Kamunun görünmeyen emekçileri daha ne kadar bekleyecek?
Devlet, vatandaşına hizmet üretirken bunu insanlar eliyle yapar.
O insanların bir kısmı vitrindedir, bir kısmı ise yıllardır görünmeden, adı bile anılmadan çalışır.
Yardımcı Hizmetler Sınıfı çalışanları işte bu görünmeyen emekçilerden biridir.
On binlerce kamu çalışanı yıllardır aynı soruyu soruyor:
"Biz ne zaman hak ettiğimiz statüye kavuşacağız?"
Bu soru yeni değil.
Bugün konuşulmuyor; yıllardır konuşuluyor.
Seçim dönemlerinde vaatler veriliyor, sendikalar rapor hazırlıyor, milletvekilleri kanun teklifleri sunuyor, Meclis'te açıklamalar yapılıyor.
Sonra gündem değişiyor ve Yardımcı Hizmetler Sınıfı yine unutuluyor.
Bugün birçok Yardımcı Hizmetler Sınıfı personeli, kadrosunda yazan işi değil, kurumların ihtiyaç duyduğu farklı görevleri yerine getiriyor.
Bilgisayar başında evrak hazırlıyor, vatandaşla iletişim kuruyor, büro hizmeti yürütüyor, idari işlerde görev alıyor.
Ancak özlük hakları ve kariyer imkânları söz konusu olduğunda hâlâ yıllar önce oluşturulmuş bir sistemin içinde bırakılıyor.
Burada cevaplanması gereken basit bir soru var:
Aynı işi yapan iki kamu görevlisinden biri farklı kadroda olduğu için neden daha sınırlı haklara sahip olsun?
Çalışanların talebi ayrıcalık değildir.
Kimse maaşına karşılıksız zam istemiyor.
Kimse hak etmediği bir unvan talep etmiyor.
İstenen; eğitim durumunun dikkate alınması, fiilen yapılan görevin karşılığının verilmesi, görev tanımlarının netleştirilmesi ve kariyer yolunun açılmasıdır.
Kısacası eşitlik ve adalet talep ediliyor.
Üstelik bu mesele yalnızca çalışanların meselesi değildir.
Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Yardımcı Hizmetler Sınıfı ile ilgili kanun teklifleri bulunmaktadır.
Bu teklifler henüz yasalaşmamıştır.
Ancak artık tartışma aşamasının ötesine geçilmesi gerekiyor.
Artık kimsenin bu sorunu görmezden gelme lüksü kalmamıştır.
Yardımcı Hizmetler Sınıfı çalışanları lütuf istemiyor.
Hak ettikleri statüyü, emeğin karşılığını ve yıllardır bekledikleri adil düzenlemeyi istiyor.
Şimdi söz, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde.
Bekleyen sadece bir kanun teklifi değil; adalet beklentisidir
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
OZAN ÖZTÜRK
YARDIMCI HİZMETLER SINIFI
Kamunun görünmeyen emekçileri daha ne kadar bekleyecek?
Devlet, vatandaşına hizmet üretirken bunu insanlar eliyle yapar.
O insanların bir kısmı vitrindedir, bir kısmı ise yıllardır görünmeden, adı bile anılmadan çalışır.
Yardımcı Hizmetler Sınıfı çalışanları işte bu görünmeyen emekçilerden biridir.
On binlerce kamu çalışanı yıllardır aynı soruyu soruyor:
"Biz ne zaman hak ettiğimiz statüye kavuşacağız?"
Bu soru yeni değil.
Bugün konuşulmuyor; yıllardır konuşuluyor.
Seçim dönemlerinde vaatler veriliyor, sendikalar rapor hazırlıyor, milletvekilleri kanun teklifleri sunuyor, Meclis'te açıklamalar yapılıyor.
Sonra gündem değişiyor ve Yardımcı Hizmetler Sınıfı yine unutuluyor.
Bugün birçok Yardımcı Hizmetler Sınıfı personeli, kadrosunda yazan işi değil, kurumların ihtiyaç duyduğu farklı görevleri yerine getiriyor.
Bilgisayar başında evrak hazırlıyor, vatandaşla iletişim kuruyor, büro hizmeti yürütüyor, idari işlerde görev alıyor.
Ancak özlük hakları ve kariyer imkânları söz konusu olduğunda hâlâ yıllar önce oluşturulmuş bir sistemin içinde bırakılıyor.
Burada cevaplanması gereken basit bir soru var:
Aynı işi yapan iki kamu görevlisinden biri farklı kadroda olduğu için neden daha sınırlı haklara sahip olsun?
Çalışanların talebi ayrıcalık değildir.
Kimse maaşına karşılıksız zam istemiyor.
Kimse hak etmediği bir unvan talep etmiyor.
İstenen; eğitim durumunun dikkate alınması, fiilen yapılan görevin karşılığının verilmesi, görev tanımlarının netleştirilmesi ve kariyer yolunun açılmasıdır.
Kısacası eşitlik ve adalet talep ediliyor.
Üstelik bu mesele yalnızca çalışanların meselesi değildir.
Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Yardımcı Hizmetler Sınıfı ile ilgili kanun teklifleri bulunmaktadır.
Bu teklifler henüz yasalaşmamıştır.
Ancak artık tartışma aşamasının ötesine geçilmesi gerekiyor.
Artık kimsenin bu sorunu görmezden gelme lüksü kalmamıştır.
Yardımcı Hizmetler Sınıfı çalışanları lütuf istemiyor.
Hak ettikleri statüyü, emeğin karşılığını ve yıllardır bekledikleri adil düzenlemeyi istiyor.
Şimdi söz, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde.
Bekleyen sadece bir kanun teklifi değil; adalet beklentisidir