Hava Durumu

15 TEMMUZ VE CEVABI VERİLMEYEN SORULAR 5

Yazının Giriş Tarihi: 16.09.2022 15:58
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.09.2022 15:58

 İhtilaller ve kalkışmalar, hemen bir anda kendiliğinden olmaz. Onun bir hazırlık devresi, gelişme süreci ve netice olma süreçleri vardır. Aynen insan hayatının, doğma, olgunluk ve yaşlılık dönemleri gibi... Bu bakımdan FETÖ örgütünün neşvu-nema bulmasını, kelebeklerin metamorfoz olayına benzetebiliriz.  Ergin kelebek yavrularını beslenebileceği bir dal üzerine bırakır. Uygun ortam olan bahar geldiğinde yumurtlar çatlar kurtçuk olarak çıkarlar. Bu kurtçuklar bulundukları ağacın yapraklarını büyük bir hızla yiyerek kısa sürede tırtıl olur. O kadar çabuk beslenirler ki kendi derilerine sığmaz hale gelirler. Tehlikelerden kurtulmak içinde bulundukları ağacın rengini alarak kuşlara yem olmaktan kendilerini korurlar. Bir kısmı dal taklidi  yaparak dimdik ayakta durur, bazıları da ölü taklidi yaparlar. Tırtıl üçüncü evrede kendisini bir koza içine hapseder, krizalit denilen bu sert tabaka içinde değişime uğrar. Antenleri çıkar kanatlanır ve damarlarına kan pompalanmaya başlayınca da bir ağaç dalına bağlı olan krizalit döneminden çıkarak, kabuğunu kırar ve sevimli bir kelebek olarak tabiattaki yerini alır.

FETÖ terör örgütünün doğuşu , gelişmesi ve ihtilal yapabilecek duruma gelmesi de kelebeklerin yaşadıkları metamorfoz gibi olmuştur. Bu örgüt bundan otuz sene kadar önce doğmuş, larva dönemini 2002 ye kadar süregelen iktidarlar dönemini de rahatça geçirmiş, 2002 yılından sonrada devletin bütün kurumlarına sızarak devlet imkanlarından faydalanarak krizalit dönemi basiretsiz yöneticilerimiz sayesinde iktidarın kanatları altında rahatça geçirdi. Allahın bu millete bir lütfu olsa ki vakti gelmeden kozasından çıkınca, milletimizin basireti, uçmadan önce ülkesini bu beladan kurtardı.

Dikkatlice incelenirse tarihteki savaşların çoğu din tandaslıdır. Haçlı seferlerinden tutunda ortaçağ Avrupa’sını kan gölüne çeviren otuz yıl savaşlarının gerçek nedeni de mezhepsel ayrılıklardır. Savaşların sonunda ülkelerin amacı para ve servet olsa da, din ve dini kurumlar, savaşların çıkma nedeni olarak kullanılmıştır. Bugün bile Orta Doğu’daki Müslüman kanının akması da hep mezhep kökenlidir.

Ülkenin başına bela olan örgütlerin yapısına bakarsak bu gerçeği kolayca açıklayabiliriz... On beş temmuzda belanın birini defettik. Bu demek değil ki; Türkiye’de başka on beş temmuzlar olmayacaktır?. Bu gün dahi, devlet yapısı içinde konuşlanmış bir sürü tarikatların sempatizanları yok mu? Artık tarikat ve cemaatler öteden beri geldikleri mecralarından çıkmış, iktidar nimetlerin den faydalanmak ve güç elde etmek için devletin idari yapısı içinde kadrolaşmaktadırlar. Eskiden bir lokma bir hırka diye yola çıkan tarikat ve cemaat liderleri, şimdilerde bu felsefelerini bir kenara bırakmışlar, lüks ve şatafat yolunu seçmişlerdir. Vaaz ve konuşmalarında Karun un durumunu ve kötü sonunu müritlerine örnek vererek anlatanlar, nefis terbiyelerini bırakarak serveti saman sahibi oldular, kendileri,  Karunlaştılar. Hz. Peygamberin mütevazi hayatını müritlerine örnek almalarını tasfiye ederlerken, kendileri yat kat sahibi olmayı yeğlediler. Tarikatlar ve cemaatler arasındaki rekabet, iktidarın başındakilerin bazı tarikatlara sahip çıkması sonucu, diğerleri arasında çatışma ortamını da hazırlayabilir. Madde, hayatımızın idamesi için bir araç değil de, amaç olarak kabul edilirse, işte o zaman toplumda haksızlık, zulüm ve çatışma başlamış demektir. Çünkü olmayan, olanın elindekine sahip olabilmek için meşru olmayan bütün yollara başvurur. İnsanlığın bu gerçeği tarikat ve cemaat mensuplarınca da geçerlidir. Şunu da unutmayalım. Siyasi ve ekonomik emellerini gerçekleştirmek için dini cemaat ve tarikatlar ile mezhepsel ayrılıkları kullanma, bir İngiliz siyasetidir. Atalarımız, tarih tekerrürden ibarettir, demişleridir. İstiklal şairimiz M. Akif Ersoy da dizelerinden, ibret alınsaydı hiç tarih tekerrür ederimiydi? diye feryat etmiştir. Ama bugün bizler, geçmiş tarihi olaylardan ders almadık. Tarihi olayların nedenlerini, niçinlerini ve sonuçlarını üzerinde sorgulama yapmadık, akıl ve mantık süzgecinden geçirmediğimiz içinde, hep atalarımızı haklı çıkardık. Devam edecek  

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.