"Ben, arka bahçemizde bülbüllerin şakıdığı, floryaların, sakaların karşılıklı notalar döktürdüğü, güvercinlerin, kumruların dem çektiği o geçmişten gelenlerdenim" demişti Yılmaz Akkılıç.

O kayıp geçmişin güzelliklerini ruhunda kutsal bir emanet gibi var etmiş ve aydınlık yarınlar umuduyla bütünleştirmiştir Yılmaz Ağabey.

Zaman belli bir yaştan sonra nasıl da hızla akıyor. Yılmaz Akkılıç’ı kaybedeli on bir yıl olmuş.

Kavuşmasız ayrılığın acısıyla Akkılıç’a duyduğum özlem iç içe.

Yılmaz Abiyi dostluğumuzun yoğunlaştığı bir dönemde yitirdim ve ömrümden ne çok şey eksildi. İnsan insanın tanığıdır; insan bir başka insanla tamamlanır çünkü.

*********************************

Zor yıllarımda bana gönlünü, evini, sofrasını, dostluğunu; şefkat ve merhamet dolu bir cömertlikle açmıştır Yılmaz Akkılıç.

Onunla televizyonda maç izlemek büyük bir keyifti. Sohbetlerimizi anımsıyorum; edebiyattan, siyasetten, medyadan, müzikten, filmlerden, aşktan, Bursa’dan, futboldan konuşurduk.

Ketumdu, dedikodu bilmez, kem söz etmezdi. Her cümlesi bilgiyle, kültürle, insan sevgisiyle doluydu.

Köşe yazılarım için destekleyici cümleler kurmuş, sözünü esirgemeden eleştiriler de yapmıştır.

**********************************

Gözlerimin önünde ak saçları; zekâ dolu ışıklı bakışları, insanı sarıp sarmalayan gülüşü; sevecenliği;  sevgi dolu sesinin tınısıyla beliren Akkılıç; her daim şıktı, zarifti, çakı gibiydi.

Yılmaz Abinin en sevdiğim yanı “aşık adam’’ oluşuydu. Yılmaz Akkılıç, Güner Akkılıç aşkı insana güven duymamı sağlamıştır.

***************************************

CHP’de İl Başkanım, Bursa Hakimiyet’te gazeteci büyüğümdü.

Gazeteciliğe beni başlatan odur.

Yahya Şimşek’in tavsiyesi üzerine Yılmaz Ağabey, Saruhan Ayber’e teklifte bulunmuş ve  gazeteciliğe, televizyonculuğa adım atmıştım; kendisine minnettarım.

YERİ DOLMAZ

Yılmaz Akkılıç’ın yeri dolmadı; kolay kolay dolmaz da.

Medyanın hali malum. Bazen, Yılmaz Abi iyi ki şu çürümeyi, şu kalite kaybını görmedi diyorum.

*******************

Akkılıç; paraya pula, makama, üne, kariyere, güç aranışlarına itibar etmedi.

Dürüst sözcüğüne değer katan bir kişilikti.

Kemalistti, devrimciydi; bilimle, felsefeyle sanatla beslemişti bilincini; gerçeğin gazetecisiydi; emekten yanaydı; örgütçü, çalışan ve üretkendi.

İnsanları kırmamaya özen gösterir; mütevazılığını, inandığı doğruları kararlılıkla savunmasıyla pekiştirirdi.

Kitaplarına baktım: “Bursa Ansiklopedisi’’, “Kurtuluş Savaşında Bursa’’, “Atatürk ve Bursa’’, “Bursa’da Yakın Zamanlar’’ ve diğerleri; hepsi büyük emek ürünü çalışmalardır.

Yılmaz Abi Bursa’nın belleğiydi. Bursa’ya tutkuyla bağlıydı. Bursa için ne güzel demişti: “Bursa, doğduğum değil ama kendimi bulduğum kent.”

Akkılıç Kütüphanesi ve Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülü şehrimize değer katmaya devam ediyor.

*******************************

Bursa size minnettardır sevgili Yılmaz Akkılıç.

Anınız önünde; özlemle, minnettarlıkla, saygıyla eğiliyorum.

Şimdi aziz hatıranız için; Müzeyyen Senar’dan; Bestesi Fehmi Tokay'a, güftesi Rüştü Sardağ'a ait Bayati makamında ‘Benzemez Kimse Sana’yı dinleyeceğim.