Yaşam bazen öyle acımasız ve insafsız oluyor ki…

Bazı sevdiklerimiz; Yaşar Kemal’in bir romanında yazdığı gibi “İyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler” dedirterek aniden aramızdan ayrılıyorlar.

Gidenler gidiyor ama geride kalanlara hüzünlü şiirler, özlem mektupları ve yürekleri dağlayan yazılar yazmak/okumak kalıyor. Ama yazının veya mısranın her satırında eksik bir şeyler kaldığını hissederek..!

Biliyoruz ki aramızdan ayrılan bazı insanları anlatmak çok zor oluyor. Ne kadar çaba harcarsak harcayalım, daima eksik bir şeyler kaldığını hissediyoruz yazılarımızda ve anlatılarımızda…

Adeta bazı cümleler ve kelimeler hapsoluyor bir yerlere, onların onur dolu yaşamlarını anlatırken…Bazı insanlar; yaşamlarına öyle çok şey sığdırmışlar ki; ne bir şiir yazmak, ne de bir mektup döktürmekle anlatılamıyor o yaşam…Güdük kalıyor anlatılar/yazılar…

Eksik kalıyor bir şeyler,bir yerlerde hep…

Abdi Gazioğlu’nun yaşamı da böyle olmuş işte…Parantez 25 Temmuz 1956’da açılmış Orhaneli’nin Sadağı Köyü’nde…Yine aynı köyde 2 Ağustos 2017’de çıkan bir yangında trajik bir şekilde kapanmış bu parantez…

Ama geride onurlu ve iz bırakan bir hatırası kalmış. Çünkü 61 yıllık yaşama binlerce mutluluk,sevgi ve dostluk sığdırmış Dr.Abdi Gazioğlu…

                                  ABDİ GAZİOĞLU’NA HÜZÜNLÜ VEDA

Orhaneli ilçesi Sadağı Köyü’nden Hacı Mustafa Gazioğlu ve Selime Gazioğlu’nun 6 çocuğundan beşincisidir Abdi Gazioğlu…Radyoloji doktorudur.Bir dönem Bursa Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcılığı yapmıştır.Özel bir kliniği de olan Gazioğlu,çevresinde çok sevilir.Neşe dolu tavırları ile insancıl ve nüktedan kişiliği, insanların onu çok sevmesine neden olur.Kültürpark Göl Çay Bahçesi’nde oluşturduğu arkadaş gurubunun en renkli kişisi olmuştur Dr.Gazioğlu…Gür sesi,şakaları ve dolu-dolu kahkahaları, dostları için vazgeçilmez bir yaşam sevinci olmuştur hep…Renkli tiril-tiril gömlekleri ve ekose ceketleri ile, insanların beğenisini de kazanmıştır her zaman…

Bu sıra dışı karakteri Süs adlı kitabına taşıyan Özkan İrman’ın da dünürüdür Abdi Gazioğlu…Ama ne yazık ki hayat dolu bu insan, dostları ile birlikte yaş gününü kutladığı bir Orhaneli akşamında; Gazioğlu Çiftliği’nde çıkan bir yangında hayata gözlerini yumar.

Bu zamansız ve apansız ölümden sonra şoka giren dostları, onun yokluğuna uzun süre alışamaz.Onun için anma günleri ve geceleri düzenlerler.

Yazar Özkan İrman’da; çok saydığı ve sevdiği bu insanın ardından,ona değer veren insanlara bir çağrı yaparak bir mektup yazmalarını ister.İşte SÜS isimli kitabın mantalitesi budur. Ve bu kitap; sahibini özleyen mektuplardan oluşur.

                          “YARA HİÇ KAPANMIYOR,KAPANMASIN DA”

Özkan İrman edebiyat dünyasına kazandırdığı son kitabı Süs’de; editörün mektubu ile birlikte 29 mektup var Dr.Gazioğlu’na gönderilen…Bursa iş dünyasının ünlü isimleri de yazmıştır sevip-saydıkları Abdi Gazioğlu için…Fuat Bursalı, Prof.Dr.Mahmut Yavuz, Resul Yiğit, Recep Beygirci, Kenan Çelik, Suat Gülçimen, Metin Erkan, Hakan Rüştüoğlu, Gültekin Delen, Muzaffer Özel, Filiz Gündoğdu, Hayrettin Topçu ve Bülent Kayhan bu kitapta Gazioğlu’na mektup yazan isimlerdir.

Ama kitaptaki en hüzünlü mektupları Dr.Gazioğlu’nun çocukları yazmış. Merhum Gazioğlu’nu yazan oğlu Alper Gazioğlu “Yara hiç kapanmıyor,kapanmasın da zaten…Yokluğuna alıştım sanıyorum bazen ama olmuyor.Keşke yine arasan ve ‘Çilek getirdim’desen de aşağı insem ve sana uzunca sarılsam” derken, okurları derin bir hüzne boğuyor adeta…

Sevilen doktorun kızı Ahsen Gazioğlu Örskıran’ın mektubu da bir o kadar duygu yüklü:”Hayattaki en iyi arkadaşım Babacığım…En çok telefonlarımı ‘Kızım’ diye açmanı ve ‘Seni seviyorum’ diye kapatmanı özlüyorum.Sesin hep hafızamda,kokunu içime çekebilmek için de, renkli gömleklerinden biri hep yanımda..”

