Hava Durumu

ANAYASAYI NEDEN DEĞİŞTİRİYORUZ? (1)

Yazının Giriş Tarihi: 01.06.2024 16:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.06.2024 16:12

Bir söz vardır. “Düğün değil, bayram değil eniştem beni neden öptü” diye… ortada hiçbir neden yokken iktidar, vatandaş Suriye de,Irak da şehit olan görevlilerimizin, sorumlularını araştırmasını ve ekonomideki bu başarısızlığın müsebbiblerine hesap sormasının önünü kesmek içini, her zaman olduğu gibi cambaza bak cambaza misali hedef saptırmak ve arkasına aldığı yağcıları ve yağdanlıklarını da alarak, daha önceleri defalarca değiştirdikleri ve fakat işlerine gelmeyen kararlar çıktığı zaman da “bizi bağlamaz.” Diyerek karşı çıktıkları anayasayı değiştireceğiz söylemini ortaya attı. Hatta daha da ileri giderek yeni bir anayasaya hazırlayacaklarını da dillendirdi.

Anayasanın değiştirilmesi fikrini, yerel seçimlerden önce kısık sesle de olsa, sayın cumhurbaşkanı seslendirmeye başladı. Lakin fiili anlamda bir adım atmadı. Fakat ne zamanki yerel seçimler de parti olarak bozguna uğrayıp, muhalefet konumuna geçince ne hikmetse ciddi anlamda harekete geçerek, meclis başkanını görevlendirmiş olacak ki, oda bütün siyasi partilerin kapısını çalmaya başladı. Meclis başkanının bu ziyaretleri, maksat muhabbet olsun" misalidir. Sayın cumhurbaşkanı ve avenesini, bir sonraki seçimler de iktidarın elden gitme korkusu sarmış olacak ki, bu ülkeye verdikleri zararlardan dolayı yargılanmalarının önünü kesmek amacıyla anayasa değişikliğini istemektedir. Bu sebeple de yıllardır sırça köşkünde oturarak, muhalefeti adam yerine koymayan, devletin  bekasını ilgilendiren ciddi meseleler de bile, terör partisi ile işbirliği yaptığını iddia ettiği CHP lideri Özgür ÖZEL ile, belki bir orta yol bulurum amacıyla bizzat görüşmeyi bile kabul etti. Şurası bir gerçektir ki, anayasa değişikliğinin içeriği yine sayın cumhurbaşkanının aklındaki kurguladığı şekilde olacaktır. Bütün bu parti ziyaretleri ve görüşmelerin hepsi fasa fisodan ibarettir. Milletin ve muhalefetin dediği değil sayın cumhurbaşkanının dediği olacaktır. Zira 21.1.2017 tarihli 6771 S. Kanunla yapılan değişiklikle, sayın cumhurbaşkanı, yasama, yürütme ve yargıyı tek bir kişinin şahsında toplamıştır. Hatta tarafsız olması gerektiği halde cumhurbaşkanlığı ile parti başkanlığı bile kimseye bırakmamıştır.

2017 yılı anayasa değişikliği gereği, yürütme organları olan bakanları, cumhurbaşkanı atar, iktidar partisinin parti başkanı sıfatını da üzerinde taşıdığından, kanunları da çıkaran odur. Anayasanın 146. Maddesine göre de, onbeş üyenin 12 sini seçme yetkisi ondadır. Velhasıl dediğim dedik, öttürdüğüm düdük" misali tüm yetkililer kendinde toplanmıştır. Sayın cumhurbaşkanı sahip olduğu bütün bu yetkilere  rağmen, kendisinin defalarca değiştirerek hazırladığı T.C Anayasasını hala neden değiştirmek istiyor, hiç düşündünüz mi? tek amaçları var yaptıklarının hesabını veremeyeceklerini bildikleri için, yasal kılıf uydurma arzularıdır.

Maalesef içinde yaşadığımız asrın sorunlarının çözümü ve gelecek kuşaklara aktarılacak bilgi, kültür ve yaşam tarzını aksettirmesi gereken anayasa, iktidarın bugüne kadar uyguladıkları keyfiliklerine kılıf uydurmak için bir manevradır. O zamanda bugüne kadar vatandaşların elde ettikleri özgürlüklere ve demokratik haklarına  tuzak hazırlanıyor. Demektir.

