Farkında mısınız bilmiyorum. Ne kadar zorlu bir yaşam sürüyoruz bugünlerde…

Oturduğumuz evin bir odasından başlayarak, önce sokağımıza, mahallemize, ilçemize, yaşadığımız kentte ve yeryüzüne ne kadar çok negatif enerji gönderiyoruz değil mi..?

Aslında şu güzelim bahar günlerinde yaşantılarımıza zevk ve renk katacak iken, çevremizi bu günlerde çepeçevre saran geçim sıkıntısı, bunalım, hastalık korkusu ve kaos her geçen Covid-19 gününde hepimizi daha çok yoruyor

Küresel pandemi krizi, küresel ısınmalar, siyasi gerginlikler, hastalık tedirginlikleri, yeni süreçte işsiz kalma endişesi ve kimseye muhtaç olmadan geçinebilme kaygıları…

Bazen yanılgıya mı düşüyorum veya acaba yanlış mı yorumluyorum bu yaşamı diye kafamı kaldırıp etrafıma bakıyorum. Çevremde içten, doğal ve ağız dolusu gülebilen insanlar arıyorum bıkmadan usanmadan…İhtiyacımız var çünkü hala pozitif kalmayı becerebilen insanlara…Bu arayışlarım ne yazık ki; çoğunlukla hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor.İçine kapanık bir yaşam sürdürmeye başlayan insan sayısı, ne kadar da artmış bu kentte, bu ülkede ve bu dünyada…

Ne kadar çok yorulmuş insanlar böyle..?

Bursa caddeleri; sokağa çıkma yasağının olmadığı o özel günlerde bile; uzayda yürür gibi amaçsız ve kararsız yürüyen insanlarla dolu…Mart ayında ülkemizde yüzünü göstermeye başlayan küresel pandemi krizinin doğurduğu toplumsal gerginlik, şu sıcak Mayıs ayını yaşadığımız bu günlerde biraz daha çoğalırken, birkaç ay içinde daha net yüzünün gösterecek işsizlik de bir karabasan gibi çökebilir toplumsal hayatın içine…

Ne oluyor bize böyle ?...

İnsanların borçları artıyor durmadan…Dostları ve arkadaşları da azalıyor.

Derdini anlatacak, mali sorununa çözüm bulacak insan bile bulamıyor çok kişi artık…Çünkü herkes dertli, herkes borçlu ve herkes tedirgin gelecekten…

Umuda, mutluluğa ve dayanışmaya olan ihtiyacımız artıyor her geçen gün….     

                           

                                  NASIL BİR SİZ OLMAK İSTİYORSUNUZ..?

Yaşadığımız ve yaşayacağımız bu zor günlerde bize rehber olabileceğini ve de sıkıntılı yaşamımıza anlam katabileceğini düşündüğüm birkaç ipucuna ulaşmıştım bundan birkaç yıl önce…DÜNYA Gazetesinden kesip dosyaladığım ve zaman-zaman tekrar okuyarak yaşama sevincimi YENİDEN kazandığım bir demet görüşü sizlere de sunmak istiyorum bugün...

Sizinle bu altın ipuçlarını paylaşacağım ve hayatınızın geri kalan günlerine pozitif bir katkıda bulunmaya çalışacağım. Ülkemiz iş dünyasının önde gelen STK’larından biri olan KALDER’in Eski Genel Sekreteri Sayın Hakan Kilitçioğlu’nun “Geleceğinizi tasarlayın.”başlıklı yazısından yapacağım bu alıntılar, daha basit ve mutlu bir yaşam için bir anahtar özelliği taşıyor:

                -Bireysel bakış açınızı geliştirmek için 3 öneri sunuyorum. Öncelikle 3 yıl içinde aile hayatınızda neleri daha iyiye götürmek istediğiniz belirleyin. Yakın çevreniz, zamanınız, mali durumunuz ve ailenizin tercihlerini dikkate alarak 3 yıl sonra “Nasıl bir siz olmak istiyorsunuz?”sorusunu yanıtlayın ve bunun ilk 6 ay hedefini koyun.15 Günde bir kısa muhasebeler yaparak, nerede olduğunuz görün.

