Türk Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısı ile 27 Nisan 2007 tarihinde gece saat 23.20'de yaptığı, laiklikle ilgili açıklamanın 14. yıl dönümü bu gün.

Türkiye kamuoyunda egemen olan görüş, basın açıklamasının "muhtıra" olduğu yönünde...

Bildiri internet aracılığıyla verildiği için "e-muhtıra" olarak da adlandırılmakta.

27 Nisan 2007 tarihli bildiriye ilişkin açılan soruşturma, dosyanın tek şüphelisi olan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın 21 Kasım 2019 tarihinde yaşamını yitirmesiyle takipsizlik kararıyla kapatılmıştı...

* * *

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt 12 Nisan'da Cumhurbaşkanı’nın Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başkomutanı olması sıfatı ile bu seçimlerin kendilerini de yakından ilgilendirdiğini belirtmesi ve seçilecek Cumhurbaşkanının Cumhuriyetin temel ilke ve kuralları ile Atatürkçülüğün gereklerine sözde değil özde bağlı olması gerektiğini beyan etmesi, kimi sivil toplum kuruluşları tarafından organize edilen 14 Nisan Cumhuriyet Mitingi'nin sonuç vermemesi sonucu süreç doğal olarak başlamıştı.

Başbakan Erdoğan, Abdullah Gül'ü aday göstermesi üzerine 27 Nisan 2007’de 367 krizi gölgesinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin gecesinde Genelkurmay Başkanlığı’nın yayımladığı e-muhtıra ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı Türk demokrasisinde bir kara leke olarak tarihteki yerini aldı.

* * *

Ölümünden önce Büyükanıt talimatla alınan ifadesinde, 27 Nisan 2007 tarihli basın açıklamasının kendisi tarafından kaleme alındığını, TSK bünyesinde mahiyetindeki hiçbir personelin katkısı, hiçbir kuvvet komutanının, hiçbir personelin yayınlandığı ana kadar haberi olmadığını belirtmişti.

Soruşturma sürerken, Büyükanıt, 21 Kasım 2019 tarihinde yaşamını yitirdi.

Bunun üzerine dosyanın tek şüphelisi olan Büyükanıt ile ilgili sürdürülen soruşturmaya, “soruşturma ve kovuşturma olanağı kalmadığı” gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiş ve dosya kapatılmıştı.

* * *

Türkiye tarihinde asker-siyaset ilişkisi her zaman tartışılan bir konu olmuştur.

Askerin siyasi yaşam üzerindeki etkisi Cumhuriyet öncesi döneme dayanmakla birlikte Cumhuriyet sonrasındaki rolü, esas olarak 1950 yılında resmi ideolojinin savunucusu savındaki CHP’nin iktidarı seçimler sonucu DP’ye devretmesi ile başlamıştı.

Bu tarihten 10 yıl sonra, 27 Mayıs 1960’ta gerçekleşen askeri müdahale, on yıllar sürecek olan askeri darbe geleneğinin de başlamasına neden oldu.

Sonraki dönemlerde sırasıyla 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980’de askerler ya sivil iktidarı göreve bırakmaya zorlamış yahut yönetimi bizzat ele almıştır.

Askeri darbe geleneğinin en canlı bir örneği de 28 Şubat 1997 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında yaşanmıştır.

Ardından da 15 Temmuz hain darbe girişimi...

Ve en son olarak da 103 emekli Amiralin Montrö Sözleşmesi ve bir Türk Silahlı Kuvvetleri mensubunun medyada yansıyan görüntülerine ilişkin yayınladıkları bildiri, Türkiye’nin yakın tarihinde derin etkiler bırakmış askeri müdahaleleri ve vesayeti yeniden gündeme getirdi.

Henüz beş yıl önce bir askeri darbe girişimine muhatap olmuş AK Parti iktidarı bildiriye en üst düzeyde sert tepki gösterirken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bildiride imzası bulunan amiraller hakkında anayasal düzene karşı suç işleme şüphesiyle soruşturma başlattı.

Soruşturma sürmekte...