Yerel yönetimlerin başına gelen belediye başkanları Bursa'nın turizm pastasından yeterince pay alınamadığını söyleyip bu durumu tersine çevirmek için pek çok proje ortaya koyarlar.
Süreçte anlarsınız ki, sadece kulağa hoş gelmekle kalınan bu projeler, daha fazla organize sanayi bölgesi, göç, çarpık yapılaşmayla, ulaşımla birlikte hava kirliliği gibi şehrin temel sorunlarının arasında kaybolup giderdi.
Ama bu durum Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın döneminde farklılık kazandı ve turizm her daim kent gündeminde tutulmaya çalışılıyor.
Nitekim "Bundan böyle Bursa'nın geleceği turizmdedir" diyerek herkesi heyecanlandıran Başkan Aktaş, bu sözlerinin satır aralarında söylemek istediği ama söyleyemedikleri şunlardır.
Bursa'nın sanayi şehri kimliğinin yanında aynı zamanda bir turizm potansiyeline sahip kenttir. Sanayiye doymuş Bursa'yı bundan böyle daha fazla OSB'lerle değil turizm potansiyeliyle öne çıkarılmalıdır. Bu fırsat için de köprüden önceki son çıkıştayız.
Bizim işimiz niyet okumak değil.
Başkan Aktaş çıkıp bunları off the record ya da yazılmamak kaydıyla değil her daim dillendirebilmelidir.
Bunları söyleyebilen şehrini seven kent yöneticileri olmalıdır.
Ne gariptir ki, kentimizde 17 olan organize sanayi bölgesine 3 yeni organize sanayi bölgesi daha ilave olmayı bekliyor.

İki farklı gelişmeler karşısında inanın ne söyleyeceğimizi ne yazacağımızı şaşırıyoruz.
Nitekim biz de bu şehirde yaşıyoruz.
Kent turizmi adına bir şeyleri değiştirme gayreti içinde özveriyle çalışan Bursa Turizm Platformu'nun önceki gün mart ayı toplantısı yapıldı.
Toplantıya Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Turizm Platformu Başkanı Murat Saraçoğlu, BEBKA Genel Sekreteri Muhammed Zeki Durak ile turizm platformu üyeleri katıldı.
Platform Başkanı Saraçoğlu, gerçekleştirilen çalışmaları ve yapılması gerekenleri şöyle sıraladı.
Avrupa ve Uzak Doğu pazarına açılım.
Uludağ'ın yılın 12 ayı turizme hizmet vermesi.
Hızlı trenin iç turizme katkısının önemi.
Dağ köylerinin turizme kazandırılması.
Dizi, film, reklam çekimlerine Bursa'nın ev sahipliği yapması.
Dijital platformlarda tanıtım çalışmalarının kent turizmine değer katacağı vs
.
Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da özetle dünya ile iyi entegre olunmasını ve çalışmaların sağlıklı bir şekilde devam ettirmenin hepimizin boynunun borcu olduğunu söylemiş.
Saraçoğlu'nun da Aktaş'ın da söylemlerinin bilindik olup, yıllardır eyleme geçirilemeyen hedeflerdir.
Hâsıl olan beklenti nedense hep gizleniyor ya da yazılmamak kaydıyla parantez açılarak söyleniyor.
Her iki başkandan da beklenen şudur:
Artık yeter. Bu kadim şehre yıllar sonra 'haksızlık etmişik, hata yapmışık' dememek için yüzümüzü sanayiye değil turizme dönmeliyiz. Bunun için her boş gördüğümüz yere önüne NİTELİKLİ kelimesi koyarak OSB yapma çabalarımızdan vazgeçmeliyiz. Paranın gücünün şehrin geleceğinin önüne geçmesine izin vermemeliyiz. Bursa’yı seviyorsanız bunu yapmalıyız.
Bundan gerisi teferruattır, yalandır.
Başkan Aktaş'ın vurguladığı gibi dünyada değişen turizm anlayışının farkında olmalıyız.
Yabancı turist türbe, kabir, kutsal mekânları ziyaret edip kaplıcaya gitmekten ziyade gittiği şehirde farklı duygular, adrenalin, heyecan yaşamak, eğlenmek istiyor.
Daha önce görmediğini görmek, yaşamadığını yaşamak istiyor.
Bunun için para harcıyor.
Dubai'de görmüştüm.
Bu ülkeye gidenler isterse aynı gün içinde hem okyanus kenarında kumsalında güneşleniyor hem de sahilden 5-6 kilometre uzaklıktaki çölün ortasında AVM'ye benzeyen tamamen camlarla çevrilmiş büyük bir binanın içinde yapay kar yağdırmak suretiyle oluşan pistlerinde kayak yapıyor, kar topu oynuyor.
Gece ise ülkede satışı yasak olan alkol çok sayıdaki çeşitli eğlence mekânlarında sabahlara kadar su gibi tüketiliyor.
O halde yazının başlığına çıkardığımız soruyu sorarak yazıyı tamamlamak istiyorum.
Siz turist olsanız Bursa'ya niçin gelirsiniz?