12-18 Aralık tarihi; YERLİ MALI TÜKETMENİN ve tasarruf etmenin önem ve anlamını hatırlatır yıllardır bizlere…

Biraz nostaljik bir tat olsa da..!

Çünkü yaşları 40-70 yaş gurubundaki insanlar, öğrencilik dönemlerinde yerli meyveler-sebzeler ve kuru yemişlerle yerli malı kutlamaları yapmıştır mutlaka… Gururlanmışlardır bu ülkede üretilen mallarla…

Evet… 12-18 Aralık tarihleri; Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftasıdır.

Biliyoruz ki; Dünya ülkelerinde son dönemlerde giderek artan olağanüstü durumlar ve ekonomik sıkıntılar, aslında yeni yöntem ve kaynak arayışlarını da gündeme getiriyor.

Örneğin Türkiye’de; eskiden çok revaçta olan bir akımdı yerli malı tüketmek…

Ama son 30-35 yılda ithalat cenneti bir ülke olduktan sonra, “yerli malı-yurdun malı” özdeyişlerini unutmak zorunda kaldık. Ama bunu yıllar sonra bir zorunluluk olarak, yeniden hatırlamak da güzel bir şey oldu galiba…

Görünen köy kılavuz istemiyor. Ülkemizin üzerine çöken kara bulutların üstesinden gelmek için, “yerli malına yeniden dönmek gerek” artık bir zorunluluk oldu.

Tasarruf etmeyi ve gereksiz harcamalardan kaçınmayı unutmadan tabii ki…

Çünkü başka çıkış yoktur. Üretmek ve gerektiği kadar tüketmekten başka çare kalmamıştır artık önümüzde…

                       166 MİLYON ADET CEP TELEFONU İTHALATI

Önceki gün başlayan Yerli Malı Haftası ile ilgili kronolojik bir değerlendirme yapmak istiyorum şimdi…

Bilindiği gibi ülkemiz 2. Dünya Savaşı’na katılmasa da, bu büyük savaşın ekonomik etkilerinden yıllarca kurtulamamıştır. Bu savaşın bitiminden hemen sonra; dünya ekonomilerinde oluşan ekonomik darboğaz nedeniyle, dönemin yöneticileri yabancı ülkelere para akışının önünü kesmek ve toplumda tasarruf bilinci oluşturmak için bir kampanya başlatırlar. İşte bu kampanya sonucunda; 1946 yılından beri 12-18 Aralık tarihleri arasındaki 7 günlük süreçte ülkemizde Yerli Malı Haftası kutlanmaktadır.1983 yılından beri de bu hafta;  Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası adıyla anılmaya başlanmıştır.

Ama gerçekte bu ülkede; yerli malı ve tasarruf kelimeleri hep havada kalmıştır. Onca kutlamaya rağmen, ülkemiz yerli malı kullanımını ve tasarrufu bir türlü başarıyla uygulayamaz. Yeterince yerli malı üretilmeyen bu ülkede, ne yazık ki ithalat (dış alım) her zaman ihracatın önüne geçerek, dış ticaret açığı doğmasına neden olmaktadır.

İşte size somut bir örnek… Ülkemiz 2107 yılı istatistiklerine göre; her 1 dakikada 20 cep telefonu ithal etmiştir. Özellikle cep telefonu kullanımın arttığı son 15 yılda; ülkemizden yüklü miktarlarda bu cihazların ithalatı yapılmıştır. Ülkemize gelen 166 milyon adet cep telefonu için ödenen miktar ise; 23,4 milyar dolardır.

Bu durumda YERLİ malı lafı etmek biraz zor geliyor tabii ki… Anılarımız arasında kalan; yerli muzlu, leblebili, portakal ve mandalinalı, elma ve armutlu yerli malı kutlama günlerimiz çok gerilerde kalmıştır artık…

Yaptığımız ihracatın yüzde 80’inin ithalat ürünleri ile karşılandığını belirten dış ticaret uzmanlarımız, ülkemize has daha yerel ve daha katma değerli ürünlerin ihracatını artırdığımız an, dış satımın keyfini yaşayabileceğimiz gerçeğini gündeme getirmektedirler.

