Biliyoruz ki; yıllardır Avrupa’nın birçok ülkesinde insanlar, işlerine bisikletle gitmenin keyfini yaşayabiliyorlar. Amaçları: işe giderken spor yapmak, otomobil kullanarak akaryakıt  bağımlılığı yaratmamak ve doğacak eksoz gazları ile kentte çevre kirliliğine neden olmamak…

Yine biliniyor ki; küresel ısınmaya karşı alınabilecek önlemlerin en önemlilerinden biri: bisiklet alışkanlığının yaygınlaştırılması…Pahalı karayolu yatırımlarını önlemek, kent içi araç trafiğini azaltmak ve hava kirliğini asgari sınırlara indirmek için bisiklet en gözde önlem aslında…

Şu pandemi ortamında; toplu ulaşım araçlarında koronavirüsle tanışmamak için de bisikletle işe/okula gitmek bir çıkış noktası oldu zaten…

Ama bizim ülkemizde; bisiklet alışkanlığını tüm topluma yaymak çok zor…Köşe başındaki ekmek fırınına bile arabayla gitmeyi alışkanlık haline getiren bizler için oldukça garip bir tutum değil mi bisiklet kullanmak..?

Ama “bisiklete binmek”; gelişmiş ülke insanları için çok özel bir duygu…AB ülkelerinin bir çoğunda; bir Vali’yi, bir Belediye Başkanı’nı veya yüksek bir bürokratı bisikleti ile işe giderken görmek çok olağan…Ne onlarca korumaları var, ne de önlerinde kendilerine trafikte yol açmak için siren çalarak son sürat giden eskortları…Sıfır savurganlık yani…

Galiba yeni dünya düzeni ile birlikte; bisiklet bir makam aracı olacak gelişmiş ülkelerde…Bunu adım gibi biliyorum.

                    ÇOCUKLAR VAGONLU BİSİKLETLE OKULA GİDİYOR

Bazı AB ülkelerinde; bisiklet ile işe-gidip gelenlere ve çocuklarını bisikletle okula götüren ebeveynlere yerel yönetimler tarafından çevreyi koruduğu için yılda 50-100 euro teşvik primi bile veriliyor. Belçika’da okuluna bisikletle giden öğrencilere veya ebeveynlerine, kilometre başına küçük ödemeler yapılıyor. Bu nedenle kendi çocuklarını ve çevredeki komşu çocuklarını 5-6 kişilik vagonlu özel bisikletler  kullanarak okula götüren bir çok ebeveyn var Avrupa şehirlerinde…

Özellikle de Hollanda kentlerinde… Bisiklete binmek, adeta yerleşik bir kültür Avrupa’da…İşe de bisikletle giden var, okula da…

Dünyanın sağlıklı ve mutlu geleceği için, herkes üzerine düşeni yapıyor oralarda…

Çok kimse; hafta sonları dışında otomobilini kullanmıyor.

Hele-hele bürokratları ve hükümet üyelerini korumak için onlarca araç konvoyu oluşturulmuyor hiçbir zaman…Bir ülke Başbakanı’nı bile bisikletle işine giderken görebiliyor insanlar..!

                   GERÇEK BİR SAĞLIKLI KENT OLMAK KOLAY DEĞİL!..            

2007 Yılında bir iş seyahati nedeniyle gittiğim Almanya’da; ilginç bir kampanyaya şahit olmuştum. Son bir yılda kentin bisiklet yolu kilometresini 678’den 708’e çıkaran Münih Belediyesi,13 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında “İşe bisikletle git” kampanyası başlatmış ve “kent halkının sağlıklı olması için”, sabahları işe bisikletle gitmeyi önermişti. Bu kampanyaya canı-gönülden katılan binlerce Münihli de evlerinden işlerine bisikletlerle gitmiş, işyerleri uzak olanlar ise metro istasyonlarına kadar bisikletleri ile giderek araçlarını buraya park etmiş ve daha sonra işlerine metro ile ulaşmıştı.

