Hava Durumu

KANLA YOĞRULAN TOPRAKLAR (3)

Yazının Giriş Tarihi: 13.05.2024 13:35
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.05.2024 13:35

ABD 2018 yılında büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyınca dünya islam ülkeleri işbirliği teşkilatı da elçiliklerini Filistinlilerin bölgesi olan Doğu Kudüs’e başkent olması için karar aldılar. Bu karar gereği İslam ülkeleri elçiliklerini Doğu Kudüs’e taşıyacaklardı. Lakin bugüne kadar da Türkiye de dahil hiçbir İslam ülkesi büyükelçiliğini Doğu Kudüs’e taşımadı, taşıyamadı. Bu hikâyede olduğu gibi hala bekliyoruz. Acaba hangi babayiğit islam ülkesi bu şanı alıp da İsrail’in boynuna takacak bekliyoruz. Bugünkü 50’den fazla İslam ülkesi, değil bu çanı İsrail’in boynuna takmak lafla da olsa sonuca müessir bir eylem de dahi bulunamıyoruz. Dünyanın bütün üniversitelerinde Gazze’deki İsrail katliamı yürüyüşler ve protestolar yapılırken biz de dahil İslam ülkelerindeki sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerde hiçbir hareket yok. Bizim sağcımız da solcumuz da artık bu iktidar döneminde iğdiş edildi. Artık haksızlık ve zulümlere karşı protesto gücümüz uyuşturuldu. Eskiden bundan 50-60 yıl önce bu ülkenin solcuları Amerikan askerlerini taşıyan gemiler Dolmabahçe önlerine demirlediğinde solcu dediğimiz gençler önlerinde ‘’gohomeAmerica’’ pankartları ile ABD askerlerinin gemilerden inmelerini önlemeye çalışır gerekirse polisle çatışırlardı.Amaç, Beyoğlu’ndaki bazı mekanlardaki çalışan Türk kadınının haysiyetini korumaya çalışmaktı. Şimdilerde onlar da devşirildi. Ancak hala insanlık damarı canlı olan AB ve ABD üniversitelerindeki gençler, İsrail’i protesto ve Gazze’nin yanında olduklarını ifade babında gösteriler, polise direnmeye varan protestolarını hem akşam haber bültenlerinde görmekteyiz.

Türkiye Gazze’deki katliam ve soykırım hakkında insan hakları mahkemesine dava bile açmadı ama Hristiyan olarak kabul edip cehenneme postaladığımız Güney Afrika Cumhuriyeti ‘’ İsrail’in Gazzede İnsanlık Suçu İşlediğine’’ dair dava açtı. Türkiye ise bu davaya başta müdahil bile olmadı ancak beş orta Amerika ülkesi müdahil olduktan sonra Sayın Cumhurbaşkanımız bu davaya Türkiye’nin müdahil sıfatıyla katılacağını söylemeye başladı.

Dünya da, devletlerin diğer ülkeler nezdindeki etkisi nüfuslarının çokluğu ile değil, insanlığa bulundukları olumlu katkılar ve ekonomilerinin ağırlığı ile ölçülüdür. Dünya üzerinde çok büyük nüfusa sahip bir sürü ülke var ama, milletler arası arena da esamesi bile okunmaz, hiçbir ağırlıkları yoktur. Nüfusu az olan nice ülkeler vardır ki ; insanlarının eğitimi, ekonomiye katkıları, insanlığın geleceğine ışık tutan buluşları vs. gibi artı değerleri üretmişlerdir.  İnsan gücü, ekonomik güç, kültürel  zenginlik gibi kavramların otoriter güç olduğu gerçeği her yerde kendini gösterir. Örneğin bizim ülkemiz de dahi, meclisin yapısına, siyasi partilerin kurumların hepsinde maddi seviyesi ve tahsili yüksek kişilerden oluştuğunu görürüz. İnsanları ve ülkeleri hep bu statüdeki insanlar idare etmiştir.

Bugün dünyada sadece 15 milyon kadar Yahudi vardır. İslam aleminin nüfusu ise 1.5 milyardır. Yani bir museviye karşı yüz Müslüman var. Rahmetli  Erbakan “Dünya’nın idaresini Yahudilere teslim etseniz, vali ve kaymakam atayacak kadar Yahudi nüfusu bulamazsınız derdi.  Fakat ne acıdır ki dünyada nüfus bakımından azınlıkta olan Yahudiler, bugün dünyayı ve Müslümanları yönetiyor. Aynı zamanda da Yahudiler, Müslümanlardan yüzkat ve hatta binkat daha zenginler.

Çünkü dünya ekonomisinin yüzde yetmişinden fazlasına Yahudiler hükmediyor. Tüm sanayi ve üretim dallarında onlar hakim.

Dünya ekonomisine, parasına ve ticaretine yön veren yedi ailenin tamamı Yahudi. Tüm zamanların en etkin bilim adamı, Albert Einstein, psikanalizin babası sayılan Freud, komünizmin akıldanesi Karl Marks, aşıyı bulan Rubin, çocuk felci aşısını geliştiren Jonas salksyahudidir. Bunlardan başka dünyada ve Türkiye’mizde hastane ve sağlık alanında kullandığımız, tanı teşhis ve tedavi araç gereçlerini ve ilaçlarını üretenlerin tamamı Yahudi firmalarıdır. Son yüzyıl içinde 14 milyon Yahudi sadece bilimsel alanda 104 nobel ödülü kazanırken, 1.5 milyarlık İslam alemi yalnızca üç adet Nobel ödülü kazanabilmiş. Üstelik dinimizin ilk emri oku olduğu halde, ilim Müslüman’ın yitik malıdır, nerede bulunursanız alın, ilim Çin’de de olsa gidin alın diyen bir dinin mensupları olduğumuz halde… bu listeyi uzatmak mümkün. Liste o kadar uzar gider ki en önemlisi bugün bir marketten alıp tükettiğimiz mal ve malzemenin 70 i bunların eliyle üretilmekte ve paraları  Yahudi’ye gitmektedir. Yahudi bugün tohum üretmese Türk çiftçisi üretim yapamaz.

Çünkü geleneksel tohumlarımızı bir kenara attık, GDO LU Yahudi’nin ürettiği tohumlara bel ağladık.

Bize bugüne kadar din diye öğretilen müfredatın, gerçekte İslam dini ile alakası olmadığını şimdilerde anlamaya başladık. Bugün din diye anlatılanlar, hala bundan bin sene önceki zaman dilimi içindeki,  o günün şartlarında anlatılan bilgiler… Halbuki yaşadığımız çağın şartları, anlayışları, bilim alanındaki gelişmeler o kadar ileri gitti ki, artık yapay zeka sayesinde insan oğlu geçmişi de yaşayabiliyor.

Allah’ın dinini bin sene öncesinden bugüne getiremediğimiz içinde, İslam alemi her konuda yerler de sürünüyoruz. Evet, Müslümanların bir dini var ama aklı yok… Aklı çalıştırmayan bir din de, yaşadığı topluma huzur getiremiyor.

İslam toplumlarında, aklı kullanmanın bir sonucu olan teknoloji ve fen olmadığı için, gözleri önünde bir avuç Yahudi’nin katlettiği insanlar için, yapacakları bir şeyde yok. Gözlerimiz önündeki katliamları durdurmak için de, İskender’in kılıcı lazım, o da İslam aleminde yok…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.