Sosyal medyanın, toplumsal bir mekân halini alması ile kişisel veriler ve mahremiyet eskisine oranla daha büyük bir hızda ve oranda riske girmiş durumda. Buna paralel olarak sosyal medya, hukuki düzenlemeye aç ve kapsamı giderek büyüyen hukuki bir alan haline geldi.

Sosyal medyanın, ifade özgürlüğünün en etkin kullanım alanı olması sebebiyle yapılan düzenlemelerin içeriklerin yok edilmesine ve sosyal medyanın içerik üreten, katılımcılık sağlayan potansiyelinin engellenmesine yol açmaması elzem. Bu yönü sebebiyle ifade ve haber alma özgürlüğü, haberleşmenin gizliliği gibi temel haklar her zaman tartışmaya açık durumda.

Halihazırda 2007’den beri yürürlükte olan 5651 sayılı bir internet yasamız mevcut ancak yeni düzenleme ile bu kanunda varolan eksikleri tamamlayan ve kapsamını genişleten önemli atılımlar söz konusu.

Bu düzenleme, yayılan asılsız bilgilerin aksinesosyal medyayı kapatmak ya da yasak getirmek amacı içermiyor. Temel hak ve özgürlüklerinin korunması ve bu mecrada var olan dezenformasyonun önüne geçilmesini amaçlayan bir düzenleme. Bu düzenlemenin amacına uygunluğunun tespiti açısından özellikle erişim engellenmesine yönelik yapılan düzenlemelerin son derece önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu düzenleme ile, suç oluşturan içerik sebebiyle erişimin engellenmesi kararı yerine içeriğin çıkarılması kararının verilmesi imkânı sağlanarak aynı internet sitesinde yer alan ve suç oluşturmayan içerikler yönünden ifade ve haber alma özgürlüğü daha da güvenceli hale getiriliyor.

Yani özetle, düzenlemeyle erişimin engellenmesi kararı yerine suç unsuru barındıran içerik kaldırılabilecek. Böylelikle ifade özgürlüğünün korunması söz konusu. Eski düzenlemenin eksikleri göz önüne alındığında bu usul sınırlarını koruduğu müddetçe adaletli bir mekanizma olacak.

Bir diğer önemli pencere ise, sosyal medyanın sadece imkânlar sunan bir alan olmadığı gerçeği.

Yapılan paylaşımlar kimi zaman masumfikirleri ifade eden paylaşımlar olurkenkimi zaman, kişilik haklarına saldırı, özel hayatın ihlali gibi suçların işlenmesine veya yanıltıcı reklam ve asılsız bilgiler ile insanların aldatılmasına da sebebiyet verebiliyor.

Bu paylaşımların takip edilemeyecek kadar çok merkezden yürütülmesi sebebiyle de denetimi oldukça zor. Bu nedenlerle, yeni düzenlemenin hakaret, tehdit, suça tahrik, aşağılayıcı veya nefret söylemleri, dolandırıcılık gibi suçlarla kişilik hakları ihlal edilenlerin daha etkin korunmasını hedeflemiş olması son derece önemli.

Ayrıca yapılan yasal düzenlemelerin yanı sıra yasa koyucunun, bilinçli bir sosyal medya kullanıcısı yaratma üzerine de eğilmesi gerekmekte.

Toplumsal olarak sosyal medya okuryazarlığının artırılmasının, kullanıcıların sosyal medyanın sağladığı olanaklarla beraber içerdiği riskler ve sakıncalar hakkında farkındalıklarının sağlanmasının da sosyal medya alanında yaşanan hukuki sorunların çözümüne büyük ölçüde katkı sağlayacağı tartışmasız.