Bu şerirlerin Siyonist bendesi olduklarına dair Harb-i Umûmiden bir iki sene önce İsviçre'nin "Bal?" şehrinde mösyö Volkon'un başkanlığında teşekkül edip, toplanan Siyonist kongresinde ittihatçılarla alakalı olmak hasebiyle çok önemli olan açılış nutkunda yer alan bazı maddelerini tercüme ederek sayfamızı süslüyoruz:
 

Siyonistlerin Kongresinden Açılış
Konuşmasından Pasajlar

 

“Rusya'daki Museviler hakkında reva görülen mezalim ve haksız zulümler günden güne daha tahammül edilmez raddeye gelmektedir. Romanya hükümeti ülkesindeki Musevilerin ıslah ve ahvali hakkında bazı ahkâm-ı muahedata rağmen kendi arazisindeki Musevileri (141) bütün hukuk-u siyasiye ve medeniyetlerinden mahrum bırakır. Başka ülkelerin bazılarında Musevilere karşı doğru sayılmaz batıl fikirler
gösteriliyor. Gün geliyor, en ehemmiyetsiz bir hadise münasebetiyle Musevilere karşı hakiki bir nefret gösterildiği gözleniyor. Yegâne ümidimiz Türkiye'dedir. (!) Bir gün olup da ahvalimizde bir iyileşme eseri görülürse bunun Türkiye sayesinde (!) olacağına şüphe yoktur. Senelerin inkılabat-ı siyasiyesi üzerine diğer ülkelerdeki gibi din kardeşlerimiz öteki kavimlerin haiz oldukları hukuk-u menafi'in aynına mazhar olmuşlardır. Musevilere Türkiye’de verilmiş hukuk eşitliğinin ciddiyetinden emin olmak lâzım gelir. Zaten öteden beri Museviler hakkında iyi niyetli davranmışlardır. Her yerde bize nazar-ı istihkar ile bakıldığı ve hakkımızda çeşitli ve haksız zulumlar reva görüldüğü halde, geçmişte, Türkiye İspanya'dan tard olunan Museviler için sığınacak bir yer olmuştu. Museviler o zaman Türkiye'nin misafirperverliğine nasıl güvenmişlerse şimdi de, öyle güveniyorlar.

Vakıa Türkiye’de siyonizm aleyhinde bir cereyan-ı efkâr peyda olmuştur. Tek tük kişilerden bazılarının cahil bedbahlığı neticesinden olan bu hareket ve cereyan uzun müddet süremez. Zira bu cereyan, bir takım muhakemat-ı batıla doğru olmayan istihbarattan doğmuştur. Bizim en çok teessüf ve teessürümüze mucip olan şey; bizim gibi Musevi olan bazı kişilerin, efkâr-ı umumiyeyi bizim aleyhimize çevirmeye yardım etmeleridir. Bu gibiler bu hareketleri ile bütün Musevilerin refah ve saadetini duçar-ı tehlike ettiklerini hiç düşünmüyorlar. Mamafih bir gün gelecek ki, hakikat meydana çıkacak ve o zaman "Siyonizm" hareketinin gerek Museviler ve gerek Osmanlı devleti için büyük bir nimet (!) olduğu anlaşılacaktır. Osmanlı memleketlerinde iktisat nokta-i nazarından asırlarca ihmal edilmiştir. Türkiye bugün her zamandan fazla dışarıdan gelecek ve faydalı bir unsur (!) teşkil edecek muhacirlere muhtaçtır. Türkiye için melcesiz Museviler kadar sadık (!) faydalı muhacirler bulunamaz. Türkiye'nin anayasası bizim emniyet-i şahsiyemiz (!) için bir zaman-ı kefalettir.
 

Osmanlı devletinin topraklarının tamamlayıcı bölümünden olan Filistin topraklarında sığınacak bir yer tedarikine (!) hedeflenmiş düşünce gereği kendi mukadderatımızı Türkiye’ninkine raptetmiş bulunuyoruz. Güya (Filistin toprağını) (!) Devlet-i Osmaniye'nin cisminden koparmaya ve müstakil (142) bir Musevi devleti kurmaya çalıştığımızı iddia edenler bunu ya kara bir cehalet (!) veya büyük bir hıyanet (!) saikasıyla söylüyorlar. Güya bütün mesai ve teşebbüsatımız (!) müstakil bir Musevi hükümetinin teşkiline dönük ve masruf (!) bulunduğu hakkındaki masallara halkı inandırmak için Doktor Herçil tarafından kaleme alınan "Hükümet-i Museviye" namındaki eser öne sürülüyor. Bahse konu eserde bastıtemhid edilen nazariyat ve
mütalaat, bizim hatt-ı harekatımıza esas olmak üzere gösteriliyor. Halbuki bu muhakeme-i akliye, (!) yukarıdaki iddiaların bâtıl olmasının en sarih delilidir.

 

Herçel; "Hükümet-i Museviye" ünvanlı eserini yazdığı zaman, Siyoniz'min henüz ne olduğunu bilmiyordu. Dr. Herçel, meselesini dünyanın lâlettayin bir köşesinde bir hükümet-i Museviye vücuda getirmek suretiyle, halletmek fikrindeydi. Mamafih; Herçel Siyonistler ile münasebete giriştikten ve hareketimizin mahiyetini (!) lâyıkıyla anladıktan sonra müstakil bir hükümet (Sevgili okurlarım burada biz metne sadık kalma gayreti içinde hükümet yazıyoruz. Aslında sizlerin bunu devlet olarak mütalaa etmesini hatırlatmaya cüret ediyorum. M.H) Museviye teşkili meselesini bir daha ağza almadı.(!) Programımızda emellerimizi, ümitlerimizi, maksadımızı kısaca izah
eyledik.
Siyonizm, arz-ı Filistin’de, Museviler için hukuk-u umumiyenin taht-ı temininde olacak bir melce tedarikine (!) matuf bir harekettir. Dikkat edilsin, bir Hükümet-i Museviye' den değil ancak ecdadımızın vatanında bir melce teşekkülünden (!) bahsediyoruz. Öyle bir melce ki, orada Musevi sıfatıyla (!) yaşayabileceğiz hiçbir muamele-i itisaf-ı karaneye maruz kalmaksızın evsaf ve hasail-i milliyemizi muhafaza edebileceğiz.

 

Biz, yeni ve hür Türkiye’de (!) emniyet-i şahsiye ve milliyemizin meşrutasında (!) görüyoruz. Maamafih; bizim hükümet-i Osmaniye'den talep etmeye mecbur olduğumuz bir şeyi varsa o da Musevilerin bilâkayd ü şart tabiyyet-i Osmani'ye ye dâhil olmalarına imkân bırakılması ve kendilerinin bilâmânia (!) Musevi milletinin adâb ve âdetine göre yaşayabilmeleridir. Bizim gaye-iâmalimiz(!) mamur ve kudretli bir devleti Osmaniye içinde müreffeh bir millet-i Museviye hâlinde dem güzar olmaktır.”


***

 

Siyonist kongresi reisi mösyö Volkon'un bu nutku çok dikkatle mütalaa (143) olunursa Siyonistlerin kimler olduğu ve Siyonistlik ne demek ve ne maksat için tesis ve teşekkül ettiği tezahür eder. Mösyö Volkon'un nutkunda “yegâne ümidimiz Türkiye sayesinde olacağına şüphe yoktur” demekte.

Fiemanillah. (Devam edecek…)
Kaynak: Bildiklerim!

Hazırlayan: Metin Hasırcı/ sh: 141/142/143