Hepimizin bir zamanlar çok yakın olduğu ancak birdenbire kopup uzaklaştığı arkadaşları vardır.

Yalnızca farklı yollara yönlendiğimiz için koptuğumuz bu arkadaşlarla, günün birinde yeniden bir araya gelmek isteriz.

Yaşam mücadelesi savurmuştur hepimizi bir yerlerden bir yerlere...

Araya kavga yahut ideolojik farklılıklar bile girmiştir belki de...

Çocukluk arkadaşlıkları, orta-lise arkadaşlıkları ve hatta asker arkadaşlıkları unutulmaz.

Pek çoğumuz belli bir zamanın ardından bu arkadaşlarımızla yeniden görüşmeyi, yakınlaşmayı isteriz, fakat bu her zaman çok da kolay olmaz.

Kimi kez ilginç bir rastlantı önayak olur karşılaşmalara...

Kimi kez de sosyal medyanın vardığı boyut...

* * *

Geçenlerde Eski Hisar-Topçular hattında liseden bu yana hiç görüşmediğim Hüsnü ile karşılaştım...

Yarım asra yaklaşan bir süre geçmişti üzerinden görüşmeyeli.

Hüsnü’yü, göbekli, saçları dökülmüş görünce, ‘Acaba bu o değil mi’ diye geçirmiştim aklımdan.

Onun da beni süzdüğünü fark ettim kısa bir süre sonra.

Benim lisede anımsadığım Hüsnü bu olamaz’ diye geçirdim usumdan.

Aradan geçen bunca zamanı unutarak...

Fiziksel görünümün bu denli değişebileceği kimin aklına gelirdi ki?

Göbek büyümüş, saçlar dökülmüş, ciltler kırışmış, gözlerin feri kaçmış, bedenler sarkıp eğrilip-bükülmüş!..

Cesaretimi toplayıp, ‘Hüsnü’ diye seslendim gözlerinin içine bakarak.

O da aynı şeyleri düşünüyor olmalı ki, ‘Orhan’ deyivermişti...

Yahu arkadaş, neler olmuş sana böyle’ dediğimde hemen yapıştırmıştı, ‘Sen aynaya hiç bakmıyorsun galiba’

O vakit acı gerçeğin farkına varmıştım ama laf kalabalığına getirip lafı değiştirmiş ve hal-hatır sorarak söyleşiyi başka yöne kaydırmıştım.

* * *  

Bilim insanlarına göre, yıllar sonra karşılaştığımız arkadaşımızın hemen eskisi kadar yakın davranacağını düşünüyorsak, çoğu zaman yanılıyormuşuz.

Fakat biz Hüsnü ile o yarım saatlik yolculukta sıcak bir diyalog kurarak eski yıllardan değil de, şimdiki zamandan söz etmiştik.

Başka bir zaman da, lisedeyken ideolojik farklılıklar nedeniyle birbirimize uzak olduğumuz bir arkadaşla yine yarım asır sonra karşılaştığımızda birbirimize nasıl sarıldığımızı anlatamam...

Geçen süreç ideolojileri değiştirmiş, anlamsız kılmış, yaşam mücadelesi bunun anlamsızlığını 40 kez kanıtlamıştı çünkü.

* * *

Birkaç gün önce de birlikte çalıştığım, 40 yıla yaklaşan bir sürecin üstünden geçtiği ve hiç görüşemediğim Avni’yi sosyal medyadaki adresinden aradım.

Benim tanıdığım Avni kapkara saçlı, kapkara bıyıklı ince, narin bir arkadaştı.

Fotoğraflarda saçlar beyazlamış dökülmüş olsa da gözler beni yanıltmamıştı.

Telefon numaramı verdim ve hemen aradı beni...

Hasbıhal ettik, bir süre önce ciddi bir rahatsızlık geçirdiğini ama atlattığını söyledi.

Şifalar dileyerek, salgın sonrası görüşmeyi kararlaştırdık.

* * *

 Eski arkadaşlarla yıllar sonra yeniden görüşmek, eski fotoğraflara bakmak gibi olmuyor, bu kesin.

Fotoğraflar eskilerde, anılarda kalmıştır...

Asıl olan şimdiki zaman...

Önce değişmişlik göze çarpar çünkü...

Sonra eski günlere belki dönülür...

Uzun süreli görüşülmemiş arkadaş, aslında bu dönüşü tetikleyen, anıları canlandırandır.

Fotoğrafa bakarken gözlerin bulanması gibi de değildir bu...

Gözler onu farklı görür, karşıdaki yüze yeniden bakılır ama görülen, o "eski arkadaş" değildir.

Anılardaki sakladığımız kişi artık yoktur, başka biri vardır.

Zamanın ruhu çok şeyi değiştirmiştir çünkü...