Ne mutlu bizlere; Arif Sağ ve Erdal Erzincan gibi iki büyük saz ustasının; olağanüstü yetenekli iki aşıklar geleneği sürdürücüsünün, türkülere, uzun havalara, bozlaklara can katışlarını dinleyerek;  gönlümüzü onların oluşturduğu saz tınılarıyla enginleştirerek geldik bu günlere.

Arif Sağ’a ve Erdal Erzincan’a; şimdi ismini anmadığım halk müziği sanatçılarına minnettarım.

Sadece oluşturdukları müziğin ihtişamı için değil; türkü dolu Anadolu’nun bilgeliğini; hümanizmasını; sevgiye, kardeşliğe, barışa dayalı hayat felsefesini de bilincime kattıkları içindir bu minnettarlığım.

***********************************

Hiç mübalağasız; Arif Sağ ve Erdal Erzincan dünyanın en iyi virtüözlerindendirler.

Tıpkı kemancı Itzhak Perlman, piyanist Martha Argerich, çellocu Yo YoMa, fülütçü James Galway, klasik gitarcı Manuel Barrueco gibi.

MUHLİS BERBEROĞLU

Arif Sağ’a ve Erdal Erzincan’a bir genç saz ustası daha eklendi; Muhlis Berberoğlu.

Berberoğlu daha yolun başında belki ama saza olan hakimiyeti, türkülere kattığı tını zenginliği müthiş.

Bu satırları yazarken onun sazından “Sarı Gelin’’i dinliyorum mest olarak. Sevgili okurum size de tavsiye ederim, dinleyin Muhlis Berberoğlu’nu; dinleyin ki ruhunuz kanatlansın; dinleyin ki içinizdeki gama kasavete merhem olsun sazı.

********************************

Bu topraklarda doğup müziksever olmanın şu büyük avantajı var:

Klasik Müzik, Caz, Fado, Tango, Napoliten, Arya, Şanson dinleyebildiğiniz gibi halk müziğini de sanat müziğini de dinleyip bahtiyar oluyorsunuz.

 

TÜRKÜLERDEN ÖĞRENMEK

Etrafına radyasyon gibi karamsarlık, yılgınlık, panik havası yayanlara; umutsuzluk aşılayanlara; öldük bittik mahvolduk diye moral bozanlara şaşarak bakıyorum.

Türkülerin ruhunu hiç mi hiç anlamamışlar.

Halk aşıklarından hiç mi bir şey öğrenmemişler.

***************************

Türküler boyun eğmez oysa,

Türküler ömrün fırtınalarında dik durur oysa,

Türküler hayata tutunmak, dayanışmak, yarınlara bugünden emekle ışık tutmaktır oysa.

Dün bir okurum bana sordu:

“Can bey, güzel günler gelecek mi görecek miyiz?’’

“Kesinlikle’’ dedim ve ekledim:

“Anadolu’da türküler yakıldıkça, türküler çalındıkça, söylendikçe hiç umutsuz olur mu insan!..’’