Almanya merkezli BioNTech şirketi sahipleri, Türkiye'den Almanya'ya göçmüş Özlem Türeci ve Uğur Şahin.

Türeci ve Şahin çiftinin bu başarısı, son yıllarda göç konusunun tartışıldığı Almanya'da, göçmenlerin ülkeye ne kadar yararlı olabileceğine yönelik bir örnek olarak gösteriliyor.

Babası Köln'deki Ford fabrikasında çalışan Şahin'in hayali doktor olmakmış...

Bir fabrika işçisinin çocuğu için ulaşması zor bu hayali gerçek kılan Şahin, bugün eşiyle birlikte Almanya'nın en zengin 100 kişisi arasında.

Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin sorgulandığı bu süreçte Özlem Türeci ve Uğur Şahin örneği bana aşağıdaki Winston Churchill öyküsünü anımsattı.

 

*

Bir İngiliz karı koca, yanlarına oğullarını da alarak yaz tatillerini tabiatla iç içe geçirmek üzere İskoçya'nın uçsuz bucaksız kırlarına giderler.

Bu tatil günlerinin birinde genç adam köyün hemen yanı başındaki koruda tek başına dolaşmaya çıkar.

Ağaçlar arasındaki koruda tek başına dolaşırken bir su birikintisinin dayanılmaz çekiciliğine kapılarak oracıkta soyunup suya girer.

Başına geleceklerden habersizdi tabii ki...

Delikanlı, vücudunu serin su birikintisinin keyfine bırakır ki dayanılmaz bir sancıyla bir anda ne olduğunu şaşırır.

Delikanlının ayağına kramp girmiştir.

Ardı ardına her kramp bir öncekinden daha şiddetli gelmektedir ve onu acılar içinde kıvrandırmaktadır.

Genç adam birkaç dakika içinde kendini suyun üzerinde tutacak son gücünü de tüketir.

Yaşam mücadelesini yitirmeye başladığını hissetmişti ki, dehşet ve panik içinde can havliyle bağırmaya, yardım çağırmaya başladı.

Suyun yakınlarında bir yerde, tarlasında çalışmakta olan bir köylü çocuğu, canhıraş feryatları duyunca hemen işini bırakıp sesin geldiği tarafa doğru koştu.

Suyun içinde çırpınmakta olan bir yabancı gören genç köylü hemen suya atlayarak delikanlıyı boğulmaktan kurtardı.

Delikanlının babası, oğlunun mutlak bir ölümden kurtulmasına vesile olan genç köylüyle tanışıp teşekkür etmek için davet etti.

Delikanlının babası sohbet sırasında cesur köylüyle gelecekle ilgili planlarını sordu.

"Babam gibi çiftçi olacağım maalesef" diye isteksizce yanıt verdi genç adam.

Baba şükran duygularıyla vefa borcunu ödemek için aradığı fırsatı bulduğunu düşündü.

"Başka bir şey mi olmak isterdin yoksa?" diye sordu genç köylüye.

"Evet" diye başını öne eğdi genç İskoç, "Hep doktor olmak isterdim. Ama bizler fakir insanlarız. Böyle pahalı bir eğitimi babam karşılayamaz..."

"Üzülme... İstediğin olacak..." dedi, İngiliz baba. "Tıp fakültesinde okuman için gerekli bütün masraflarını karşılayacağım!..."

Olayın üzerinden uzun yıllar geçti.

Tarihler Aralık 1943'ü gösterdiğinde Winston Churchill Kuzey

Afrika'da hastalandı.

Teşhis zatürreydi...

Hem de çok şiddetli bir zatürre...

Hemen, o günlerde penisilin adı verilen mucize ilacı keşfeden Sir Alexander Fleming'e haber gönderildi.

Fleming, İngiltere'den Afrika'ya uçtu ve yeni ilacını hastası İngiltere Başbakanı'na uyguladı.

Penisilin keşfine kadar ölümcül bir hastalık olan zatürre, bu kez Churchill'i öldürmeyi başaramadı.

İlaç hemen tesirini gösterdi...

Penisilini keşfeden ve bu ilacı başbakanı bizzat tedavi eden Alexander Fleming, Churchill'in hayatını kurtardı.

Hem de ikinci kez!..

Yıllar önce İskoçya'daki küçük gölde genç Churchill'i boğulmaktan kurtaran ve çiftçi olacakken baba Churchill'in maddi desteği sayesinde Tıp okuyan genç İskoç, Doktor Alexander Fleming'ten başkası değildi...

Sağlıklı ve bereketli bir hafta dileği ile...