Kampanyaya katılımın 100 bin kişiye ulaştığını daha sonra gazete haberlerinden öğrendim. Münih Belediyesi sağlıklı bir kent-sağlıklı bireyler için üzerine düşeni yapmıştı yani…

Yaşadığımız kent Bursa’da ise: birçok kişi işine otomobili ile gitmeyi tercih ediyor. Otobüs ve metro kullananlar da var tabii ki...Ancak özellikle hafta sonlarında; sportif amaçlarla bisiklet kullanan insanları görüyorum özellikle Nilüfer ile Mudanya’da…Uludağ Üniversitesi’ne bisikletle giden, öğrenciler ve çalışanlar da var bazen yollarda…

Kentimiz içinde Nilüfer dışında çok fazla bisiklet yolu yok ama yine de trafik riskine karşın inatla bisiklet kullanan bisiklet sürücüleri görüyorum yollarda…Kendi sağlıklarını korumak ve dünyanın temiz geleceği için korkusuzca yollara çıkıyorlar.

Fakat…Bizim çok fırın ekmek yememiz gerek galiba bu yolda…Bursa’da hiçbir zaman; bir bisiklet makam aracı olamaz..!

Çünkü ne yollar uygun bu konuda, ne de bu işe sonuna kadar  sahiplenebilecek bürokratlar… Eski hamam eski tas devam eder Bursa’da bisikletle ulaşım politikaları…Nilüfer dışında hiçbir Belediye’de bu işe bir yatırım yapmaz. Gerçek bir sağlıklı kent olmak için atılan adımlar da hep kaplumbağa adımları olur.

ÖZLÜ SÖZLER: Boş zaman yoktur, boşa geçen zaman vardır. (Henry FORD)

-----------------------------------------------------------------------------------------------

                      EİB’DEN 92 MİLYON DOLARLIK 

                           BİSİKLET İHRACATI!..

Son dönemdeki tüm etkinliklerini kuruluşun Basın Müşaviri Murat Demircan’ın gönderileri ile yakından takip etme olanağı bulduğum EGE İhracatçı Birlikleri, geçtiğimiz hafta sonu öncesinde sürdürülebilirlik ve çevre bilinci ile örtüşen sportif bir çalışmaya imza attı.

Yeşil üretim ile 2021 yılında 15 milyar dolarlık büyük ihracatı hedefleyen Ege İhracatçı Birlikleri,12 Şubat Cuma Günü; “Kışın işe Bisikletle Gitme Günü” şeklinde sıra dışı bir etkinlik yaptı.

EİB Genel Sekreteri İ.Cumhur İşbırakmaz ve birlik çalışanlarının bir bölümü; aynen Avrupa’daki bürokratlar ve çalışanlar gibi; kuruluştaki mesailerine bisikletle geldiler.

Konu ile ilgili bir mesajına da ulaştığımız EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi; İzmir’in iklim ve coğrafi yapısının bisiklet kullanımına çok uygun olduğunu belirterek: ” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentte bisiklet kullanımının yaygınlaştırmak için hayata geçirdiği bisiklet yolları ve BİSİM projesi sonucunda çok gelişim kaydedildi. Dünyada da pandemi süreci ile birlikte bisiklete olan talep de artı. 2020 Yılında birliğimizden yapılan bisiklet ihracatı: 92 milyon doları aştı. Dünya genelinde iklim değişikliği ile ilgili bilinç arttıkça, bisiklet kullanımının ve ihracat rakamlarımızın çoğalacağını bekliyoruz. EİB olarak; 12 Şubat Kışın İşe Bisikletle Gitme Organizasyonu ile de bu alanda önemli bir etkinlik gerçekleştirdik” dedi.

Tüm faaliyetlerini kamuoyuna ve basına sunma anlamında da çıtayı yükselten EİB’yi takip etmeyi sürdüreceğim.

Ama… Darısı (UİB) Uludağ İhracatçı Birliği’ne diyerek..!