Bütün dünyanın olduğu gibi ülkemiz de salgın sonrası Ukrayna savaşının etkileri ile artarak süren gıda ve petrol fiyatlarıyla başa çıkmakta güçlük çekiyor.

Dünya, Ukrayna savaşı nedeniyle gıda ve enerji alanında şimdiye kadar görülen en ciddi ekonomik krizin eşiğinde...

Ülkeler bu durumun etkilerini en aza indirecek çabalar içinde...

Türkiye de bu konuda krizin etkilerini en aza indirecek yeni kararlar almakta...

Toplumun alt gelir gurubunun alım gücünü arttırmaya yönelik yeni kararlar bunlar...

Muhalefet ise bütün kötülüklerin anasını yeni yönetim sistemine bağlamakta...

Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ne yani...

* * *

Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminden tam iki yıl sonra Başkanlık Sistemi’ne (Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi) geçti bilineceği üzere.

Bununla birlikte dünyada da önemli olaylar gelişmeye başladı.

Türkiye bu gelişmeler karşısında sistemin yapısından kaynaklanan avantajları kullanarak yol almakta.

Başkan Erdoğan bu yönetim erkini kullanırken Türkiye’de gelir dağılımını biraz daha düzeltmeyi, küçük ve orta boy işletmeleri dünya çapında rekabet edebilecek, dışa açık rekabetçi teknoloji yoğun ölçeğe yükseltmeyi hedefleyip, bu konuda önemli adımlar atarken dünyada gelişen bir ekonomik krizle karşılaştı.

Her şerde bir hayır vardır” belki de...

* * *

Dünya önemli bir değişim süreci yaşıyor...

Büyük tekellerin kâr oranları hızla düşüyor.

Bu nedenle ABD’de de olduğu gibi bu tekeller kârlılıklarını korumak için gümrük duvarlarını yükseltiyorlar.

Bu güne kadar yüzlerce yılın birikiminden oraya çıkan evrensel ticari değerler, kurallar göz önüne alınmıyor, yok sayılıyor.

Birçok ülke cari açık sorunu nedeniyle gümrük duvarlarını yükseltiyor.

Bunu dünya Kapitalizminin içine düştüğü bunalımdan kurtulmak için yaptığı açık.

Ticaret savaşları dediğimiz olgunun arkasındaki gerçeğin aslında bu olduğunu görmek gerekiyor.

Bilineceği üzere Kapitalizm, sosyalizm gibi ilk krizde havlu atarak dağılmayıp, tersine tarihsel süreç içinde hep bir çıkış yolu bula gelmiştir.

Kuşkusuz bunun bedelleri olmuştur ve insanlar, halklar yoksullaşmış, birçok şirket ortadan kalkmış, siyasi kadrolar siyasetten uzaklaşmıştır.

Sonuçta Kapitalizm yine bir yaşam alanı bulabilmiştir.

* * *

Türkiye, böyle bir süreçten fazla yara almadan ve hatta daha güçlenerek çıkabilmesinin kuşkusuz yolu, yollarını bulacaktır.

Türkiye yeni sistemiyle krizi atlatabilmenin yollarını çok daha hızlı bulabilir, bulacaktır...

Türkiye’deki krizin nedeni yeni yönetim sistemi değil, tersine sorunların daha da büyümesinin önündeki en büyük engeldir.

Dünyadaki hızlı değişim böyle bir yönetim sistemini gerekli kılıyor.

Yürütme hızlı ve esnek kararlar almak zorunda...

Bu da başkanlık sistemiyle olasıdır...

Dünyadaki hızlı değişim parlamentarizmin hukuksal çerçevesini yetersiz bırakıyor çünkü.

Başkanın doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi, ona ve politikalarına meşruluk kazandırıyor.

Bu özellik, parlamenter sistemde oldukça çok rastlanan hükümet istikrarsızlığı yani hükümetlerin ve dolayısıyla politikaların sık-sık değişmesi sakıncasını gidermektedir.
Dünyada ve ülkemizin çevresinde yaşanan gelişmelere karşı bu sistem sayesinde daha hızlı kararlar alınabilmektedir.