Hava Durumu

GIDA GÜVENLİĞİ ve KÖYLÜMÜZÜN SORUNLARI (2)

Yazının Giriş Tarihi: 25.02.2024 14:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.02.2024 14:12

Günümüz dünyasında ülkeler, insanların  gıda ve beslenme ihtiyaçlarını sadece toprak ve çiftçi eliyle değil, nano teknoloji dediğimiz imkanlardan da faydalanarak gidermeye çalışmış olmalarına rağmen gıda krizi azalmamış, aksine giderek çoğalarak krize dönüşmesine sebep olmuştur. Bu krize doğru gidişinde ortamını hazırlayan yine insanoğlu olmuştur. Teknolojik hamlelerin başladığı iki yüz yıllık sanayileşme sürecinde, doğal kaynakları hiç bitmeyecekmiş gibi  hor kullanmış, yaşadığı çevrenin ekolojik dengesini bozmuş, ani iklim değişiklikleri sonucu ekilebilir toprakların büyük bir kısmı denizlere taşınmış, sanayi tesislerinden arıtmadan çevre ve denizlere salınan sular ,doğaya  salınan gazların atmosfer de sera etkisi sonucu, küresel baz da, yaratıcının koyduğu dengeleri değiştirerek,  iklimler birbirine girmiştir. Bu olumsuz tablonun yanına birde hızlı nüfus artışı eklendiğinde temiz gıdaya en kolay ve sağlıklı yoldan ulaşmanın zorluğu daha da belirginleşir.

Dünyamız da gıda temini hususunda, aşırı israf nedeniyle üretimin yetmemesi sonu imkanlar azalmış, ihtiyaçlar çoğalmıştır. Önümüzdeki çok kısa bir zaman diliminde, üzerinde ziraat yapılan, gıda ürünü üretilen topraklar, altlarında altın, elmas, petrol ve doğalgaz gibi değerler çıkan topraklardan daha kıymetli bir hale gelecektir. Çünkü internetsiz, telefonsuz, arabasız, altın ve gümüş olmadan hayatı idame ettirebilirsiniz, fakat yemeden  içmeden ömrümüzü tamamlamak hayatımızı sürdürmek mümkün değildir. Nitekim insanoğlu Hz Adem den bu yana altınsız, elmassız, arabasız telefonsuz olduğu halde hayatını ve neslini sürdürmüştür.

Eski ABD Devlet başkanlarından Henry Kıssınger’in bir tespiti “yiyeceği kontrol ederseniz, insanları da kontrol edersiniz”

Bu gerçeği bugünler de temel gıda maddelerine yapılan aşırı zamları gördüğümüz de aklımız çalışmaya ve neler oluyor diye sorgulamaya başladık. Halbuki bugün; pazardaki veya marketlerin vitrin raflarındaki fiyat etiketlerindeki rakamlar yükseldiğinde ancak anlayabildik. Çünkü bundan önce köylümüz çiftçimiz ucuz ucuz üretiyor, şehirli olarak bizler de sessiz sedasız tüketiyor, yeri geldiğinde, yemeklerden sonra ellerimizi ağzımızı yıkamak yerine bir ekmek parçasıyla ağzımızı silip atıyorduk. Ekmek dediğimiz nimetin önümüze geçinceye kadar akıtılan alın terini hiç düşünmedik. Hatta onu fakirin ekmeği olarak değerlendirdik. Geçmişimizi de bilmediğimizden, İstiklal savaşı sonrasında sadece bir lokma ekmek bulabilmek için çuvalla para versek bile tedarik edemediğimiz günleri hiç hatırlamadık.

Ancak gıdanın önemini , küresel sermayenin akıl babası ve danışmanı olan Küssinger gördü. Bundan otuz sene kadar önce, Türkiye de dahil çok uluslu büyük şirketler yatırımlarının çoğunu geleceğin parlayan yıldızı olan gıda üretimine ayırmaya başladılar. Türkiye’nin sanayi alanında büyük yatırımları olan KOÇ ve SABANCI gibi ailelerin yatırım föylerinde ve blançoların da bundan kırk-elli sene kadar önce gıda üretimi ile ilgili bir kalem göremezdiniz. Sadece yurtdışı ortaklı şirketlerin emrinde yarı sanayi memullerini montajla üretir büyük karlarla iç piyasaya satarak karlılıklarını sürdürdüler. Ne zaman ki; gıdanın gelecekte stratejik bir ürün olacağını anlayınca, holdinglerinin bünyelerine et,süt,su vs. gıda ürünlerini üretecek şirketlerini ilave etmeye başladılar. Bu aileler artık Türkiye de ambalajlanmış gıda üretiminin çoğuna sahipler. Tabi ki büyük sanayici olarak bugüne kadar saygı duyduğumuz bu aileler, yeni gıda çiftliklerini de çok uluslu şirketlerle iş birliği ve ortaklıklar kurarak gerçekleştirme yolunu seçtiler. Bu ortaklıkları kurarlarken de, insanımıza iş ve aş kapıları açtıklarının reklamını yaparak tesis ettiler. Ancak yaptıkları şu ülkeye hizmet değil sömürü hortumlarının bağlı olduğu küresel sermaye idi. Efendileri onları öyle bağlamıştı ki; onların izni olmadan bakkal dükkanı bile açamaz hale geldiler. Örneğin biz biliriz ki,  Sabancı ailesi, sahip oldukları sermaye ve  tesisleri itibariyle Türkiye’mizin vergi sıralamalarında da ilk onda yer alan bir ailedir. Lakin Türkiye de yıllardır faaliyet gösteren yabancı ortaklı bir marketler zincirinin de ortağıdır. Ammavelakin bu Fransız kaynaklı yabancı marketler zincirinin adının sonunda “SA harfleni görsek bile ,o işletmenin  yabancı ortaklarının olduğu gerçeğini değiştirmez. 

                                               Devam edecek…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.