Hava Durumu

GIDA ÜRETİMİ ve KÖYLÜMÜZÜN SORUNLARI  (8)

Yazının Giriş Tarihi: 02.03.2024 16:42
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.03.2024 16:42

        Yasaya göre tarımsal arazinin maliki vefat edince, eğer mirasçılar mirasın açılmasından itibaren bir sene içinde anlaşıp, tarlalarındaki hisselerinin mülkiyetini aralarında birine devretmezlerse veya tasarruf konusunda anlaşıp bir şirket olarak işletmezlerse, toprak bölünmesin diye devletin müdahalelerini öngörmekte, zamanla devlet mahkemeler de ortaklığın giderilmesi davası açıp yeri en çok para verene bu tarlaları satabilecektir, köylünün bu toprakları  alacak maddi gücü olmadığı içinde zengine devlet tarafından peşkeş çekilmiş olacaktır. Devlet bu kanunla tarım arazilerini bir  işletme olarak düşündüğü içinde bu yasa gereği sınır komşularını da bu şirkete dahil etmiştir. Yani bu şu demektir. Sen mirasçılarla anlaşıp tarlayı bölmeden tek bir kişi üzerine alamamışsan ve tarlan da hisseli olarak kaldıysa,  sınır komşularından birisi senin parseline ortaklığın giderilmesi davası açarak senin babandan dedenden kalma tarlanın mülkiyetinin komşuya geçmesi ihtimali de vardır. Nitekim bu değişikliğe dayanarak mahkemelerimiz de davalar açılmaya başlandığını da görüyoruz. Bu şu demektir. Çok zengin birisi istese bir köyün topraklarının tamamına zamanla sahip olabilir. Bu yasa iyi olsun diye çıkarıldı ama uygulamada köylüyü ve köylülüğü bitiren bir yasadır. Tabiri caizse köylünün darağacını hazırlayan bir yasadır.

                   Devletimiz, tarımda ucuz sulama yaptırmak amacıyla büyük masraflar yaparak göletler ve sulama barajları inşa etmiştir. Bu sulama barajları sayesinde maliyetler düşecek, çiftçinin cebinde sezon sonu daha fazla para kalacaktı. Ancak devlet bu sulama barajları yaparken, sulama suyunun kalitesini artırıcı  hiçbir tedbir almamaktadır. Baraja su temin eden dereler ve çaylara tabiata zararlı kimyasal atıkların denetimini ve kontrolünü yapmadığı için baraj da biriken sular insan ve çevre sağlığı açısından zararlı bir hale gelmektedir. Fabrikaların, sanayi sitelerinin atıkları ile özelliğini kaybeden suyu, tarlaya verdiğimiz de ise beş sene gibi bir zaman geçmeden, köylünün toprağı çoraklaşmakta olduğu gibi, bu su kullanılarak üretilen sebze ve meyveler tüketiciyi de zehirlemekte ve sosyal yapımız da büyük sağlık sorunlarının çıkmasına sebep olmaktadır. İyi niyet ve büyük masraflarla yapılan tesisler, su havzalarının bilinçsizce korunmaması sayesinde kısa sürede atıl bir vaziyete dönüşmektedir. Bu itibarla devlet bir sulama barajı ve göleti yapacağı zaman öncelikle, o barajı besleyen dere ve kaynakların temiz olmasını sağlayan fizibilite çalışmalarını iyi işletmelidir. Gerektiğinde müdahale ederek, zararlı artık üreten fabrika ve tesislere su arıtma sistemi kurmasını zorunlu hale getirmelidir.                              

Bilindiği gibi arzın belli bir derinlikten altı devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Toprağın yüzeyi özel mülkiyete konu olabilmekte ve tasarrufu kişi ve kuruluşlara yasalarla bırakılabilmektedir. Fakat yer altı suları kanunu gereği, toprağın altı tamamen devlete aittir. Bu itibarla yeraltından çıkan sular kimin tarlasından çıkarsa çıksın devletin malıdır. Gerek sulama ve gerekse de içmek amacıyla toprağa sondaj vuracağım dersen bu yasa gereği , gerekli izin ve ruhsatları almak zorundasın. Mevzuata uygun olarak, tarla sulamak amacıyla büyük masraflar ederek 100-150 metreden çıkardığın suyu kendin istediğin gibi ve istediğin miktarda da kullanamazsın. Kanun gereği kullandığın suyun bedelini de az veya çok devlete ödemek zorundasın. Yani devlet senin tarlandan çıkardığın suyun da, hiçbir masraf yapmasa da sahibidir. Hatta yer altı suları da kanun değişikliğinden önce çıkarılan derin kuyularda, bu yasa kapsamına alınmış ve bildirim mecburiyeti getirilmiştir. Devlet çiftçiye ve köylüye bir iyilik yapmak istiyorsa, öncelikle küçük çiftçiyi bu bürokrasiden muaf tutmalıdır. Gerek yer altı ve gerekse baraj sulama maliyetlerini en alt seviyeye indirmeli, sadece işletme giderlerini almalıdır.

         3-)Devlet tarafından kurulmuş üniversite ve yüksekokulların ziraat ve tarım konularında tedrisat yapan üniversite yüksekokul ve okul seviyesinde öğrenim veren kurumlarda, üretim ve uygulamaya dayalı bir eğitim verilmelidir. Ağacı, bitkiyi sebzeyi ve tarlayı kitap üzerinden okuyarak mezun olanlar elbette ki, yarın, il ve ilçe tarım müdürlüklerine geldikleri zaman masa başı elemanı olmaktan öte geçemiyor. Tarlayı ve toprağı masa başından yönetmeye çalışıyor. Bugün üniversitelerimiz de ziraat ve hayvancılıkla ilgili eğitim veren üniversitelerimizde, üretime dayalı bir model uygulanmadığı için, okulu bitirip sorumlu mevkie getirilen bir ziraat mühendisi tarla bitkilerinin çoğunun adını, nerede ve nasıl yetiştiğini dahi bilmiyor. Ziraat bir uygulama işidir. Masa başı mesleği değildir. Önce tohumu bitkiyi sen yetiştirecek ve daha sonra da çiftçiye öğreteceksin. Bugünkü üniversiteyi bitiren ve daha sonra tarım müdürlüklerinde görev alanların çoğu hastalıklara karşı hangi ilaçların kullanılacağını üretici köylüden öğreniyor. Onun içindir ki her ilde ziraat fakültelerimiz, yüksekokul ve meslek liseleri  olduğu halde, bu fakülteler de isimlerinin önünde bir sürü prof, doçent, Dr gibi akademik ünvanlı bir sürü öğretim görevlimiz olduğu halde, piyasadan alıp yediğimiz elmalarımız golden,starking, grany smit vs. gibi yabancı ithal tohumların ürünü. Portakalımız hakeza Washington, yafa gibi yabancı menşeli. Kendi köylümüzün geleneksel ürünleri Amasya elması, ferik elması vs. gibi  ürünlerimiz piyasadan çekilmiş vaziyette. Tohumlarımızın %70 den fazlası Hollanda, İsrail gibi küçücük devletlere bağlanmış. Allah muhafaza bu devletler bize ürettikleri tohumları vermemek gibi bir karar alırlarsa, türk çiftçisi ziraat  yapmaz bir hale gelir. Maalesef bizdeki eğitim sisteminin her konudaki hali pürmelali pek iç acıcı değil… bu eğitim sistemi ile ne Türk köylüsü ve ne de Türk insanı kalkınamaz.

                                               Devam edecek…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.