Ülke olarak büyük bir dış borç yükü altındayız.

Bu ülke vatandaşlarının büyük geçim sorunları var.

Gelir dağılımı adaletsizliği bir yandan, israf bir yandan…

Hantal bir devlet görünümünden bütün çabalara ve son yıllarda yapılan bütün düzenleme ve alınan kararlara karşın bundan kurtulamıyoruz.

AK Parti ilk hükümeti kurmadan önce kamuda israfın önlenmesine yönelik topluma önemli vaatlerde bulunmuş, ilk iktidar yıllarında da buna yönelik önemli uygulamalarda bulunmuştu. Partinin Kuruluş bildirgesi ve programında konuyla ilgili önemli düzenlemelerin süreceği beklentisi yaratılmıştı. O yıllar bu toplumda büyük bir heyecan yaratmıştı.  Önce Milletvekili lojmanları boşaltılarak elden çıkarılmış ardından birçok ilde kamu lojmanı ve sosyal tesisi boşaltılarak halka satılmıştı. Hemen aynı nüfusa sahip olduğumuz Almanya’nın 8-10 misli resmi binek aracına sahip ülkemizin resmi binek aracı sayılarında da azaltmalara gidilmişti.En azından yeni araç alımı kısıtlanmıştı.  Ancak bu uygulamalar kısa sürede duraksamıştı.  Sonraları hem lojman hem de sosyal tesis ve resmi binek aracı sayılarında yeniden artışlar göründü.  Bu da devletin boynundaki kamburun artmasına yol açtı. Bu gidiş hem israf olarak devlete yük getirmekte hem de toplum kesimleri arasında ayrıcalıklı uygulamalar olarak adil olmayan bir görüntü sergilemekte hiç kuşkusuz.                                                   

* * *

Cumhurbaşkanı Erdoğan başbakanlığı dönemlerinde sıkça, “Lojmanları boşaltın, halkın arasında oturun. Husumetle hareket etmeyin. Gurura kapılmayın” diyerek konuya duyarlılığını vurguluyordu. Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nca yapılan açıklamalarda bugün hala Türkiye’nin milli gelirinin yüzde 15’inin israf edildiği ve bunun 555 milyar lirayı bulduğu belirtilmekte. 2020 bütçe gerekçesinde; kamudaki araç sayısı 113 bin, lojman sayısı da 252 bin olarak açıklanıyor! Oysa bu rakamlar Fransa’da 65 bin, İtalya’da ise 29 bin, Almanya’da ise 15 bin araç kamu hizmetindedir. Özellikle, kimi Valiler, Belediye Başkanları, Bakan Yardımcıları, pahalı ve lüks otomobillerden vazgeçemiyorlar! Araçların önemli bir kısmı kimi şirketlerden yüksek bedellerle kiralanıyor! Devlet kiraya çıkıyor, kamu kurumları bina kiralarına yılda 901 milyon lira ödüyor ama boş duran kamu binaları da çürüyor ne yazık ki! Birçok kent gibi Bursa’yı gezenler de görecektir ki, birçok kamu lojmanı yıllardır boş olarak tutulmakta, elden çıkarılmayıp çürümeye terk edilmiş durumdadır.

* * *

Evet, Türkiye bugüne kadar son 20 yılda özelleştirmelerde önemli bir mesafe aldı ama  ‘Devletin malı deniz…’ anlayışından bir türlü kurtulamıyoruz hala.  Devletin malını kimse aynı duyarlılıkla ele almıyor... Uzun yıllar boyunca kamu harcamalarında tasarruf denilince hep devletin kâğıt, kırtasiye, aydınlatma, su, elektrik vb. olağan harcamaları yahut kamu personelinin zorunlu gereksinimlerine yönelik harcamalara odaklanıldığı görüldü.  Oysa devletin sırtına en büyük kambur olan lojman, sosyal tesis ve resmi binek araçlarından kaynaklanan israf hep göz ardı edildi.  İsraf, saçıp savurmak, tasarruf ölçülü harcamaktır.  Cenabı Allah: “Yiyiniz içiniz, israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Araf:31) buyuruyor... Diğer birçok konuda olduğu gibi lojman, sosyal tesis ve resmi binek aracı israfına son verelim.