Cemal Süreya’nın, “Sizin Hiç Babanız Öldü Mü’’ şiirinin girişini mırıldanarak oturdum bilgisayarın başına:

“Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim bir kere öldü kör oldum

Yıkadılar aldılar götürdüler

Babamdan ummazdım bunu kör oldum.’’

*****************************

Babalar günüydü dün.

Babam olmadığı için elini öpemedim; baba olmadığım için elim öpülmedi.

İnsan galiba asıl babasını kaybedince büyümeye başlıyor; çocukluğu kopup gidiyor ömründen.

****************************************

Bir anı belirdi zihnimde…

Boynuna beyaz havluyu serer; içinde sıcak su bulunan gümüş tıraş kasesine, porsuk kıllı ahşap saplı tıraş fırçasını daldırıp ıslatır; sabunla köpürtür, köpüğü yüzüne yayar; yuvasına yeni jilet koyduğu tıraş bıçağıyla özenle sakallarını keserken onu seyrederdim hayranlıkla. Bana gülümser, burnuma şaka olsun diye köpük koyardı işaret parmağıyla ve saçımı okşardı. Tıraş sonu cam şişedeki limon kolonyasını sürerdi yanaklarına; sonra da sımsıcak gülümser beni öperdi.

O limon kolonyası kokusu daima burnumda.

******************************

En iyi maç arkadaşım olan Salim Ertan; iyi, dürüst insandı; haset fesat bilmedi, paraya pula tamah etmedi, alın teriyle kazandı ekmeğini.

Babamın anneme duyduğu aşk; gösterdiği sadakat; aralarındaki dostluk dolu dayanışma;  yani beni mutlu bir ailede yetiştirmiş oluşları ne büyük armağanmış; şimdilerde daha iyi fark ediyorum.

*******************************

Sinema sevgisini annemden aldıysam kitap sevgisini de babamdan aldım.

Küçükken bana masallar anlatmış, okumuş; gittiği her yerden mutlaka kitap getirmiştir. Orta birde teşekkür aldığımda eve bir karton kutuyla gelmişti; içinden Hayat Ansiklopedisi çıktı.

Aziz Nesin ve Nâzım Hikmet hayranıydı; kişiliklerini, mücadelelerini de severdi.

******************************

Bana öğüdü şuydu: “Kimseye muhtaç olma; başını yastığa koyduğunda rahat uyu; kimseye kötülük yapma; kimseye eğilme. Dürüst ol, cesur ol; ömür dediğin bir kibrit çakımı.’’

Başarabildim mi?

Bazen de derdi ki: “Hayat sizin bildiğiniz gibi değil.’’

Evet öyleymiş babacım geç anladım.

***********************************

Kapımı vurmadan girmezdi odama.

Bana hiçbir fikri, inancı, yaşam tarzını dayatmamış; öz güven yüklemiş, sevgisini daima hissettirmiştir.

Ne bir tokat attı, ne sesini yükseltti, ne de otoritesiyle ezdi; aksine ona itiraz etmemi, eleştirmemi, farklı fikirler öne sürmemi severdi.

Beni ıskaladıklarını yaşama geçirecek bir proje olarak görmedi; bazen, içinden onaylamasa da yaşam tercihlerime saygı duydu.

****************************

Bursaspor’luydu; CHP’ye oy atardı;  Cumhuriyet gazetesi okurdu; Atatürk’e derin bir hayranlığı vardı; yurtseverdi.

Her milli bayramda mutlaka bayrak asar, takım elbisesini giyer, beni törenlere götürürdü. Siyaseti sever, farklılıklara hoş görüyü önemserdi.

Yakışıklıydı, sade, şık, temiz pak giyinirdi.

Güler yüzlüydü; şefkat ve merhamet dolu, huzurlu, iyimser bir insandı; etrafa karamsarlık yaymazdı Salim Ertan.

****************

Ah keşke bir mucize olsa da bir çay bahçesinde, şöyle bir saatliğine de olsa otursak; o çok sevdiğin köpüklü, sade kahveden ısmarlasam sana.

Konuşmasak da olur. Elimi tutsan, gülümsesen, sarılsan bana; yeter.

************************

Nasıl da özledim seni, limon kolonyası kokulu Salimim.