Sorum sanadır sevgili okurum:

Türkiye’nin; hayat pahalılığından, işsizlikten, salgından, siyasetteki gerilimlerden oluşan ağır gündeminde bir kedinin ölümü ne anlam ifade eder?

**************************

Eğer şefkat, merhamet, empati duygularınız; eğer vefanız varsa; elbette büyük anlamı vardır dostluk kurduğunuz bir kedinin ölümünün diyerek Ali Rıza Altun’a getireyim sözü.

Kendisini, “doğada yaşayan, yaşadıkça da varlığın mucizelerine tanık olan biri’’ olarak tanımlayan değerli dostum Ali Rıza Altun, Facebook’ta beni sarsan bir paylaşım yaptı. Buyurun okuyalım:

**************************

“FİP

Adı Sani’ydi; burada bu kır evinde doğdu. Hayvanların bir karakteri olduğunu, bazen bir insandan fazla dost, yoldaş olabileceklerini birlikte geçirdiğimiz iki yılda bana gösterdi.

Sarılması, dokunması, bakışları, konuştuklarımı dinlemesi her şeyi ile özel olduğu için ona bir hayvan muamelesi yapmaktan vazgeçmiştim.

Bazen bir filmi baştan sona beraber izler, karşımda bir insan varmış gibi, bazı geceler yüksek sesle kitap okurdum kendisine.

Gök gürültüsünden ve şimşekten çok korkar, öyle havalarda bir çocuk gibi bana sarılırdı.

Bir gün gitti ve günlerce gelmedi. Onun gelmesini sabırla bekledim, umudumu kestiğim bir gün çıkageldi.

Sendeliyordu, zayıflamış o yemyeşil gözleri buğulanmış, tuhaf bir sarıya dönmüştü.

Günlerce bir şey yemedi.  Kuytu bir köşede yatıyor, derman bulabilirse eski günlerde olduğu gibi kucağıma gelip beni neşelendirmeye çalışıyordu.

Bir süre sonra arka ayakları tümden felç oldu. Tesadüf o arada benimde ayağım kırıldı.

Aynı evin içindeydik, o gelemiyor ben yürüyüp yanına sıklıkla gidemiyordum. Durumu giderek kötüleşiyor çok acı çekiyordu. Kar yolları kapattığından bir veterinere götürme olanağım bir süre yoktu. Götürdüğümde ise artık çok geçti. Hekim FİP’ e (kedilerin koronası)  yakalandığını, kurtulma şansının çok az olduğunu söyledi. ''Kurtarmak için elinizde ne geliyorsa yapın'' dedim. On gün hayvan hastanesinde kaldı.

Almaya gittiğimde “dilerseniz uyutalım” deyince ilk şoku yaşadım. “Hayır, olmaz öyle şey dedim’’, birlikte eve döndük. Çok mutluydu eve geldiği için, ama uzun sürmedi bu mutluluk.

*************************

Hayatımın en zor günleri olarak hatırlayacağım o birkaç günden sonra çok acı çektiğini görünce uyutmaları için hastaneyi aradım.

Onunla geçireceğim son gün son geceydi. Yarın bu saatlerde ölmüş olacaktı. Gece yanına uzandım saatlerce başını okşadım onun son gecesiydi ikimizde biliyorduk.

“Sani, ölmek istiyor musun?” diye garip bir soru sordum. Bunu birkaç kez tekrarladığımı hatırlıyorum.

Gözlerime baktı gözlerinin iki yanında bir ıslaklık gözüme çarptı. Bir kedinin benimle birlikte ağladığına şahit oldum.

Gidip yatağıma uzandım. Uyuyamadım, sabahı bekledim. Bir idam mahkûmunu darağacına götüren gardiyan rolü verilmişti bana. Nasıl uyuyabilirdim ki.

Sabah yanına gittim “hadi gidiyoruz’’ dedim. Günlerdir bir şey yemeyen Sani birden önündeki mamayı yemeye başladı.

Son duasını yapan bir mahkûm gibiydi... Bunu, o an için neden yaptığını anlamam imkânsızdı. Çok sonra anladım… Yaşamak istiyordu.

Kucağıma aldım. Hastalık sesini de götürmüştü. Artık sadece ağzını açıp kapatıyordu. Yol boyunca gözlerime bakıp durdu. Hastanenin önüne gelince vedalaştık. İçeri girme cesaretini gösteremedim.

İşte o anda hayatımın en zor sorusunu sordu görevli kadın… “Ölüsünü alacak mısınız, biz mi gömelim.’’

“Siz gömün’’ dedim. O ölüme gitti, ben eve döndüm.

**********************

Aradan bir ay geçti “melekler var mıdır?” sorusuna artık vereceğim bir yanıtım var.

Melekler var ve ben onlardan birini tanıma fırsatını bulan şanslı insanlardan biriyim.

O ölüme giderken şanslıydı. Yanında başını okşayan, acılarını bir nebze olsun dindiren biri vardı.

Sevgili dostlar; bu lanet hastalık sokak hayvanlarında hızla yayılıyor. Tedavisi yok.

Yapabileceğiniz tek şey sahiplenmek, sevmek ve acısını paylaşmak. Sevgiyle kalın...’’

**********************

Yukarıdaki satırları okurken de, yazımı yazarken de gözyaşlarım sel oldu aktı; boğazım düğümlendi.

Yeşil gözlü Sani’yi gönlümde kır çiçeklerine sarıp sarmaladım.

İşte böyle değerli okur; emek vermektir sevgi; sahiplenmektir sevgi; sorumluluk duymaktır sevgi.

Bir çiçek, bir kedi, bir insan; fark eder mi?

Sani’nin ruhu şad olsun; sevgili Ali Rıza Altun’a sabır diliyor; acısını paylaşıyorum.