Hava Durumu

SİYASET VE CEMAATLER

Yazının Giriş Tarihi: 08.04.2023 14:02
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.04.2023 14:02

Türkiye'de siyaset, anayasa ve kanunlara göre çizilen sınırlar içinde yürütülmüyor. İktidar erkini elinde tutan güçlerin kafalarında oluşturdukları imgeler üzerinden siyaset şekilleniyor. Sorarsanız herkes lafta seçimlere müdahale etmedim diyor ama il ve ilçe seçim kurulları dahil YSK başkan ve üyelerinin çoğunluğunu iktidar belirliyor. Onun içindir ki siyaset kurumu kendi lehine olan işlerde, illegal de olsa kurumları kullanarak legal hale getirebiliyor. Böyle olunca da siyasi partiler eşit şartlarda mücadele edemiyor. Bu eşitsizlik toplumda siyasi kutuplaşmaların oluşmasına sebep oluyor. Sayın Erdoğan; 15 Temmuz darbesinin sorumluluğunu üzerinden atmak için darbeden beş ay gibi bir süre geçmeden kapsamlı bir anayasa değişikliği hazırlayarak 2017 Ocak ayında meclisten geçen, 2017 Nisan'da da referandumla kabul edilen Anayasa değişikliği ile parlamenter sistem yerine dünyada hiçbir benzeri olmayan Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini getirerek yasama, yürütme ve yargı gibi tüm yetkileri elinde topladı. Sözde parlamenter sisteminde seçimler sonucunda oluşacak tabloda, partiler tek başına iktidara gelemezlerse koalisyonların kurulması veya kurulamaması nedeniyle devlet idaresi büyük zaafa uğruyor ve işlerin yürümesi de hantallaşıyordu. Yeni sistemde bütün bu sorunlar sözde ortadan kalkacaktı ama hiç de öyle olmadı. Eski sistemde; demokrasilerin vazgeçilmez ilkesi olan seçimlerde, halkın iradesi meclise yansıyor, hükümet kurma ittifakları seçimden sonra başlıyordu. Lakin Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde ise daha seçimler olmadan ittifaklar başlıyor. İktidar koltuğunun ayağının altından kaydığını anlayan iktidar partisi, küçük ortağına da güvenmemiş olacak ki; yüzde yarımlık, yüzde birlik partilerin kapılarını çalıyor. Kendi emeği ile yıllardan beri ana muhalefet postunu kimseye kaptırmayan parti de koltuğunun altına dört siyasi partiyi almasına rağmen o da ortada kalmış yüzde yarımlık ve birlik partileri tavlama peşinde... Eskiden siyasi partiler, seçimler yaklaşınca toplumda kanaat önderi olarak kabul edilen dini cemaatler ve tarikatların kapılarını çalar, onlardan destek beklerlerdi. Tarikatın şeyhi ve cemaatin liderinin huzuruna çıkılarak el etek öpülür, onların hayır duaları alınır, dönerken de zarf içinde biraz dünyalık bırakılırdı. Bazen de o cemaat veya tarikatın başında bulunan birkaç kişi listelere konulur veya yakın akraba ve dostlarından bir kısmı devlet kurumlarına yerleştirme sözü verilerek ulufeler dağıtırlardı. Geçenlerde okuduğum bir haberde, Türkiye'nin önde gelen cemaatlerinden şimdilik ikisi, bu seçimlerde Cumhur ittifakını destekleyeceklerini açıkça kamuoyunda paylaştıkları yazılıydı. Her halde tarih boyu dini bir hüviyet kazanan tarikatlar, bu iktidar zamanında sekülerleşmiş olacaklar ki, kamusal alandaki maddi kazanımlarını devam ettirme arzusundalar... Üzülerek itiraf etmeliyiz ki; iktidar partisi, iktidarda kalabilme uğruna İslam dininin kutsal saydığı değerleri istismar ede ede cahil vatandaşı dininden soğuttu. İnsanlara hak ve hakikati öğretmekle görevli dini kurumların dünyevileşerek kalplerini dinleyeceği yerde nefislerinin arzularına kapıldıklarını gören gençliğin büyük bir kısmı deizm veya ateizmin kucağına düşmüş vaziyette. Sosyal medyada gençlere uzatılan mikrofona dindarlık hususunda sorulan sorulara verilen cevapların çoğu hiçbir dine inancının olmadığı yönünde. Dışarıdan bakanlara bu iktidar dindar görünse de dinsizleşmenin en fazla toplumda neşvünema bulduğu zemin bu iktidar zamanında çoğalmıştır. Eskiden bu insanların din adamlarına, tarikat ve mensuplarına bir saygısı vardı. Fakat iktidarın söylem ve eylemleri neticesinde, dini kurum ve din adamlarına nefret söylemleri şu anda çok aştığı gibi güvenilirliğini de yitirdiler. Bu seçimler gösteriyor ki; artık partiler arasındaki kutuplaştırma ve ötekileştirme dili, dini tarikat ve cemaatlere de sıçramış durumda. Artık din, siyasette de tarikatlar ve cemaatlerde de kazanç kapısı olmuştur. Bu sosyolojik dönüşümü de, dini amacına değil yedeğine alan iktidarın siyaset anlayışıdır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.