Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, Rasim Öztekin’de uçtu gitti yalan dünyadan.

Ferhan Şensoy'un Ortaoyuncular topluluğunda profesyonel tiyatro sanatçılığına başlayan Rasim Öztekin sevdiğim, iyi bir oyuncuydu. Kendine özgü bir aktör karizması vardı; yer aldığı sahnelerde ışığı parlardı.

2016 yılında Kel Hasan Efendi'nin kavuğu Ferhan Şensoy tarafından kendisine devredilmişti; o da bir süre sonra kavuğu Şevket Çoruh'a devretti.

*********************************

Hayat da bir sahne; an geliyor rolümüz bitiyor; son repliğimizi söylüyoruz; perde bizim için iniyor ve sahneyi başkalarına devrediyoruz ki traji-komik oyun devam etsin.

“İki kalas bir heves’’tir tiyatro. Önemli olan ‘’bir hoş seda’’ bırakmaktır.

Ne mutlu ki Rasim Öztekin o hoş sedayı bırakanlardandı.

Ruhu şad olsun.

OYUN YAZARLARI

Okurlarım dostlarım sağ olsunlar, değer verip benden film, kitap, müzik önerileri rica ediyorlar. Ben de, “sevgi ve bilgi paylaşıldıkça çoğalır’’ diyerek aklım erdiğince öneride bulunuyorum.

Geçenlerde sevdiğim yönetmenleri yazdım; bugün madem tiyatroya değindik sevdiğim oyun yazarlarını yazayım:

William Shakespeare, Bertolt Brecht, Anton Çehov, Dario Fo, Albert Camus, Jean Paul Sartre, Haldun Taner.

Tiyatro seyretmek kadar güzeldir, oyunların metinlerini okumak da.

 

GAZETECİ DÖVMEK

Düşünce ve ifade özgürlüğü olmadan bir demokrasimiz olabilir mi?

Beğenmediğimiz, düşüncelere; yaşam tarzlarına; inançlara; ideolojilere; parti aidiyetlerine hoş görü göstermemek; hakaret, küfür ve tehdit etmek, saldırganlaşmak çıkmaz sokaktır.

*********************************

İktidar her rejimde var muhalefet ise sadece demokrasilerde var.

Sanatçı, bilim insanı, gazeteci muhalefet edemezse tek seslilik içinde seslerimiz boğulur; vicdanımız körelir; aklımız bulanır ve gerçeklerden koparız.

**********************************

Fikirlerin karşısına taşla sopayla, yumrukla, tekmeyle, silahla, linç girişimiyle değil fikirlerle çıkılır.

Fikrine güvenmeyenlerdir saldırganlaşanlar. Özgüvensizlik, yetersizlik, korkaklık belirtisidir bu faşizan tutum.

Sanıyorlar ki korkutacaklar, susturacaklar, sindirecekler.

Tarihin tanıklığı bunun tam aksi sonuç verdiğini gösteriyor.

Yavuz Selim Demirağ, Orhan Uğurlu, Levent Uysal, Sabahattin Önkibar ve şimdi de Levent Gültekin.

Levent Gültekin’e sokak ortasında 25 kişi saldırıyor. Bu nasıl iş bir kişiye 25 kişi.

Son üç ayda on gazeteci saldırıya uğruyor; saldırı hepimize okura da gazeteciye de.

Okur okumaktan, gazeteci yazmaktan vazgeçer mi?

Saldırganlar ve azmettirenler yakalanmalı, adalet yerini bulmalı.

***********************

Levent Gültekin’e geçmiş olsun.