Koronavirüsün ortalığı kasıp kavurduğu bu dönemde dikkate alınır mı bilemem ama yine de yazmadan duramadım.

Çünkü biliyorum ki ülkemizde her ne kadar gündem virüs olsa da, bir yandan hayat devam ediyor ve az biraz gelir elde etmiş olanların bir an önce ev sahibi olmak istedikleri bir gerçektir. Ya da kendisi bir türlü yeteri birikimi elde edemeyen ve düzgün işi olanlar maaşlarından kesinti yapıp ev almak istediklerini bunun içinde bankalara başvurduklarını, yanı sıra alternatif bir sistem ortaya koyan faizsiz ev alma şirketlerine müracaat ediyorlar. Bu durumda olan bir hayli insan olacak ki bu faizsiz ev alma sistemini uygulayan şirketlerin sayıları fark edilir şekilde artmaya başladı. Tabiri caizse mantar gibi çoğalmaya başladılar.

Bu sistemin kurucu firması Emin Evim’dir. Bu firma bu konuda kendini ispatlamış ve 20 yıldan fazla bir süredir ülkemizde bu yöntemle binlerce hatta 100 binin üzerinde kişiyi ev sahibi yapmıştır. Bu süreçte prensiplerinden taviz vermemiş ve dürüst bir şekilde devam ettiği için de 20 yılını doldurabilmiş ve kendisini sürekli geliştirmektedir. Ancak bir firmanın iyi olması ve başarılı olması piyasada mantar gibi çoğalan diğer firmaların da aynı derece iyi ve başarılı olacağı garantisini vermez. Hem bu firmanın bile ne kadar güçlü olduğunu ancak kendi verdiği bilgi ile bilebiliyoruz. 20 yıldır başarılı olmuşsa bile bundan sonraki süreçte de ne kadar başarılı olacağını bilemiyoruz. Nitekim özellikle bazı dönemlerde çok güçlü bilinen firmaların battığını ve binlerce insanı mağdur ettiklerini hepimiz biliyoruz.

Bu konuyu gündeme almamızdaki maksadımız aslında firmaları kötülemek ya da sistemi kötülemek değildir. Hatta sistemin iyi bir şey olduğunu kanaatindeyim ancak sorun denetimsiz yapılıyor olmasındadır. Yani bu bir çeşit finansal sistemdir ve bu tür finansal sistemin bir yasal altyapısının olması gerekiyor ve bankalar gibi devlet denetiminde olması gerekiyor. Hatta bu sistemi yürüten firmaların tamamının BDDK’ya bağlı olmaları ve gerekli izinleri BDDK’dan almaları gerekiyor.

Sistemin nasıl işlediğini bakalım ve iki farklı tehlikesini açıklamaya çalışalım. Sistem aslında kadınların kendi aralarında yardımlaşma adına başlattıkları “altın günü” ile aynı mantıkta çalışıyor. Firmalar müşterileri arasında gruplar oluşturuyor ve bu grupların aylık ödeyebilecekleri taksit sayılarını belirliyorlar. Günümüzde gruplar toplam almak istedikleri tutara göre gruplandırılıyor. Yani 150 bin TL almak isteyenler bir gruba, 200 bin TL almak isteyenler ayrı bir gruba alınıyor. Bu grupların ödedikleri taksitler belli bir süre biriktiriliyor, o süre tamamlanınca grup içerisinde kuralar çekilmeye başlanıyor. Kurası çıkana bir ay süre veriliyor o süre içerisinde almak istediği daireyi buluyor ve firmaya bildiriyor, firma daireyi satın alıyor ve üzerine ipotek koyduktan sonra tapusunu müşterisine veriyor.  Sistem basit olarak böyle işliyor buraya kadar herhangi bir sorun yok. Burada firma ise bu hizmeti karşılığında bir komisyon alıyor. Bu komisyon firmaya göre değişiyor. Firmalar genellikle komisyonu hemen alıyorlar, en fazla bekleyen iki ya da üç taksit yapıyor.

Şimdi sistemin tehlikelerini gelelim. Birinci tehlike şudur; firmalar denetlenmediği için mali güçlerinin ne olduğu bilinmiyor, devlet desteği olmadığı veya herhangi bir kurum ile bağları olmadıkları için ve özel sektör oldukları içinde kimin ne niyetle bu işe kalkıştığı bilinmiyor. Aralarından bir tanesinin “çiftlik bank” gibi yapmayacağını kim nereden bilecek.  Ucuz ve hızlı ev sahibi olma vaadiyle hem aldıkları komisyon ve hem de topladıkları taksitler ile birlikte ipotek ettirdikleri daireleri bir bankaya teminat gösterip kredi çekerek ortadan kaybolmayacaklarını nereden bilebiliriz. Ya da bir süre sonra iflas ettik derlerse topladıkları taksitlerin ipotek ettirdikleri daireleri nereden kimden geri alacağız. Bir güvence var mı?

Diğer bir tehlike de şudur; sistemin faizsiz ev alma sistemi olduklarını iddia ediyorlar. Evet sitemi doğru işletirler ise faizsiz olacaktır. Ancak baktığımızda bu şirketlerin kendi nakit paraları yok ise yüzde yüz bankalardan kredi çekiyorlar. Şöyle ki; bir kişi 150 bin TL lik bir gruba dâhil oluyor taksit sayılarını ve ödeyeceği peşinatı belirliyor. Bu kişinin ödeyebileceği taksit 2000 TL civarında olursa ve ödeyeceği peşinat 30 bin TL olursa basit bir hesap ile taksitlerin bitmesi ve o parayı alabilmesi 60 ayı bulacaktır. Sistem kura çekerek ilerlediğine göre gruptan birinin 60 ay beklemesi gerekecek. Oysa firmalar 15 ay ile 18 ay arasında en geç parayı herkese teslim etmeyi taahhüt ediyor.  Bu durum firmanın kendi gücü yerinde olsa bile binlerce kişiye kendi kasasında para ödeyip sonra taksitleri beklemek pek akıl kârı değil, burada ki kazançları ise sadece aldıkları komisyondur. Kimse aldıkları 10 ile 15 TL arasında alacakları komisyon için milyonlarca TL riskin altına girmez.  Demek istediğim netice olarak bunun faizsiz sistem adı altında insanlardan topladıkları taksitleri bankalara teminat gösterip yüksek miktarlarda kredi çekiyor olmasıdır ki bu da dolaylı bir faizdir. Bizden gizleyerek aldıkları kredi ile bizi daire sahibi yapıyorlar. Şu denebilir; onların aldıkları kredi bizi ilgilendirmez, biz çekmiyoruz ki. Evet ama İslam alimleri aynı şekilde para tedarik eden katılım bankalarına bile fetva vermiyorlar, nitekim elde edilen paranın da faizsiz olmasını şart koşuyorlar.

Tabi bu iki tehlike böyle değildir, başka izahı vardır diyecek firmaların açıklamaları var ise dinlemek isterim. Yerimiz dar olduğu için daha fazla detaya giremiyorum, nasip olursa bu konuya yeniden farklı bir açıdan yazmaya çalışacağım. Şimdilik insanları bu firmalara daha dikkatli yanaşmalarını tavsiye ediyorum.