Küreselleşme sözcüğü, günümüzde artık salt ekonomik bir kavram olarak değil, içinde bulunduğumuz uluslararası sistemi tanımlamak için de kullanılmakta.

Koronavirüs salgını da artık salt biyolojik bir konu değil.

Sosyal, siyasal ve ekonomik modeller için de bir varlık-yokluk savaşı içinde bulunduğumuz süreç.

Dünya liderlerinden kimileri yeni düzene direniyor, kimileri dünyanın bir daha eskisi gibi olmayacağına yönelik açıklamalar yapıyor.

Kimileri de Yeni Dünya Düzeninin eşitsizlikleri ortadan kaldıracağını ve daha iyi bir toplumsal düzene doğru evirileceğini söylüyor.

Kimileri ise otoriter popülizmin yaygınlaşarak güçleneceğini belirtiyor.

Yeni Dünya Düzeni iyi mi olacak, kötü mü olacak sorusu daha uzun süre tartışılacak gibi ama yadsınamayacak bir gerçek şu;

Hepimiz dijital kafeslere doluşmaktayız…

* * *

Koronavirüs salgını olmasaydı belki küreselleşme ve dijitalleşme yine gelişecekti ama bu kadar hızlı olmayacaktı kuşkusuz.

Salgın, Yeni Dünya Düzeninin tetikleyicisi oldu…

Cuma akşamları On TV ekranlarında yayınlanan Orhan Kaplan ile Yeni Bakış programında konuğum Teracity Genel Müdürü Osman Akın’dı.

34 yıllık meslek yaşamında edindiği deneyimle yazılım konusunda öylesine açıklamalarda bulundu ki Osman Akın, Küreselleşme, Yeni Dünya Düzeni, Yeni Ekonomik Düzen, adına her ne dersek diyelim bu kadar yazılımla, dijitalleşmeyle ilintili olamazdı.

 

Osman Akın, salgının Yeni Dünya Düzeninin tetikleyicisi olduğunu söylerken, aslında dünyada önceki değişiklikleri gerçekleştiren olgunun sanayi devrimleri olduğunu söyledi.

Bunlar sırasıyla demir yolu, elektrik, bilgisayar, internetti ve bunlardan her biri dünyadaki ekonomik yapıları, tüketim alışkanlıklarını değiştirmişti ve yeni bir dönem başlatmıştı.

İlk kez 21. yüzyılda sanayi devriminin dışında başka bir tetiklemeyle yeni bir çağa adım atmış olduk.

O da bir biyodijital çağ diyebileceğimiz bir tetikleme oldu.

Bir salgınla dünya düzeni şu anda yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor.

Nedeni ne olursa olsun sonuçta artık yeni bir dünya düzeni var.

Bu salgın öyle bir düzen getirmekte ki, söz gelimi daha önceki sanayi devrimlerinde insanların yaşam biçimleri bir anda ve bu kadar doğrudan, hızlı etkilenmemişti.

Bu kez çok hızlı bir dönüşüm var…

* * *

Artık yaşamımıza uzaktan çalışma diye bir kavram girdi.

Uzaktan öğrenim girdi, uzaktan toplantılar, görüşmeler başladı.

Bu kadar büyük ofislere, bu kadar büyük yerlere gereksinim yok artık.

Bu salgınla birlikte aslında yeni bir dünya kurgusu gündeme geldi. Dijital araçlar, yazılımlar bize maliyetlerde çok ciddi tasarruflar sağlamaya başladı.

Şimdi uzaktan günde on toplantı yapılabiliyoruz.

Dijital dünya yüzde yüz dijital olduğu zaman aslında çok da güzel olmuyor.

Söz gelimi öğrenim uzaktan olunca o kadar güzel olmuyor ama şunu gördük; haftanın beş günü okula gitmek yerine2-3 gün giderek trafiği de düzene sokabiliriz.

Yazılım geleceğin işi, bugünün işi, yazılım çok değerli bir iş…

Artık bütün ülkeler gibi bizim ülkemiz de yazılımın öneminin farkına varmaya başladı.

Türkiye’nin en büyük gücü genç nüfustur.

Yazılım da aslında baktığınız zaman gençlerin daha kolay yapabildiği, daha kolay adapte olduğu bir alan.

Teracity Genel Müdürü Osman Akın, gençlerin yazılım sektörüne ciddi yönelimi olduğunun altını çiziyor.