Kitapta yer alan 29 mektubun içinde en duyarlısını da gelini Irmak İrman Gazioğlu yazmış: ”Babam,canımın içi…Sen gittin,hayatın tadı gitti.Sen getirmiyorsun diye erik sevmiyorum artık…Bu sene erik yiyemedim.Oğlum Alp’i de ne yazık ki sensiz büyütüyoruz”.

61 Yıllık yaşamında çokça dost biriktiren Dr.Abdi Gazioğlu’na ailesi de mektuplar göndermiş tabii ki…Ağabeyleri Mehmet Gazioğlu ve Osman Gazioğlu’da bir hasreti dile getirmişler Gazioğlu ve İrman ailesinin diğer fertleri gibi…

Herkes…Tüm sevdiklerine telefonu “seni seviyorum” diyerek kapatan hümanist kişilikli Dr.Gazioğlu’na sevgilerini iletmişler mektuplarında…

Zamansız giden birinin ardından…En büyük ve en anlamlı duygu olan; vefayı da yaşatmışlar.

Bir de hiçbir zaman bitmeyecek özlemlerini..!

ÖZLÜ SÖZLER: Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır.(MONTAİGNE)

-------------------------------------------------------------------------------------------------

                                ABDİ GAZİOĞLU GERÇEĞİNDE

                                      HAYATI SORGULAMAK..!

İş insanı ve yazar kimliği ile tanıdım Özkan İrman’ı…Kentimizin havlu sektöründeki en başarılı iş insanlarından biridir ve 21 kitap yazarak ciddi bir edebiyatçı olduğunu da kanıtlamıştır Bursa kamuoyuna…

Kendisini 2 yıl önce ON TV’de “Türkiye Gündemi” isimli programıma konuk olarak çağırdığımda; anladım onun gürül-gürül akan bir yaşam felsefesi olduğunu… İrman:” Her şey bilmekle başlar” şeklinde belirlediği yaşam felsefesi ile; dünden,bugünden ve yarınlardan umut mesajları verdi her paragrafında… Kendisinin anlatıları ve örneklemeleri sıra dışıydı ve de aynı kuşaktan gelmenin getirdiği pozitif enerji ile, bir saatlik söyleşinin nasıl bittiğini anlayamamıştık o TV programında…

Bugün onun 21.kitabının bir eleştirisi var yan sütünlarda…Yazdığı 21. kitabına Süs ismini veren Özkan İrman,yaşamının en önemli karakterlerinden birine ayırmış bu kitabı…

Dünürü Dr.Abdi Gazioğlu’nun dramatik bir olay sonrası yaşama veda etmesinden sonra böyle bir yapıt hazırlamaya karar veren Özkan İrman,kitabın önsözünde bu amacını şöyle anlatmış:”Bazı insanlar vardır,bizzat varlığı süstür.O süsler yüreğe takılır ve bir daha hiç çıkarılmaz.Dr.Gazioğlu bir süstü,herkesin süsü…Süs’ün bir süsü olsun istedim bu kitabı hazırlarken…Amacım:Abdi Gazioğlu gerçeğinde hayatı sorgulamak ve onu daha fazla öğrenmektir.Ben onun işinin doktorluk olarak biliyordum.Meğer onun işi:İNSAN’mış”.

Editörlüğünü meslektaşlarımızdan Sibel Bağcı Uzun’un yaptığı 171 sayfalık kitap, Majör Yayınları’ndan çıktı.Anıları unutturmayacak fotoğraflarla da dolu olan bu vefa kitabında;insanın içini ılgıt-ılgıt saran bir insan sevgisini hissetmek mümkün…Şu kuşatılmış pandemi günlerinde;bu kitabı okumak bana çok iyi geldi.Her satırını içimde hissederek okudum bu kitabı…Ve “İyi ki Dr. Abdi Gazioğlu gibi insanlar varmış içimizde “dedim gelecek günlerimizi aydınlık kılacak.

Kitabın içeriğinde; anılar ve kayıp sonrası hissedilen duygular şeklinde 2 bölüme ayrılan mektuplar,inanın bazen insanın içini burkuyor.Bazen gözleriniz doluyor,kimi zaman da gülümsüyorsunuz yazılanları okuyunca…Dolu-dolu yaşanmış bir hayatı ve ayak izlerini hissediyorsunuz.

Ama sonunda da; “iyi ki böyle bir kitap yazmış Özkan İrman” diyorsunuz.Vefa’nın sadece İstanbul’un bir semti olmadığını doğru sözlerle anlatan…