İktidar olarak bugüne kadar uyguladığın eğitim, kültür ve ekonomik programlarında, ülkede ipsiz - sapsız, kendisi ve ülkesi için sorumluluk duymayan, kültür ve inanç değerlerine yabancılaşmış bir nesil yetiştir, sonra da küçük aklında anayasaya yazacağın üç kelime ile her şeyin düzeleceğine inan! bu safdillikten başka bir şey değildir. Bu anlayış tarzına da kimse inanmaz.

Devam edecek…

-----------------------------------------------------------------------------------------

ANAYASAYI NEDEN DEĞİŞTİRİYORUZ? (2)

Sayın Cumhurbaşkanı ve Ak partinin grup sözcüleri ve meclis başkanının demeçlerine bakarsak, güya hükümet kadük olmuş, 1961 anayasasından kurtulup yeniden bir anayasa hazırlayarak kamuoyuna sunma gayretinde. Aslında hükümet ,ağzından yeni bir anayasa istese de, gerçekte elinin altında taslak olarak hazırlamış olduğu bir Anayasa metni yok. Zaten TBM Meclisinin yapısında bakarsak, yeni anayasa metnini yazacak kabiliyette hukukçuları da yok. Maksat yeni bir anayasa değil, her seçim arefesinde olduğu gibi, halkın gündemini unutturmaktır. Toplumda şu andaki kanaate bakarsak, insanlarımızın tek gündemi hayat pahalılığı ve geçim derdidir. İktidarın ise bugüne kadar uyguladığı ekonomik politikalar vatandaşın geçim derdine çare olamadığı için, Anayasa değişikliği gibi alakasız konularla seçimleri atlatmak istiyor. <> misali, geçim sıkıntısı girdabına girmiş olan, işçi, emekli, memur, köylü, esnaf vs. Gibi toplum katmanlarının  sorunlarının çözümünü bir kenara bırakıp da <> fikrini ortaya atmak anlaşılır gibi değil...

Hadi diyelim ki; iktidar yerel seçimlere giderken halkın dikkatini, gerçek gündemimizden saptırmak için yeni anayasa fikrini ortaya atıyor da , küçük ortağı milliyetçi olduğunu iddia eden MHP bu konuda ne söylüyor? Görünürde hiçbir söylemi yok... Onlar iktidarın gölgesinde yerel seçimlerde köşe kapmaca peşindeler. Biz, iktidarın küçük ortağından en azından milliyetçi olduklarını iddia ediyorlarsa, dünyanın ilk yazılı anayasa metni olan Bilge Kağan'ın kaleme aldığı yazıtlardan bazı maddeleri Yeni Anayasa metnine dahil etmesini beklerdik. Bugün Moğolistan'ın Orhun Irmağı kıyısında bulunan Bilge Kağan kitabeleri, Türklerin İslamiyeti kabulünden yıllarca önce kaleme alınmış olup, kitabede yazılanları ile Kuran-ı Kerim ve hadislerle aralarında büyük benzerlikler olduğu görülür. Yeni bir Anayasa hazırlıklarında, ülkücü kardeşlerimizden en azından Göktürk kitabelerinde yazılı 33 maddelik metinden aşağıda yazacağımız birkaç maddeyi de Yeni Anayasa'da görmek isteriz.

1- Tengri (yaradan) tektir.

2- Her kim ki Tengriden kut almak (mutluluk ve baht açıklığı) dilerse başkasına yakarmasın

3- Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir kağan budundan (devletinden) sorumludur.

4- Her er, eşine, atına, pusatına sahip çıkacak

5- Ana-baba ve ataya tazim durulacak

6- Hısımına sarılacak, komşusunu gözetecek

7- Her kim ki ırza musallat olursa, canından olacak

8- Kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak

9- Kızı isteyen kağan da olsa bey de olsa, kız istediğine verilecek

10- Yaptığın iyiliği unut, yapılan iyiliği unutma...

11-Bir il ,Kağan ,bir Tengri,

Devam edecek

---------------------------------------------------------------------------

ANAYASAYI NEDEN DEĞİŞTİRİYORUZ? (3)

12-Bir kına iki kılıç girmez.Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda (boy Soy birliği olan topluluk)iki töre olamaz.Töre tektir. Töre kesin ve keskindir.Kimi töreye uya kutlanır.Kim ki töreye kıya katlanır.

13-)Erkişi yalan söylemeyecek.

14-)Mal çalan ,mülk çalan misliyleyleödeyecek.Hesabı ya malıyla yada canıyla sorulacak.

15-)Her kim olursa olsun ,haksız,aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak.

16-)Cenkten beri duran yada kaçan tamuya (Cehenneme) uçacak.

