'nın en kötüsünün ise Almanya olduğu söylenmektedir.
Türkiye’de Kadına şiddet ve cinayetlere karşı, 6284 sayılı Yasa kapsamında uzaklaştırma, gizlilik ve yakın koruma gibi yasal önlemler uygulanmaktadır.
İvedi durumlarda KADES uygulaması, ALO 183 hattı ve kolluk birimleri (polis/jandarma) devreye girerek, ŞÖNİM aracılığıyla sığınma evi, hukuki ve psikolojik destek sağlamaktadır.
* * *
Kadın her şeyden önce bir insandır ve insanların temel hakları vardır…
Bugün Türkiye’de kadınla erkek arasında mutlak eşitlik sağlanmıştır.
Aile birliğinde erkeğin bütün ayrıcalıkları kaldırılmıştır…
Seçme ve seçilme hakkının uygulanabilirliği önündeki engeller de dahil olmak üzere…
Kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerine vurgu yaparken, bunu ideolojik amaçlara hizmet eder hale getirmemek gerekir…