Yeni normal yaşama hafta başı itibariyle adım attık.

Yaklaşık üç aydır evdeyiz ve yapılması gerekenleri, her gün ekranlarda anlatan profesörlerden, uzmanlardan öğrendik, hatta ezberledik.

Yeni normallerin pratiğe yansıyacağı bu süreçte, çok daha dikkatli olmamız gerekiyor.

Dün alışveriş için dışarı çıktığımda, gördüğüm manzaralar hiç de umut verici değildi!

Kafeler, restoranlar, kahvehaneler açılır açılmaz yoğunluk oluşmuş. Özellikle kahvehanelerin önlerinde birbirleriyle içiçe, maskesiz şekilde oturanlar pes dedirtiyor.

Çarşıda, pazardaki kalabalık da yine ona keza.

Yeni normal yaşama geçilmeden önce bile çarşı ve pazarlarda maskesiz dolaşanlar, yaş kuralına uymayan küçükler ve büyükler, eskisi gibi avaz avaz bağıran pazarcılar, umarsızca, duyarsızca davrananlar, bu sürecin çok da sağlıklı yürümeyeceğinin işareti.

O nedenle normalleşmeyi çok erken buluyorum. Bana göre izolasyon süresi bir ay daha sürmeliydi. Haziran sonu, temmuz başı daha uygun olacaktı. En azından vakalar sıfırlanmalıydı. Bilim adamlarının bazılarının görüşleri de bu yönde.

'Hayalet taşıyıcı' olarak tanımlananlar, belirti göstermeden ortalıkta dolaşıyorlar.

Çeşitli yerlerde rastladığım bazı kişiler dikkat çeken hareketlerde bulunuyor. Hapşırırken maskesini indiriyor, hapşırdıktan sonra tekrar kapatıyor.

Dayanamadım birisini nazikçe uyardım; maskelerin aksırma, tıksırmadan yayılan damlacıkları önlemek için takıldığını söyledim.

Ne dese beğenirsiniz?

Günde iki maskesi varmış, ıslanırsa maskesiz kalırmış, mecburen böyle yapıyormuş!

Tanıdık bir doktor gördüm, pazarda maskesiz dolaşıyordu, köylü bir amcam ise kalın maskelerden ve üzerine de siperlik takmıştı. Birçok kişinin de çenesinin altında duruyordu.

Maske kullanımı da kişiye göre değişiyor anlayacağınız.

Yeni normallere çok riayet edileceğini düşünmüyorum ve inanmıyorum.

Her şey eskisi gibiymiş, Koronavirüs salgını yokmuş gibi davranan çok.

Özellikle toplu taşıma araçlarında, sahillerde, plajlarda durum vahim olacak.

Bu yıl tatil yapmanın riskini profesörler enine boyuna anlatıyor.

Plajlar tam olarak açıldığında, evde kapalı kalmaktan, sıcaktan bunalan insanlar hücum edecek.

Her yerde turizm şehirlerindeki gibi, plaja sınırlı sayıda tatilci alınması, şezlonglar arasında mesafe olması gibi itina gösterilmeyecek ki.

Bu yıl da tatil yapılmasaydı ne olurdu sanki. Turizm sektörü sekteye uğrayacakmış, insan hayatından daha kıymetli değil ya!

Normalleşmeyi erken ve tümden başlatan yetkililer, dileriz pişman olmazlar.

Zira çelişkilerle, risklerle dolu bir ortam var.

Halkın sağlığından ziyade, sermayenin çıkarlarının gözetildiği anlaşılıyor.

Ne kadar tedbir alınmaya çalışılırsa çalışılsın, illa ki bir yerden kaçak olacak.

Yoksa sürü bağışıklığı mı isteniyor? İnsan bunu da düşünmeden edemiyor.

Yeni normalleşmenin yansıması bir ay içerisinde belli olur.

Bugüne kadar gayet kontrollü yürütülen süreçte, umarız bir çuval incir berbat olmaz.

 

**********

Irkçılığın geldiği nokta ve patlayan halk

 

ABD'de bir siyahinin, beyaz polisin uyguladığı şiddet nedeniyle yaşamını yitirmesinin ardından başlayan protestolar sürüyor.

Her ne kadar ortalık savaş alanına dönse de, yangın yeri olsa da, haklı buluyorum bu tepkiyi.

Polis vahşetinin geldiği boyut kabul edilemez.

Göz göre göre, gaddarca bir insanın canına kıymak, bu durum yaşanırken seyirci kalmak, insanlığın öldüğünün göstergesi!

İşte bazılarının gözünde çok büyüttüğü Amerika'nın gerçek yüzü.

Burnundan soluyan insanları yatıştırmak yerine, 'haydutlar' diye bağırarak

daha da çıldırtan bir devlet başkanı da çabası.

Bu halk patlamasın da kim patlasın.

Otoriter rejimlerin, aşırı baskıcılığın, despotluğun sonu budur.

Faşist kafalara ders olsun.

**********

Uzay turizminin kapısı aralandı

 

ABD'li kaşif, deha Elon Musk 'ın havacılık şirketi Space X, yani özel bir şirket, tarihte ilk defa uzaya insan gönderdi.

Crew Dragon isimli uzay aracı, Kennedy Uzay Merkezi'nden, 2 astronot ile başarılı şekilde uzaya fırlatıldı.

Bu ne demek? Uzay turizminin kapısı aralandı.

Mars'a koloni kurmak ve yaşanabilir bir gezegene dönüştürme hedefinden bahsediliyor. Bu müthiş bir gelişme.

Dünyamızın, Elon Musk gibi beyinlere ihtiyacı var.

Musk, 2017 yılındaki Anıtkabir ziyaretinde, hatıra defterine yazdığı yazıda, Atatürk'e olan hayranlığını dile getirmişti.

 

**********

 

Günün Sözü

 

“Hayatta ne yaparsanız yapın,

çevrenizi sizinle tartışacak

zeki insanlarla donatın."

John Wooden