17-)Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek , sığınana arka dönülmeyecek.

18-)Başkaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek.

19-)Kin ve gururdan uzak olunacak.

20-)Mazluma merhamet , zalime azap duyulacak.

21-)Zayıfa , yaralıya,çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak,

22-)Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin ,suyu kirletmeyeceksin.

23-)Bilmeyip de bildim demeyeceksin ,bilene danışacaksın.

24-) Bugünün işini yarına bırakmayacaksın.

25-)Kusur görmeyecek , kusur aramayacaksın.

26-)Güçlüyken affet,zayıfken sabret.

27-)Yazgına asi olma .

28-)Herkes adaletli iş görecek.

29-)Her ne edersen et,yargılanacağını  her daim aklında tut.

30-)Milletine yaban kalma , ipeğin iyisine ,sözün güzeline kanma,onlara boyanma .

31-)Kimse töreden üstün değildir. Dirlik ve birlik için töre budur.

32-)Kağan odur ki adaleti üstün tutsun ,töreyi yaşatsın .Töre yok olursa il yok olur,il olmazsa budun kul olur.

33-)Ey Türk Oğuz Beyleri , ey milletim işitin !Üstte mavi gök çökmedikçe , altta yağız yel delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir. ?

Yazdığımız bu 33 madde Orhun Kitabelerinde yazılıdır. Tamamını internet ortamında kitabelerde görebilirsiniz. Günümüz Türk dünyasında, bir hassa Doğu Türkistan da Türklere yapılan Çin zulümüne karşı tek bir kınama beyanı söylemekten uzak, kendilerine Türk Milliyetçisi ünvanı veren ve muhafazakar iktidarın küçük ortağın idraklarına belki yukarıda saydığımız 33 maddelik Türk töresi etki eder. Dkkat edilirse yazıtların ilk maddesi Kuran’anda yazılı ihlas suresinin ilk ayetine takebül eder. İkinci maddesi de Fatiha suresinin “yalnızca sana inanır, ve ibadet ederiz.” Ayetlerinin karşılığıdır.   Biz sadece iktidarın milliyetçi geçinen ortağına bu ata yadigarını hatırlatıyor ve Yeni Anayasamızda görmek istiyoruz. Yazılı 33 maddenin tamamına Kuran’ı Kerimden ve hadislerden bir sürü ayetler bulmakta mümkündür.

Devam edecek

--------------------------------------------------------------------------------------

ANAYASAYI NEDEN DEĞİŞTİRİYORUZ? (4)

Yeni Anayasa diyenler, bu ibare kılıf yapılarak kendilerinin bugüne kadar uyguladıkları keyfiliklerine kılıf uydurmak için bir manevra içindeler. o zaman da demokrasi ve özgürlüklere tuzak hazırlanıyor demektir.

Sen bugüne kadar uyguladığın eğitim,  kültür ve ekonomik programlarınla ülke de ipsiz-sapsız sorumsuz kendi kültür ve inanç değerlerine yabancılaşmış bir nesil yetiştir, sonra da küçük aklınla anayasaya yazacağın üç kelime ile herşeyin düzeleceğine inan! Bu safdillikten başka bir şey değildir. Bu anlayış tarzına kimse inanmaz.

Zaten bu millet artık sen ne dersen de, senin laflarına itibar etmiyor. Çünkü bugüne kadar verilen söz ve vaatlerin çoğu kof çıktı. Laflar ve icraatler birbirini tamamlamadı. Bundan önceleri yapılan anayasa değişikliklerinin hiçbirisi, insanların derdine çare olmadı. Bir şarkı sözünde yazıldığı gibi “ duvardaki resim başka sen başka” misali söylenenler ve yazılanlar bir türlü gerçekleşmedi. Aksine tam tersi sonuçlar ortaya çıktı. Son referandum da sayın cumhurbaşkanımız meydanlar da “bu kardeşimize yetkiyi verin. Bakın o zaman enflasyonla mücadele nasıl olacak söylemleri ile halkı kandırmadı mı? Başkanlık sistemine geçtiğimizden beri sofralarımızdan her sene bir dilim ekmek eksildi. Ahlakın tefessüh etmesi sonucu, yağmalar, talanlar, cinayetler çoğalmadı mı? Millet her şey düzelir diye  bugüne kadar ümitle bekledi, lakin görüldü ki kandırılan biz olmuşuz.