                 -İş yaşamınızla ilgili de 3 yıllık planlamayı yapın. Kendinizi geliştirmek, işinizi  faydalı ve verimli yapabilecek ve de mutlu/huzurlu bir şekilde çalışabilecek şekilde planlamalar yapın.

                 -Yaşam kalitenizin artması, toplumsal kalitemizin de artması ile bağlantılıdır.3 Yıllık hedefleriniz içinde mutlaka topluma katkı sağlayacak uğraşları da koyun. Bu işlemler toplumun gelişimine katkı sağlarken,size de iç huzur verecek ve hayattan aldığınız mutluluğu artıracaktır.

                 -Mutlaka yeni bir şey öğrenin ve  kolaylıkla ölçebileceğiniz ve 15 günlük değerlendirmelerde bulunabileceğiniz hedefleriniz olsun. Unutmayın ölçemediğiniz şeyi, geliştiremezsiniz.

Özlü sözler: İnsanların hakkımda ne düşündüğünü önemsemeyerek, hayatıma bir 10 yıl daha kattım.(Charles BUKOWSKİ)

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

             SEYİRCİYE DEĞİL, KENDİNİZE OYNAYIN…!

Ülkemizin önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olan KALDER’in eski yöneticilerinden Hakan Kilitçioğlu’nun önerileriydi yan sütunlarda okuduklarınız…Bu anlamlı ve yaşamsal önem taşıyan ipuçlarına, kendi dağarcığımdan yenilerini de eklemek istiyorum. Bilindiği gibi inovasyon: yaratıcı yenilik anlamına gelmektedir. İşte size yaşam inovasyonu yaratacak 6 nacizane öneri…Bunlar benim yaşam felsefemin anahtarları…Bakalım sizin işinize yarayacak mı…?

                  -Evimizden, işyerinizden, yaşam tarzınızdan ve gerekirse dostluklarınızdan “süprüntü gördüklerinizi” atın ve size ağırlık yapan her şeyden kurtulun. İkiyüzlü ve fesat ilişkileri yaşamınıza sokmayın.Mutsuz insanlarla çok fazla bir arada olmayın.Mutsuzluk bulaşıcı hastalık gibidir.Bu hastalığa sizde yakalanmayın.

                 - Size iradeniz dışında yüklenmiş rollerden de sıyrılın. Şayet zevk almadığınız ve iyi oynamadığınız roller varsa,onlardan hemen kurtulun.Kısacası;seyirciye değil,kendinize oynayın.  

                  -Yüksek standartlarınız varsa, bunları gevşetin. Başkalarını etkilemek veya gösteriş yapmak için kendinize işkence etmeyin.Doğal olun ve hep öyle kalın.

                  -Eğilmeyin. Eğmeyin. Onurunuz her şeyden önemlidir. Bazen büyük zaferi kazanmak için, küçük yenilgilere razı olun.

                  -Artık şu TV dizilerinden, moda programlarından ve ada yarışmalarından kendinizi kurtarın. Artık hayatı seyreden değil, hayatı yaşayan biri olmaya çalışın. O zaman daha pozitif ve insancıl biri olacaksınız. Buna inanın.

                  -Adam gibi dostlarınız olmasına dikkat edin. Satıcı kimlikli insanların dostluk gösterilerine asla aldanmayın ve hiçbir özel sırrınızı paylaşmayın. Satışa gelmeyin.

                  -Şu Covid-19’lu dönemde; kendinize, eş ve çocuklarınıza iyi bakın. Hayatınızda hep “iyiki-ler” olsun, Keşke diyeceğiniz gelişmelerden uzak durun ve isabetli kararlar almak için iki veya üç kez düşünün.

                 -En önemli önerimi ise, sona sakladım. Şu salgın hastalık döneminde moral ve motivasyonunuzu yüksek tutun. Hastalık endişelerinin sizi esir almasına ve bir kaygı bozukluğu yaratmasına izin vermeyin. Eski fotoğraflarınıza bakın, eski ve özel dostlarınızı arayın. Pozitif mesajlı film, şiir, şarkı ve kitapları hayatınıza sokun. Uzun karantina günlerinde sizi oyalayacak bir uğraş bulun ve yenilmeyin kaygı bozukluklarına…