Hisar’da, bahçesinde dört erik ağacı olan bir evde büyüdüğüm; onlarla yarenlik ettiğim; tırmanıp dallarında yapraklar arasında tarifsiz mutlu olduğum için ağaçları, ormanları çok ama çok severim.

*******************************

Ağaçlar benim çocukluk arkadaşlarımdırlar. Nice unutulmaz anılarım var.

Mesela; toprağa kilim serer, sırtımı eriğe dayar, anneciğimin hazırladığı lezzetli limonatamı her yudumun tadını çıkarmak için ağır ağır içerken; kitap okurdum.

Bu anlar ömrümün en güzel varoluş sevinçlerindendir.

İçimdeki doğa sevgisinin kaynağı bahçemizdeki ağaçlardır.

ÇAMLARA YAKIN OLMAK

 

Nilüfer’de oturduğum sitenin geniş bahçesinde boyları beşinci kattaki dairemi geçen heybetli ve zarif çam ağaçları var.

Sabah uyanınca perdeyi çekiyor, camı açıyor, çamlara “günaydın’’ diyorum.

Bazen, çayımı içerken sandalyemi onlara yakın olacak biçimde balkonun ucuna koyuyor; bazen, salon penceresinin önündeki koltuğa oturuyor ya da ayakta camı açıp çamları seyrediyor; yalnızlığıma yoldaş olan bu harikulade manzaranın keyfini çıkarıyorum.

Hele de muhabbet kuşum, sevgili İlham’ım omzuma yahut başıma konmuş, şen şakrak ötmeye başlamışsa değmeyin keyfime.

***********************

Ve sevgili okurum; ne vakit bunalsam, kalbim kırılsa, geçmişi özlesem çamlarla söyleşir; içimi dökerim; sevincimi, efkârımı, hatıralarımı paylaşırım.

Çamlar o bilge sessizlikleriyle beni dinler, beni anlarlar.

************************

Kar ve yağmur mu yağdı…

Hiç üşenmez bahçeye iner; karın, yağmurun ve çamların yanı başında olurum. Yağmurlu toprak kokusunu içime çekerken çocukluğumda çıkagelir o uzak yıllardan; el ele tutuşuruz.

Ve kar nasıl da yakışır çamlara, nasıl da bembeyaz ve yeşil bir güzellikle bana ferahlık yayarlar. Bu yağmur için de geçerli. Dallarda ışıldayan yağmurun ahenkli sesine kulak kabartırım, ne hoş bir musikidir.

Kimi zaman sokağa çıkarken yahut eve dönünce bahçeye yönelir, çamların yanına gider gövdelerine dokunur, sarılırım; sanki bütün kaybettiğim ailemin, dostlarımın sıcaklığı kaplar benliğimi.

Neyse sevgili okurum; daha da yazarsam gözlerim nemlenecek, boğazım düğümlenecek. Pek hassaslaştım son zamanlarda.

************************

Bana; “deniz manzaralı mı, orman manzaralı mı bir ev istersin?’’ deseniz; hiç tereddütsüz orman manzaralı derim

YANGIN

Manavgat, Marmaris, Mazı, Çökertme, Milas, Ören…

Yüzde 27’si orman olan ülkemizde büyük bir yangın felaketi yaşıyoruz.

Yanan ömrümüzdür, yanan hatıralarımızdır, yanan emeğimizdir.

*************************

Tedbirsizlikler; liyakatsizlikler; plansızlıklar, programsızlıklar; THK gibi tarihi kurumları işlevsizleştirmek; ülkemizi yangın uçağından mahrum kılmak; doğaya, börtü böceğe, ormanlara, nehirlere, göllere, denizlere düşmanlık; rantiyecilik, yağmacılık, kamu malına çökme; bilime, uzmanlığa kulak tıkamalar; ideolojik saplantılar; kibir; uzlaşmasızlıklar; kapitalizme boyun eğmek…

*******************************

Oysa bir başka Türkiye mümkün.

Yangın sönsün; ama, içimizdeki umut sönmesin.