Bugünlerde kamu oyunda sözle tartışılan ama, mahiyetini bilmediğimiz ve belki de  iktidarın  bile hazırlığını yapıp da taslağını bile yapmadığı, iktidarı ile  muhalefeti ile bir hayalin kavgasını yapıyoruz.  Sanki ortada önümüze getirilmiş bir belge varmış gibi havanda su dövüyoruz.

Üst akıl dediğimiz kurum, senelerden beri anayasayı değiştireceğiz diye nutuklar atıyor. Yukarıdakilerin pompalamaları sayesinde , herkes anayasanın değiştirilmesi hususunda beyanlarda bulunuyor.  Bu konuda makaleler, haberler ve vaatler sıralanıyor. İnsanların ağzında sakız olmuş bir anayasa dolaşıyor. İşin garibi yıllardır dillendirilen ve kamu oyunu meşgul eden husus, eski anayasanın değiştirilerek yeni bir sivil anayasa propagandası yapılıyor. Halk da zannediyor ki, iktidar 1982 anayasası yerine, kendi inanç ve kültürünün yaşatılacağı yeni bir anayasa yapılacağını zannediyor. Lakin bu değişiklik istemi, ülkenin menfaatlerine değil, cumhurbaşkanlığı sistemine payanda olabilecek maddeleri güçlendirmek için istendiği açıktır.

Değişim tekamül için elzemdir.

Yeryüzü kitabına baktığımızda, her şeyin zaman içerisinde değiştiğini görürsünüz. Bu değişim bazen kendiliğinden, bazen de dış etkenler vesilesiyle oluşur. Şöyle bir ibret gözüyle çevremize baktığımızda, tabiat dediğimiz varlık her baharda değişir. Sonbahar da sarararak dökülen yapraklar,  çiçekler kışın ölür. İlkbaharla birlikte yeniden dirilerek hayat bulur ve etrafına da hayat bahşeder. Bu değişim olmazsa insan olarak yaşadığımız dünyadan zevk alamayız, monoton  bir hayatımız olurdu. Değişim sayesinde her şey yenilenir ve yeniden doğar. İnsanlar değişir. Algılar değişir. Etrafımıza şöyle bir göz atacak olursak, dünyanın gidişatı da değişiyor. Bir yanda, kendi ellerimizde yok ettiğimiz şehirler, hayatlar, hallaç pamuğu gibi gökten rahmet yerine yağdırdığımız bombalarla hak ile yeksan olurken, diğer yandan yeni dünyaya gözlerini açan bir çocuğun haykırışlarında ve safiyane parlayan göz bebeklerinde ilahi kudretin izlerini görerek ümitleniyoruz.

Devam edecek

--------------------------------------------------------------------------------

ANAYASAYI NEDEN DEĞİŞTİRİYORUZ? (5)

Dünya da değişmeyen sadece Allah (C.C) nin koyduğu ilahi ve mutlak kanunlardır. Siz dışardan ne kadar müdahale etseniz de, onu, nizamı alem için hayırlı düsturlar olarak vaz eden yegane kanun koyucusu olan Cenabı hak değiştirebilir.

Şurası da bir gerçektir ki, Türkiye de daha ortada değiştirilecek anayasanın hiçbir maddesi kaleme alınmadığı halde, yukardakilerin kamuoyunda uyguladıkları algı operasyonları sayesinde bile,toplumdaevetçi ve hayırcılıkbaşladı,daha yeni anayasa ortada yokken insanlar yeni anayasa değişiklikleri konusunda aldatıldı, kutuplaştırıldı. Millette kutuplaşma başlayınca da herkes, kendi partisinin kulağına üflediği sözcükleri dillendirmeye başladı, kimse “ya ortada fol yok yumurta yok, anayasa metinleri yok ben neye evet veya neye hayır diyeceğim” diye düşünmüyor, düşündürülmüyor, insanlar bu konuda kendileri gibi düşünmeyenleri de hemen hain olarak ilan ediyorlar. Toplumların zihninde var olan ve olması gereken aklı selim dediğimiz, yüce akıl sanki  kafamızdan söküp çıkarılmış gibi…  İnsandan aklı selim alındığında ise bu sefer “sürü” psikolojisi hakim oluyor. Toplumdaki insanların her türlü düşünce ve davranışları liderler tarafından manipüle edilebiliyor. Benim aklım, benim fikrimin yerini üst akıl alıyor. Böyle olunca da üst akıl, evet dediğinde evet, hayır dediğinde düşünmeden hayır diyoruz. Bu şekilde beynimizde ve zihnimizde oluşan mutlak itaat kültürü sayesinde üst akılı haşa ilahlaştırıyoruz. Daha önceleri kabul ettiğimiz ve inandığımız kutsal değerlerimizi bir kenara atıyor, bu değerlerin söylediklerine kulaklarımızı tıkıyoruz. Yaşanabilir bir dünya için ilahi kurallar koyan ve ahiret mutluluğumuzu temin babında yasaklar ve mecburiyetler vaz eden yüce yaratıcımızın ve sözleriyle, hareketleriyle bize örnek olan onun Rasulünü bir tarafa bırakıyor, veya önemsemiyoruz. Üst akıl bir şeye evet deyin dediğinde onun emrine hemen uyuyoruz da, yüce yaratıcımız veya onun Rasulü bir şey dediğinde niye evet diyemiyoruz? Çoğu zamanda her türlü noksanlıklardan münezzeh yüce Yaratıcının ilahi emirleri ve yasaklarını bırakıyor, noksanlıklarla malul kulların emir ve talimatlarına uyuyoruz.

