Demokrasi emek sermaye çelişkisi ekseninde var olur ve emeğin örgütlülüğü siyasette etkinliği çok önemlidir. Buna meslek odalarını da katayım.

O etkinlik olmazsa tarikat ve cemaatler boşluğu doldururlar; maddi, toplumsal, siyasal bağlamda güç kazanırlar ve aynı zamanda etnik kimlikçilikle mezhepçilik de güçlenir diyerek söze başlayayım ve asıl konuya geleyim.

TÜSİAD GENEL KURULU

Kuruluşunun 50’inci yılını kutlayan Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Genel Kurulu’nda TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski’nin yaptığı konuşmadan (Kovid-19 testi negatif çıksa da semptom gösteren Kaslowski toplantıya çevrim içi katıldı) altını çizdiğim iki önemli bölümü paylaşayım:

“Kadınların iş dünyasında ve aslında hayatın her alanında eşit muamele görmeleri hem her şeyden önce bir insan hakları meselesidir hem de bir ülkenin ekonomik cazibesini etkileyen unsurlardan birisidir. Bu nedenle bizzat Avrupa Konseyi bünyesinde tüm ülkelerce imzalanmış, Türkiye’nin öncülük de yaptığı, ilk imzacısı Türkiye olan ve dünyanın incisi şehrimizin adını taşıyan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını, düzeltilmesi gereken bir karar olarak değerlendiriyoruz.’’

TÜSİAD’ın kadın özgürlüğü, kadın erkek eşitliği konusundaki hassasiyeti değerli.

************

“Diplomatik esneklik ve yapıcılık ile çatışmacılık; laiklik ve bilimsellikle hurafe; özgürlükçü ilkeler ile baskıcılık; doğayı sakınmak ile onu talan eden bir hoyratlık; kadınların eşitliğini benimsemek ile onları ikinci sınıflığa mahkûm etmek; demokrasi ile otoriterlik; çoğulculuk ile çoğunlukçuluk; vatandaşlık hakları ile tebaacılık; hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü ile baskıcılık arasındaki tercihler, dünyada ve ülkemizde nasıl yaşayacağımıza dair tercihlerdir. Artık yarım asrı devirmiş bir kurumuz. Temelleri, Mustafa Kemal Atatürk tarafından atılan, ilkelerine yürekten bağlı olduğumuz ve iki yıl sonra yüzüncü yaşını kıvançla kutlayacağımız Cumhuriyetimizin, temel ilkelerinden ve hedeflerinden vazgeçmeden ama onları çağa uydurmayı da beceren bir yaratıcılıkla yeni dünyada, ülkemizin hak ettiği yeri almasını istiyoruz.”

Çok şık ifadelerle doğru bir analiz; katılmamak mümkün mü?

Ancak elbette patronlar örgütünün kapitalizme de yönelik bir eleştiri yapmasını ummak hayalcilik olur.

TÜSİAD VE DEMOKRASİ

TÜSİAD’ın demokrasi sicili kusurlu; örnek vereyim:

1978’de Ecevit’e karşı gazetelere tam sayfa ilanlar vererek yürüttükleri yıpratma kampanyasını benim kuşağım iyi bilir.

Ve tabi 12 Eylül darbesine verdikleri tam destek.

Unutmamak önemli bir vicdan çabasıdır; öyleyse şunu da anımsatayım; Vehbi Koç'un Kenan Evren'e yazdığı ve "emrinize amadeyim" ifadesi ile biten mektup.

******************

Noktayı koymak gerekirse…

TÜSİAD’ın kadın hakları ve laik cumhuriyet duyarlılığı; düşünce özgürlüğü başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler, yargı bağımsızlığı, sosyal devlet, medya özgürlüğü, liyakat ve emeğin örgütlülüğünü savunma konusunda da etkin olmalarıyla daha bir anlam kazanır.