İlk yaz mevsiminin bu yağmurlu gününde; sizleri geçmiş güzel günlere götürecek anlamlı bir yazı hazırladım.

Eski zaman anekdotları…

Biliyorum ki; 50- 60 hatta 70’li yaşlardaysanız, birer küçük pasaj halinde sunduğum bu güzelliklerden kendinize fazlasıyla pay çıkaracaksınız.

Bu küçük ayrıntılarda geçmişi sevgi ve sempati ile anarken, geleceğe yönelik sağlıklı köprüler kurabilmek için onları çocuklarınıza-torunlarınızla paylaşacaksınız belki de…

Orta yaş gurubuna erişmiş Bursalıların çok iyi bildiği bu küçük yaşam ayrıntıları ile “hey gidi günler hey” bile diyebilirsiniz kendi kendinize…

Eski güzel günlerimizi küçük gülümsemelerle anarak…

Eski arkadaşlarımızı, akrabalarınızı ve anılarımızı yeniden hatırlayarak…

Özlemle ve saygıyla…

                    BUNLARI YAPTIK VE HAYATIMIZA HAYAT KATTIK!..

* Yaşamınızda en az 1 kez şarkı listesi vererek, plakçınızda kaset doldurduysanız,

* ITT Schaub Lorenz TV’nin dönemin en iyi televizyon markası olduğunu unutmamışsanız ve TV’nizin  altında mutlaka bir voltaj regülatörünüz olmuşsa,

* “Önce alışveriş, sonra fiş” parodisine hala gülüyorsanız,

* Mahallenizdeki videocudan video-kaset kiralamışsanız,

* Hala betamaks kasetleriniz ve tank gibi videonuz evinizin bodrumunda duruyorsa,

* 5 Büyüklerin maçlarını TRT’den decodersiz-parasız izlemişseniz,

* Mint--Minti’nin ne olduğunu biliyorsanız,

*Hala 33’lük ve 45’lik plaklarınız evinizin bir yerlerinde duruyorsa,

* Çin-Kes’lerinizin unutulmaz hatıralarını yaşıyorsanız,

* Madalyonlu şişe BRÜT’ü hala kullanmayı çok istiyorsanız,

* Converse All Star’ı ilk defa giymenin onurunu hala yaşıyorsanız,

* Mekap ve Esem Sport’un en iyi yerli spor ayakkabı olduğunu unutmamışsanız,

* İlkokul dönemlerinizde Tommiks, Teksas, Zagor ve Kaptan Swing okumuşsanız,

* Heykel Ünlü Cadde’de bulunan Yeni Sinema önünde kitapların üstüne para atmışsanız,

* Dini bayramlarda; Bursa’nın sokaklarında üstünde kazıyınca numara çıkan delikleri olan karton bir kutu içerisindeki hediyelere kavuşmak için şans-talih-kader-kısmet çekmişseniz,

* Arkadaşlarınızla oynadığınız bir maç sonrası içine leblebi atılmış Uludağ gazoz içmeyi özlüyorsanız,

* Pazar sabahları radyoda bol alkış efektli tatil eğlencesini dinlemeyi yeniden istiyorsanız,

* Eurovision Şarkı Yarışmasını TV’de ailece seyredip, Türkiye’ye puan vermeyen ülkeleri toplu halde kınamışsanız,

* Pioner marka müzik seti sizin de hayallerinizi süslemişse bir zamanlar,

* TV dizisi Dallas’ta J.R’ı kimin vurduğunu hatırlıyorsanız,

* Bir tarihte babanıza bir telsiz alması için yalvardıysanız,

* Gündüz saatlerinde TV izlemenin rüya gibi olduğu günleri, daha dün gibi anımsıyorsanız sade ama mutlu günleri sizde yaşamışsınız demektir.

Bilin ki… Artık… Bunların bir bölümünü yaşamışsanız… Sizde benim gibi 50’li-60’lı yaşlara ulaşmışsınız demektir.

                    KÜÇÜK BİR ŞANS OYUNUNDAN PARA KAZANMAK

Bu yazıdaki ayrıntılardan bir şeyler anlamanız ve dudaklarınızda küçük bir gülümseme yaratacak o sihire ulaşmanız için, mutlaka (+) orta yaş gurubunda olmanız gerek…

Ülkemizin ve Bursa’nın en güzel zamanlarını yaşamış şanslı bireyler olarak “hey gidi güzel günler hey” dememek mümkün mü bizim o günlerdeki yaşadıklarımıza…

Özellikle dini bayram tatillerinde çocuk aklımızla ticaret yapmayı öğrendiğimiz bir şans oyunuydu şans-talih-kader-kısmet kutuları… 2 Lira ödeyerek mahalle bakkalından satın aldığımız karton kutudaki ikramiye oyununda; bir yuvarlak deliği 5 kuruşa kazıtarak aralarında küçük ve büyük çikolata, ay pralin veya gofretlerin yer aldığı 11 hediyeyi müşterilere verirdik. Karton kutuda 120 delik vardı ve 5 kuruştan 6 Lira yapıyordu. 2 Liraya aldığımız bu ayaküstü sermayemizden 4 Lira kazanmak işten bile değildi. Yeter ki büyük çikolata çıkmasın… Ama kazındığında çoğunluğu boş çıkardı bu deliklerin… Ama büyük çikolatayı bulan müşterinin de keyfine de doyum olmazdı.

Kısa soluklu ama çok heyecanlı bir şans oyunuydu bu… Ticareti de öğretiyordu çocuklara… Hem de çalışmanın ve para kazanmanın güzelliğini yaşayarak…

                        HEY GİDİ GÜZEL VE ESKİ GÜNLER HEY

Bizler… Bu kentin o mütevazi ve güzel günlerini yaşadık ve çok mutlu olduk.

Yıllar geçse de unutamayacağımız anılar oldu bu küçük ayrıntıların içinde gizli kalan…

Sevindiğimiz, üzüldüğümüz o eski anılar şimdi hayal gibi...

Hatıralar hayal oldu yani…

O güzel zamanlarda; bahçeli lüks evlerimiz, son model otomobillerimiz, havuzlu yazlıklarımız, bin bir marifet yüklü digital telefonlarımız falan yoktu ama UMUTLARIMIZ vardı her şeyin yerine koyacağımız…

Sevgilerimiz, saygılarımız ve hoşgörümüz…

Ailemiz… Komşularımız… Dostlarımız… Arkadaşlarımız…

Bizleri yaşatan manevi zenginlikler, mutlu da ediyordu herkesi…

Zengini de mutluydu insanların fakiri de… Zaten arada çok büyük bir fark olmazdı.

Zengin zenginliğini bilir ve yardımlar yapardı tüm çevresine…

Ama şimdi?..

Herkes kendi derdinde!..

Yine de… Bu yağmurlu haziran gününde; orta yaştaki okurlarıma küçük bir armağanım olsun bu anekdotlar benim…

Beni anlayanlar, anlamayanlara anlatsın diye…

Yeniden yaşanmasa bile o günler… Anılsın diye dilden dile belki de!..

Bayram tadındaki o çocuk sevinçleri ve mutlulukları yeniden yaşansın diye…

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------                

ÖZLÜ SÖZLER:  İyimser bir insan; ışık olmayan yerde bir ışık görebilir. Ama kötümser biri, neden o ışığı söndürmeye koşar ki… (Michel PİERRE)