Hükümdarın birinin beyaz bir atı varmış.

Hükümdar, bu atını çok severmiş...

Bir gün bütün çevresindekilerin hazır bulunduğu bir sırada;
- Bu beyaz atımın ölüm haberini getirenin kafasını uçurabilirim. Çok dikkatli olun. Çünkü bu beyaz atı canım kadar seviyorum. Onun ölüm haberi bende kriz geçirtebilir, demiş.

Günün birinde, her şeyin eceli gibi beyaz atın da eceli gelir.

Ve beyaz at ölür.

Hükümdarın adamlarında bir telaştır kopar.

Kimse cesaret edemez ki, beyaz atın ölümünü hükümdara haber versinler.

Seyis başı, düşünür taşınır, olacak gibi değil.

- Ben gidip hükümdara haber vereceğim. Öyle olsa da, böyle olsa da bizim kafa gidecek, der.

Ve Seyis başı, hükümdarın huzuruna çıkar:
- Hükümdarım, der. Sizin beyaz at var ya!
- Evet der, Hükümdar.

Seyis başı:
- O, yatmış, ayaklarını dikmiş, gözlerini yummuş, karnı şişmiş, hiç nefes almıyor, der.

Hükümdar :
- Seyis başı, seyis başı! Desene, bizim beyaz at öldü!..
Seyis başı:
- Aman hükümdarım! Ben demedim, siz dediniz hükümdarım, siz dediniz, der ve kafayı kurtarır!

 

Hissedin Kıssa:

 

Söyleme şeklimiz birçok şeyi değiştirir...

İletişim duygu, düşünce yahut bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılmasıdır.

Bu sürecin amacı "anlaşılmaktır."

Başlangıç çok önemlidir...

Birbirimizle ilgili pek çok kararda ilk temas, ilk izlenim, değişmesi zor izler bırakır.

İnsan yaşamını gözden geçirdiğimizde, kişilerarası ilişkilerin hem sıkıntılarda, hem de mutluluklarda çok büyük bir yer kapladığı görülür.Sanat ve edebiyata konu olan ve günlük yaşamımızı da önemli ölçüde etkileyen sevgi, aşk, öfke, zafer duygusu, kayıp acısı, utanma, öç duygusu gibi duygular, diğer kişilerle olan ilişkilerimiz sonucunda uyanan duygulardır. Aslında insan yaşamının kendisi kişilerarası ilişkiler üzerine kurulmuştur.

Yaşam içinde kişiyi en fazla etkileyen olaylara baktığımızda da karşımıza, kişilerarası ilişkilerin belli biçimler almasıyla gelişen olaylar çıkmaktadır;Evlilik, doğum, iş yaşamının başlaması yahut bitmesi, boşanma, kavga, cinayet, savaş vb... gibi. Yalnız olduğunuzda bile, diğer insanları duygu, düşünce ve hayallerimize konuk ederiz. Kişilerarası ilişkilerin egemenliğini sürdürdüğü bir dünyada da elbette sorunların birçoğunun kaynaklandığı ya da yuvalandığı yerler ilişkilerdir. Kişilerarası iletişimde verilen herhangi bir mesaj, bu mesajı alan kişi tarafından belli bir biçimde algılanır ve bu algı sonucunda ortaya olumlu ya da olumsuz bir tepki çıkar.Bütün iletişim durumlarında veren ve alan arasında bir etkileşim söz konusudur. Bir şeyin söyleniş biçimi önemlidir... İletişimde sözel olmayan ipuçları en az sözcükler kadar, hatta zaman  zaman daha da etkili olabilmektedir. Bunlar bazen doğrudan mesaj vermek için kullanılır. Bir şeyi anlatmanın şekli, sesin tonu, el yüz hareketleri önemlidir. Örneğin, birine öfkeli olduğunuzu onun gözünün içine dik dik bakarak hiçbir şey söylemeden de belli etmeye çalışabiliriz. Kimi kez de el ve yüz hareketleriyle meramımızı anlatabilmek olanaklıdır...