Günün her saati ulaşılabilir olmak aynı anda halledilmesi gereken işler ve teknolojinin bize sağladığı daha da hızlanma olanakları insan doğasına aykırı bir hızda yaşamamıza neden oldu.

Bu hızın altından kalkamayan bedenlerimizse sürekli maruz kaldıkları gereksiz stresin sonucu olarak “çağımızın hastalıkları” denen hastalıklar geliştirmeye başladı...

Hayatı hızlı yaşamaya başladık bir süredir...

Kadın erkek, çoluk çocuk; arkamızdan sürekli birileri kovalarmışçasına koşturuyoruz.

Hızlı iletişim, hızlı yemek, hızlı öğrenme, hızlı tren, hızlı okuma, hızlandırılmış kurslar, hızlı diyetler

Oysa insan bu dünyada hissetmek, düşünmek, tefekkür etmek için var.

Hız yaşamın bir numaralı düşmanı değil mi?

Oysa hız varsa yaşam anlamsızlaşıyor.

Yaşam hissetmekse, hız hissetmeyi engelliyor.

Her zaman acele” zihniyetinin panzehiri “yavaşlık”tır...

Çılgınca geliyor, ama yavaşlamak başarı ya da başarısızlık yahut gelişme ve tükenme arasındaki farkı yaratan şey olabilir.

* * *

Salgın öncesi, sanırım 2018 yahut 2019 yılında Artvin Vakfı başkanı Osman Başaran’ın davetiyle bir grup gazeteci arkadaş Artvin ve ilçelerini gezmiştik.

Artvin’i ilk kez görüyordum...

Ve Artvin’i gördükten sonra Bursa’ya Artvinlilerin neden göçtüklerini daha iyi kavramıştım.

Daha doğrusu Artvinlilerin neden Bursa’yı tercih ettiklerini daha iyi anlamıştım.

Bursa, sanayi ve ticaretin yanı sıra gelişmiş ve eğitim olanakları, sosyo/kültürel yapısı, coğrafi özellikleri nedeniyle öne çıkan bir anakent.

O nedenle bir çekim merkezi...

Artvinlilerin göç nedenleri arasında en önemli etken ekonomik olsa da doğal güzellikleri ve coğrafi konumunun da bunda etkisinin olduğu açıktı.

Artvin ve ilçelerini gezerken dikkati çeken en önemli gelişme Şavşat’ta yaşandı.

Sakin, yavaş şehir’ Şavşat...

Cittaslow’, İtalyancaCitta (şehir)’ ve İngilizce ‘slow (yavaş/sakin)’ sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşmakta.

Yavaş Şehir, aynı zamanda, sakin/huzurlu/yaşanabilir şehirler oluşturulabilmesi için bazı standartlar ve hareket planları ortaya koyan bir hareketin adı...

Yavaş Şehir, 1999 yılında İtalya’nın Toscana bölgesindeki Greve in Chianti şehrinin Belediye Başkanı Paolo Saturnini tarafından başlatılan ve bilahare civardaki şehirlerden ve bazı kurumlardan da destek bulan bir inisiyatif.

Bu gün 30 ülkede 260 kente ulaşmış bu inisiyatif...

İznik’te bunun içinde...

* * *

Bursa Büyükşehir Belediyesi, sahip oldukları doğal zenginliklerle adeta açık hava müzesi olan İznik ve Keles’i Yavaş Şehir ağına katmak için düğmeye basmıştı bilineceği üzere geçtiğimiz yıllarda.  

Adaylık sürecinin başlamasıyla birlikte İznik ve Keles, 72 maddelik koşulları yerine getirdiği takdirde Cittaslow şehir olma özelliğini kazanacaktı ve bunu İznik başardı.

Cittaslow’un amacı kentlerin kendi kimliklerine sahip çıkarak küreselleşme sonucu ortaya çıkan şehir kargaşasına, kentlerin birbirine benzemesine, aynılaşmasının önüne geçilmesini önlemek.

Cittaslow hareketi hızlı ve tüketime dayalı kent yaşamına karşı bir seçenek olarak ortaya çıktı.

Yavaş şehirler mega kentlere oranla İznik, Şavşat gibi nüfusu az fakat nitelikli kentlerden oluşuyor.

Bir yavaş şehir olabilmek kolay değil kuşkusuz.

Dünyada salt belirli ölçütlere uyan sayılı kentler Cittaslow (Yavaş Şehir) olabilmekte.

Tüm bunların yanı sıra dünya genelindeki Cittaslow üyesi şehirler bu ağın farkındalığı sayesinde turizmde popüler olmuş irili ve ufaklı şehirlerdir.

İznik, bundan böyle yavaş şehir olarak turizmde daha şanslı olacak.