Yerli malı kullanımı ve tasarruf konusunda çok kötü bir karneye sahip Türkiye; artık “yerli malı-yurdun malı” deyimini daha cesurca kullanacağı günlere ulaşmalıdır.

Mutlaka ama…

ÖZLÜ SÖZLER: Eğer bir gün birisi size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona kimin alın teriyle olduğunu mutlaka sorun. (George Bernard SHAW)

                       

  ÜRETTİĞİNDEN FAZLASINI

 TÜKETMEYEN ÜLKELERDE VAR..!

Finlandiya Cumhuriyeti; yerli malı kullanmayı ulusal ilke edinmiş bir Kuzey Avrupa ülkesi olarak tanınıyor. 1995 yılında Avrupa Birliği ülkesi olarak kabul edilen bu soğuk ama şirin ülke, ilginç ekonomik istatistiklere sahip… Dünyada AR-GE harcamaları için gayri safi milli hasıladan en yüksek oranda pay ayıran ( yüzde 3,7) Finlandiya’da tam 12 adet mükemmel araştırma merkezi ve 21 üniversite bulunuyor.

Dünyanın en gelişmiş elektronik ve bankacılık sistemine sahip olan ülke; telekominikasyon, elektronik ve bilgi teknolojisinde Avrupa kıtasının liderliğini sürdürmektedir. Finlandiya’nın Nokia markası, 2001 yılında ünlü ekonomi dergisi Business Week tarafından dünyanın en büyük 6. markası seçildi. Son 8 yılda çok kan kaybeden Nokia o dönemde; 35 milyar dolarlık marka değeri ile dünya cep telefonu pazarının en büyük firması oldu. Bu ülkede kullanılan cep telefonlarının yüzde 98,8’inin yerli malı telefon olması da, bence en önemli kriterlerden biridir.

Kişi başına milli gelirin 25 bin doları aştığı Finlandiya, Şeffaflık Örgütü raporlarında: en az yolsuzluk yapılan ülke unvanını defalarca almıştır. Bu ülkenin en önemli bir başka özelliği ise; başarılı eğitim-öğretim sistemidir. Bu sistemde asla ev ödevi verilmemekte ve öğrenciler okullarında aldığı eğitim ile hayata hazırlanmaktadır.

                                 2. EL GİYSİ PAZARLARI REVAÇTA

Finlilerin en karakteristik özelliği; tutumlu olmasıdır. Bunu şu ilginç örnekle anlatmak mümkün; Finlandiya’da birçok eskici dükkanı (kripari) bulunuyor. Tüm ülkeye yayılan bu işyerleri, insanların giyim merkezlerini oluşturuyor. Kullanmaktan bıktığı giysisini getirerek bu işyerlerinden 2. el giysi alan Finliler, bunun için küçük bir değişim bedeli ödüyorlar. Kimsenin eski eşyalarını çöpe atmadığı ve değerlendirme yolunu tercih ettiği ülkede, göz kamaştıran milli gelirlere rağmen insanların 2. el giysi tercihleri ülkenin refahını getiren bir faktör olduğu konuşuluyor.

5 milyon 161 bin kişinin yaşadığı Finlandiya’da 2,4 milyon kişinin çalışarak katma değer yaratması çok önemli bir istihdam zenginliğini yansıtıyor. Neredeyse her 2 kişiden biri çalışıyor ve ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Ülkesinde üretilen mallara sahip çıkarak, çok zengin bir ülke olmalarına rağmen tasarruf yaparak ve ülke değerlerine sahip çıkarak “ekonomik anlamda bir mucize gerçekleştiren” Finliler, bugün birçok ülkenin gıpta ile baktığı bir zenginliği yaşıyorlar. Anlaşılıyor ki: Finlandiya mucizesini yaratan şey, yerli malı tüketme alışkanlığı ile tasarruf felsefesidir.

Bu felsefenin ülkemizde de yaygınlaşması için herkesin çaba harcaması gerekiyor galiba…

Dış ticaret açığı ve cari açık gibi sorunların olmadığı ülkelerden biri olan Finlandiya, ekonomik anlamda Türkiye’nin örnek alacağı bir ülkedir.

Kazandığından fazlasını harcamayan bu ülke insanları, yerli malı felsefesinin de dünyadaki en büyük savunucusudur.

Darısı ülkemiz insanlarının başına..!