Evet içinde yaşadığımız şu alem de, herşey değişiyor. Bu değişim sonucu hayat bir ivme kazanıyor. Değişimden dolayı meydana gelen tekamül sonucu, insanların hayatı kolaylaşıyor, ihtiyaçları kıt imkanlara rağmen karşılanabiliyor. Üretim araçlarını değiştirerek gelişim sağlayabiliyoruz. Tekniğin değişerek gelişmesi sonucu, makineden otomasyona, ondan  bilgisayar teknolojilerine, daha sonra da  yapay zeka ve nano teknolojisine geçişler hep değişimle olmuştur.

Ancak anayasayı değiştireceğiz dediğimizde, önemli olan bu değişikliği kimler gerçekleştirecek? Sorusuna cevap vermemizde gerekir. Anayasalar yapılırken metinler önemli olduğu gibi, içeriği, taşıdığı ana tema, kim ve kimler tarafından nasıl bir prosedür izlenerek yapılması gerektiği hususlarında ön çalışmalar da çok önemlidir.

Zira anayasayı dikta edecek kurucu irade gerçekten milletin içinden çıkmış, temsilcilerden oluşuyorsa, millet iradesi anayasaya yansır. Yoksa bugüne kadar yapılan anayasalarda olduğu gibi “ben yaparım millet uyar.” Mantığı ile hareket edilmemelidir. Fikir kökleri batıya bağlı ve batıdan aydınlanan kafaların, bağlı bulundukları batının kokuşmuş değerlerinden harmanlayarak kaleme aldıkları metinlerden bu millete fayda gelmez. Yeni yapılacak anayasa da artık bu millet, kendi geçmiş tarihini, inancını ve kültürel değerlerini yeni anayasa da görmelidir. Artık kolaycı bir mantıkla hareket ederek mevcut ve batı anayasa metinlerini tercüme edilerek alınan metinleri bu milletin önüne getirmesinler.

Devam edecek

-------------------------------------------------------------------------

ANAYASAYI NEDEN DEĞİŞTİRİYORUZ? (6)

Ak parti bundan önce de 2017 yılında anayasanın bir kısım maddelerini değiştirdi. Lakin bu değişiklik maddelerini hazırlayan, ana tema fikrini ortaya atan, bil fiil yasa maddelerini fiziki olarak dikta eden akpartili meclis üyeleri olmadı. Yol, köprü, baraj, hava alanı ihalelerinde olduğu gibi devlet garantili yap işlet devret modelini kullanarak, elit isimlerden oluşan bir kurula hazırlattı. Hazırlayan isimler şöyle bir göz atarsanız içlerinden ak partiye gönül verenler olduğu kuşkuludur. Ak partinin önderlik ettiği bir anayasayı onun milletvekilleri hazırlamadı. Hakimiyetin kayıtsız şartsız sahibi kabul edilen halk sınıfından bir fert de yoktur. Elitlerin hazırladığı bir anayasa metni  usulen halka kabul ettirildi. Çoğu insanımız da neyi onayladığını bilmeden evet mührünü bastı. Ak partili sayın dostlarımız da, üzerinde hiç düşünmeden, fikir dahi beyan etmeden, bu değişiklik maddeleri partinin ilkelerine uyuyor mu uymuyor mu? Bu milletin manevi değerleri kültürünü, maddi değerlerini metinlere yansıdı mı yansımadı mı? Bu soruların,müsbet anlamda değerlendirildiğini de göremiyoruz. 60 maddelik bu değişiklikleri incelersek, vatandaşın hayrına dişe tırnağa dokunacak en ufak bir yarar göremedik. Zaten bugüne kadar ki uygulamalara bakarsak, değişiklik maddeleri, sadece tek adamlık saltanatını daha da perçinleştirdiği payandanlardır. Ülkenin bütün kurumlarının yetkilerini tek adam dikta rejiminin eline altın tepside  sunmuştur. Şimdilerde dillendirilen yeni anayasa kavramı da ötekilerden farklı olmayacaktır. Kamu oyundaki anketlere ve son mahalli seçimlere bakarak saltanatlarının sonunun yakın olduğunu görenler, kendi hukuksuzlukların, yağma ve talanlarının üstünü kapama gayesiyle, sorumluluklarına yasal kılıf uydurmak amacıyla bu değişikliği ortaya attıkları kanaati hasıldır.

