Hava Durumu

GIDA GÜVENLİĞİ ve KÖYLÜMÜZÜN SORUNLARI (6)

Yazının Giriş Tarihi: 29.02.2024 13:43
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.02.2024 13:43

Türkiye de köylü olmak ve köylülük bir medeniyet algısı olarak anlaşıldı. Köyler de yaşayanlar cahil, kaba, sosyal olmaktan uzak, içine kapanık sanki ilk çağlardaki bir yaşam tarzı anlayışı biçildi. Şehirli olmak bir erdem ve medeniyet algısı olarak anlaşılmaktadır. Bu sınıflamayı yapanlar da ne yazık ki değerlendirmelerini coğrafi konum ve sahip oldukları dünyalıkları kriter aldılar. Halbuki medeniyet dediğimiz olgu bir milletin yaşadığı devir de sahip olduğu maddi manevi varlıklarımızın tamamını ifade eder. Onu bir coğrafi bir bölge anlayışına indirgemek safdillik olur. İnsan köyden çıkıp kente gelmekle, arabaya binmekle, apartmanlar da yaşamakla kentli olunmaz ve medeni de olunmaz. Gerçek manasıyla medeniyet kavramına bakarsak, köylerin bir yaşam tarzı, kültürü, terakki anlayışı, tarihten süregelen adet ve anlayışları vardır. Velhasıl köy medeniyet dediğimiz kültür olgusunun anası ve doğduğu yerdir. Şehir ise bu kültürün geliştiği ve büyüdüğü yerdir. 

                   Velhasıl köylü de olsak kentli de olsak sonuç da hepimiz insanız. Bir damla sudan yaratıldık. Birbirimizi diğerinden üstün görme anlayışından kurtulmalıyız. Şehirlimiz de köylümüz de hak nazarında eşit birer insandır. Üstünlük ise sadece takva nazarından olaylara bakıştadır.

                   Bugüne kadar, siyasi iktidarların köy ve çiftçiye bakış açıları, öyle veya böyle olsa da, bu aşamadan sonra çiftçimiz ve köylümüzün sorunlarına nasıl çare olabiliriz? Sorusunun cevaplarını aramalıyız. Zira sorunları, dertleri söylemekle o sorun o dert çözülmüyor. Köy ziyaretlerimiz neticesinde köylünün ağzından dökülen sorun ve sorunlara çarelerimizi şöylece sıralamak mümkündür.

                   Öncelikle devlet olarak köylümüze daha iyi bir geçim ve refah seviyesini yakalayabilmesinin çarelerini şöyle sıralayabiliriz.

                   1-)Devlet öncelikle köylü ve çiftçi aleyhine olabilecek düzenlemeleri, kanun ve mevzuatı tekrar gözden geçirmeli veya yürürlükten kaldırmalıdır. Bugün çiftçimizin dertlerine derman olması amacıyla çıkarılan tüm kanunlar ve düzenlemeler, köyü ve köylüyü bilmeden, tanımadan, masa başında birkaç bürokratın hazırladığı düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler içinde köylü ve çiftçi yoktur. Ama çıkarılan yasalar sözde köylünün dertlerine çare olacak. Ben yaptım oldu mantığı ile çıkarılan kanunlar, zamanla üretimin ve köylünün sermayesinin de sonunu getirdi. Örneğin haller Kanunu, köylünün malını değerlendirmek ve çiftçimizi desteklemek amacıyla çıkarıldı. Ama işleyişini ve organlarının oluşturulmasına bakarsanız, tamamen belediyelere kaynak aktarmak için çıkarıldığını görürüz. Yasanın amacı çiftçi ve köylüyü korumak olmadığı içinde organlarında bilfiil çiftçilik yapan kimseler yoktur. En basitinden, üretici ile kabzımal dediğimiz kesim arasındaki anlaşmazlıkların çözümünü yapan ve  verdiği 50 bin TL ye kadar olan karar ilam hükmünde olan Hal Hakem heyeti altı kişiden oluşur, ama onun sadece bir kişisi ziraatçıdır. Oda belki şehir merkezinde yaşayan, çiftçilikten anlamayan bir ziraatçıdır. Diğer üyelerin tamamı belediyeler tarafından tayin edilen elemanlardır. 

                   Hallerdeki işleyiş mekanizması da ayrı bir dert. Üreticiyi en fazla mağdur eden de bu. Zira üretici malını haldeki bir komisyoncuya teslim ettiğinde, malının değerini, eline geçecek paranın miktarını bilmez. Arık üreticinin alın terinin değeri komisyoncunun insafına kalmıştır. Komisyoncu üreticinin malını istediği fiyata satar, içinden yasada belirlenen komisyonu kestikten sonra kalan parayı üreticiye öder. Komisyoncunun bu ilişki de hiçbir sorumluluğu yoktur. Gerekirse üreticiye malın satılmadı çürüdü deyip de, üreticiyi beş parasız gönderebilir. Bu bakımda Türkiye genelinde, hallerdeki işyerlerinin %80 i komisyoncu tabir edilen kişilerin elindedir. Bunlar hiç sermaye koymadan büyük paralar kazanırlar. Çoğu da iktidarların adamları ve yandaşlarıdır.

TÜİK in 2012verilerine göre Türkiye genelinde hallerde 11303 işyeri vardır. Bu işyerlerinin 9444 ü komisyoncu, 1859 u Tüccar ve 586 adedi de üretici birlikleridir. Bu verilere göre Türk köylüsü, Türk üreticisi ve dolayısı ile tüketicilerin geleceği komisyoncuların insafına terkedilmiştir.

Devam edecek

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.