Ne yaman çelişki değil mi?

Hayret ediyorum, vatandaş bir yandan pandemi musibetiyle hayatta kalma mücadelesi verirken bir yandan da hayat pahalılığıyla boğuşa dursun ülkeyi yönetenler ise nelerle uğraşıyor.

Bazen de düşünmüyor değilim.

Herhalde diyorum, muhalefeti-iktidarı danışıklı dövüş mü yapıyor?

Öyle ya ne zaman vatandaşın aleyhine ülkemde bir durum yaşansa ya iktidar ya da muhalefet kanadından ortaya atılan siyasi söylemlerle gündem değiştiriliyor.

Medya da buna ayak uydurunca filler kavga ederken çimlerin ezilmesi kimin umurunda...

Zaman zaman çarşı pazardaki esnaf dostlarımızı ziyaret eder işlerinin nasıl olduğunu sorar öğrenirim.

Geçenlerde de öyle yaptım.

Pek çok esnaf arkadaş işlerinin yarı yarıya düştüğünden dert yandılar.

Çarşı pazarın kalabalığının alış-verişe yansımadığını belirterek ortak görüşleri şöyleydi:

"Siz gördüğünüz kalabalığa aldanmayın. Görüntü var ama alış-verişe yani biz esnafa yansımıyor. Hani bir benzetme vardır iğneden ipliğe aynen öyle her şeye anormal zamlar gelmiş durumda. Vatandaş bir şey alacaksa da alacağının yarısını almaya çalışıyor. Yaşananlar gösteriyor ki vatandaşın alım gücü yüzde 50 düşmüş durumdadır. Bu yüzden piyasalardaki sıkıntının sebebi hayat pahalılığıdır."

Ülkede yaşananların kısaca özeti aynen bu şekilde.

Hal böyle olunca da vatandaşın hayat pahalılığına tepkisinin adresi ülke yöneticilerine yönelik oluyor.

Bu bugünde böyle geçmişte de böyleydi.

Doların yükselişi de hayat pahalılığını artırıyor.

Şöyle ki, pek çok yabancı sermaye kendi ülkesine göre doların Türkiye'de yüksek olmasını fırsat bilip ülkemizden ihracat yapma derdine düşmüş durumda.

Nitekim iç piyasada umduğunu bulamayan pek çok sektörde açığını ihracat yaparak telafi etmenin derdinde oluyor.

Alan razı veren razı olunca da nasıl olsa yurt dışı satışı garanti olan Türk firmalarının iç piyasa tedariki pekte umurunda olmayınca karşımıza yaşanılan bu tablo çıkıyor.

Ya da ihraç ettiği fiyat üzerinden satış yapmak isteyince ortaya anormal fiyat artışları çıkıyor.