Kurtuluş Savaşı döneminde Anadolu'da hakim olan üç ideoloji vardı. Bunlar İslamcılık, milliyetçilik ve sosyalizm idi. Ancak bunların sınırları ve nerede başlayıp nerede bittiği belli değildi. Çoğu zaman bu üç ideoloji birbirinin içine giriyordu. Yeşil Ordu'nun ideolojisi İslam ve sosyalizmin sentezi üzerine kurulmuştu. Kuvayı Milliye’nin amacı Batılılaşma olmasına rağmen Batı emperyalizmine karşı verilen savaş onları Bolşeviklerin yanına ve sosyalizme itiyordu. 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması Anadolu'daki subay ve aydınları Bolşeviklere daha da yakınlaştırdı. Sadece Bolşeviklere karşı değil sosyalist ideolojiye karşı da sempati artıyordu mesela kırmızı renk moda olmuştu, kırmızı kravat veya kırmızı tepeli kalpak yaygınlaşmıştı. Ali Fuat Paşa subaylara askerlerle birlikte yemek yemelerini emretmişti, Kazım Karabekir üniformasındaki apolet ve sırmaları sökmüş, Halil Paşa'ya da Yoldaş Halil diye hitap etmeye başlamıştı. Sosyalizme ilgi sadece Ankara'da değil tüm Anadolu'da artıyordu. Bolşevik Türklerden oluşan bir Yeşil Ordu'nun Sovyetlerden gelerek Anadolu'yu kurtaracağı efsanesi halk arasında yayılıyordu. Bu hayali Yeşil Ordu'nun başında Enver Paşa'nın bulunduğu söyleniyordu.

 

1920, Kuvayı Milliye hareketinin en zor ve umutsuz yılıydı. O umutsuzluk içinde Mustafa Kemal bu beklentiye şiddetle karşı çıkıyor. Hiç bir yabancı gücün ülkeye girmesine izin verilmeyeceğini, milleti yine milletin kendisinin kurtaracağını söylüyordu. Aslında ortada sanıldığı gibi bir Yeşil Ordu da yoktu. Rusya'daki Yeşil Ordu, Karadeniz'in doğusunda çıkan bir Rus Hıristiyan köylü hareketiydi. Sancakları kızıl zemin üzerine yeşil haçtan oluşuyordu. Hem Denikin'e karşı hem de Bolşeviklere karşı savaşıyorlardı. Rus Yeşil Ordu'nun Bolşeviklerle, Türklerle veya Müslümanlarla bir ilgileri olmamasına rağmen Anadolu'da gerçeğin tam tersine bir algı oluşmuştu. Bu algı bazı güç merkezleri tarafından özellikle oluşturulmuştu. Aslında 8 Mart 1918'de Moskova'da düzenlenen Rusya Müslüman Emekçileri Konferansı'nda Kızıl Ordu'ya bağlı olarak bir Müslüman Kızıl Ordu kuruldu ama bu Müslüman Kızıl Ordu'nun İslami bir çizgisi yoktu ve Ekim 1920'de lağvedilerek Kızıl Ordu'ya katıldı. 1920 Mayısında Anadolu'da Yeşil Ordu isminde bir askeri oluşum ortaya çıktı. İşte bu Yeşil Ordu gerçekti ve İttihatçılar tarafından kurulmuştu. Bolşeviklerden etkilenmişlerdi ve İslami bir sosyalizmi savunuyorlardı.

 

Yeşil Ordu Nizamnamesi şöyleydi: “Yeşil Ordu, Avrupa emperyalizminin hülul ve istila siyasetini Asya'dan tard etmek üzere teşekkül etmiş bir mücadele teşkilatıdır. Yeşil Ordu; antikapitalist, antiemperyalist ve antimilitaristtir. Yeşil Ordu; Aile hayatına ve İslamiyet'in bütün içtimai esaslarına saygılıdır. Devletin ekonomik ve toplumsal alanlarda müdahaleciliğinden yanadır. Parasız ve yatılı eğitimi savunur. Servet biriktirmeye mani olmayı en önemli vazifesi olarak görür. “Yeşil Orducular halka sosyalizmi anlatabilmek amacıyla konferanslar düzenleyip gazete çıkarttılar, Bursa, Konya, Malatya, Kayseri ve Elazığ'da örgütlendiler. Çerkez Ethem'in Çapanoğlu İsyanı'nı bastırmaya giderken Yeşil Ordu'ya katılması örgütün gücü ve etkinliğini iyice arttırdı. Ethem'e bağlı Kuvayı Seyyare birlikleri ile Yeşil Ordu askeri bir nitelik kazandı. Eskişehir’de Çerkez Ethem tarafından Seyyare-i Yeni Dünya adlı bir gazete çıkartıldı. Yeşil Ordu'nun yayın organı oldu. Gazetenin sloganı "Dünyanın Fukara-i Kesibesi Birleşiniz" idi, altında ise "İslam Bolşevik Gazetesi" yazıyordu. Yeşil Ordu, Mustafa Suphi ile irtibata geçmiş ve ondan Sovyet yardımı istemişti. 14 Temmuz 1920'de Ankara'da gizli örgüt olarak kurulan Türkiye Komünist Fırkası'yla da işbirliği yapılıyordu.

 

Yeşil Ordu'nun güç kazanması özellikle de Çerkez Ethem'le birlikte askeri güce kavuşması Mustafa Kemal'i rahatsız etti. Milli hareketin liderliğini ele geçireceklerinden ve Kuvayı Milliye’nin bölüneceğinden endişe ediyordu. Mustafa Kemal kendi kontrolünde bir Komünist parti kurulmasını emretti. Yunus Nadi, Hakkı Behiç, Dr. Adnan  Adıvar gibi kişilerin gayreti ile 18 Ekim 1920'de Türkiye Komünist Fırkası kuruldu ve Mustafa Kemal'in emriyle Yeşil Ordu Cemiyeti kesin olarak kapatıldı, üyeleri İstiklal Mahkemesi'ne sevk edildi. Yeşil Ordu'ya mensup mebuslar tarihimizde dokunulmazlıkları kaldırılarak yargılanan ilk milletvekilleri oldular. Yeşil Ordu kapatıldıktan sonra üyelerinin bir bölümü (Resmi) Türkiye Komünist Fırkası'na, bir kısmı da Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası'na katıldılar. Mustafa Kemal ile Çerkez Ethem arasındaki ipler 27 Aralık 1920’de çıkan isyan ile koptu. Kuvayı Seyyare dağıtıldı. Bir zamanlar; mecliste alkışlarla karşılanan, Anzavur'u, Gavur İmam'ı tepeleyen, Adapazarı, Düzce, Yozgat, Konya isyanlarını bastıran, Salihli ve Alaşehir cephelerinde Yunan ordularını dağıtan Çerkez Ethem Yunanistan'a sığındı.