İnsanlar eskiden de politize olmuşlardı,  ama bugünkü kadar değildi. 11. Ekim 1999 tarihli internette var olan bir TV kaydında, N. Erbakan, Doğu Perinçek, B. Ecevit, S. Demirel, M. Yılmaz ve Erdal İnönü aynı stüdyo karesinde ve masa başındalar. Her biri   o gün bir siyasi partinin başkanı olan bu zevat memleket meselelerini tatlı tatlı tartışıyorlar, kendilerince çözüm üretiyorlar. Hatta aralarında bakıyorsun birbirlerine ironi yapıyor, tatlı dokundurmalar, gülümsemeler saçıyorlar, ama birbirleri ile kavga etmiyorlar. Peki bugün parti liderlerinin bir araya geldiği bir canlı TV yayınını izleyebiliyormuyuz? Ne yazık ki hayır. Dünya liderleri bir araya gelip, görüşmeler konuşmalar yapıyorken, kendi insanımız kendi parti liderlerimiz neden bir araya gelemez. Ülkemizin bekası söz konusu olduğu halde, birlik olmamız gereken en önemli bir mesele de dahi parti liderlerimiz ve bizler neden tek ses olarak konuşmuyoruz? Ülkeyi idare eden parti liderleri her zaman birbiri ile kavgalı iken, biz değil de herkes ben diyerek bireysel bir görüntü çizerken, parti tabanlarının birbirine anlayış göstermesi, ortak milli meselelerimizde hem fikir olmaları da çok zor. Bugün birbirimizle kavga etmeyi dahi beceremiyoruz. Kavga etmenin de bir adabı usulü olduğu halde hep, faullü belaltı vuruşları yapıyor, kavga etmeyi dahi beceremiyoruz. Kimsenin  bir diğerine, ya bu konuda da sen haklısın dediği yok. Herkes kendi kafasındakinin doğru olduğunu, kendi tuttuğu partinin görüşlerinin doğru olduğunu inatla savunuyor, hakikatin ve doğrunun sadece kendi ağzından çıkanın olduğunu zannediyor. Bu zan o kadar ileri gidiyor ki, sonuç da her konuda peşin fikirlilik zihnimizi kaplıyor, söylenenlerin doğruluğunu araştırma zahmetine girmiyoruz. Halbuki Allah (CC) hucurat suresinde “Ey iman edenler size birisi bir haber, bilgi vs. getirdiğinde veya söylediğinde, önce onu derinlemesine, araştırın, aksi takdirde cahillerden olursunuz…”buyurarak, her konuda, itikadi ve imanı bir mesele olmayan konularda, söylenenleri peşin olarak red veya kabul edilmemesini, bu konuda derinliğine araştırma yapılmasını bizlere öğütlüyor.

Politika sayesinde bugün insanlar erdemden çok güce, maddiyata tapar oldu. İnsanların gözünde maddiyat özlemi, doğruluk hak ve adalet kavramlarının önüne geçti. Çoğumuz siyasete girdikten sonra, mukaddes bildiğimiz değerlerimizi dahi unuttuk. Bu unutkanlık bazen de imani konulara dahi sirayet eder hale geldi. Eskiden siyasi çalışmalarımızda iktidar olma ümidimiz olmadığı için, bizim dışımızdakilere karşı bizden olanlar sırt sıra verir, siyasi arenada birlikte mücadele ederdik. .. Çalışmalarımızın ibadet kavramı içinde olduğuna inanırdık. Ancak şu anda iktidarın mensuplarını oluşturan aynı kişiler, iktidar nimetlerinden faydalanma hususunda birbirimizin kuyusunu kazar hale geldik. Birlikte var olma, birlikte mücadele aşkı söndü. Çoğumuzda birlikte paylaşma arzusu ağır bastı. Eski ve şimdiyi düşündüğümüzde “eskiden bizim iman, ideal ve hizmet aşkı olarak bildiğimiz mefhumlar, meğer tamamen maddiyatmış.” Şimdilerde iktidar olup paraya kavuşan arkadaşlarımızın Hali pürmelalleri ortada.

            Artık birbirimizi sevmedikçe iman etmiş olmuyoruz. Hepimiz birey olarak  emr olduğumuz gibi dosdoğru olalım, İktidar nimetlerinden faydalanacağız diye birbirimize kin ve nefretle bakmayalım. Ölçümüz İslam olsun, siyasi parti değil….