Fetönün siyasi ayağını oluşturanlar ve buna sebep olanlar, halen iktidar koltuklarında oturup da yalandan bu örgütün karşı propagandasını yapar görünenler, elbette ki iktidarları ellerinden gittiğinde FETÖ örgütünün terör ağacına su dökerek büyütenler, hesap vermemek içinde anayasayı değiştirmek istemektedirler.

Şu fani dünyada, bir gün daha fazla iktidarda kalalım diye, bu ülkenin bu milletin geleceğine karanlık perdeler çekilir mi? Elbette ki bu millet üzerlerine kabus gibi çöken çekirge sürülerini defetmeye de müktedirdir.

İktidardakilerin ne zaman başı dara düşse, sıkıştıklarında sorumluluklarını örtbas için kamu oyunu meşgul edecek argümanları kullanmasını çok iyi biliyorlar. Daha dün Irak ta ve Suriyede, şehitlerimizin müsebbib ve sorumluları bulunmadan hemen vatandaşın zihnini başka yönlere çekme gayesiyle ortaya atılmıştır, yeni anayasa fikri. En kötü  ihtimalleolası bir erken seçimde  Ak partinin bu seçimler de vatandaşın oyunu alabilmesi de çok zor. Zira, uygulanan ekonomik politikaları çöktü. Vatandaş çok zor durumda. Geçim sıkıntısı had safhada… çalışan kesim karnını doyuramıyor, üretim durmuş vaziyette… esnaf ve köylü kesimi gırtlağa kadar borç batağına girmiş durumda. Böyle bir ortamda, Ak partinin vatandaşın oyunu alması çok zor. Seçim propagandası esnasında, halkın bu dertlerinize çare olacağım diyerek yeniden iktidara gelmesi de mümkün değil… o zaman durup dururkenVatandaş bugün kamu oyunda ortaya attığı, yeni anayasa, adalet reformu, aya insan gönderme, PKK ile  mücadele gibi argümanları toptan halkın zihnine empoze ederek, halkın sofradaki yokluğunu düşündürmeden, bombardıman yağmuru  altına alarak gerçek sorunları düşündürmemeye yöneliktir.

Yoksa akpartinin  bu anayasayı değiştireceğine pek inancımız yok, aksi düşünülse bile Akpartinin yeni bir anayasa hazırlayabilecek hukukçuları bile yok,bu takdirde kendi ayağına kurşun sıkmış olur.

Aziz dostlar; Türkiye’miz bugünde iktidar ve muhalefet tarafından başkanlık sistemi üzerinden, büyük bir sistem kavgası içine çekildi. Sistem tartışmaları da bilimsel ve demokrasi kuralları üzerinden değil, tarafların  ürettikleri kavramlar ve sloganlar üzerinden yürütülmektedir. Ülkemiz etrafı ateş çemberi haline dönmüş, her gün canlarımızı kara toprağa veriyoruz. Allahsızlık, kitapsızlık, soysuzluk ve ihanetler had safhaya ulaşmış, ekonomik yönden köylümüz, işçimiz, emeklimiz, esnafımız büyük bir mağduriyet içine sürüklenmiş, artık insanlarımızın yüzleri gülmeyi unutmuş analarımızın, bacılarımızın dökecek gözyaşlarının kalmadığı ve kuruduğu bu ortamda, en azından sistem kavgalarının içine  girmemeliyiz. Eski değiştirdiklerimizden ne fayda gördük? Onu düşünmeliyiz. Sonuç olarak,Anayasayı değiştirmek yerine,bizi idare edenleri değiştirsek daha iyi olmaz mı. (SON)

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.