Cuma günü Ege denizi merkezli 6.6’lik deprem yaşadık.

Başta İzmir olmak üzere birçok ilde ciddi oranda hissedildi. Malatya’daki 6.8’lik depremi yaşamış biri olarak yaşanan korkuyu çok iyi anlayabiliyorum. Bu yüzden her deprem beni yürekten vuruyor. Gerçekten de insan bir şey yaşamadığı zaman başkası ne kadar anlatırsa anlatsın yaşanan gibi olmuyor. Hani Nasreddin Hoca’nın dediği gibi “düşenin halinden düşenler anlar."

Umarım çok büyük acılar yaşanmaz. Umarım devamı ve artçı sarsıntıları uzun sürmez. Çünkü depremin korkusu artçı sarsıntılar devam ettikçe devam ediyor. Korkuyu zaten üzerinden atamamışken peş peşe gelen irili ufaklı sarsıntılar korkuyu arttırıyor. Allah’ım İzmir’de depremi yaşayan kardeşlerimize yardım et. Bu tür musibetleri bizlere gösterme. Bu korkuları bir daha yaşatma bizlere.

S-400 Testleri

S-400’lerin test edildiği bilgisi ortaya döküldü. Her nedense biraz gizli bir şekilde yapıldı. Test bilgisi de el altından basına sızdırıldı. Sanırım Başta ABD olmak üzere, diğer batılı ülkelerden gelecek tepkiler ölçülmeye çalışıldı. Resmi bir ağızdan testler yapıldığına dair bilgi ortaya çıkmayınca kimse inanmak istemedi. Pek tepki çıkmadı. Peşi sıra Hulusi Akar testlerin yapıldığını teyit edince ufaktan homurdanmalar başladı ancak yine de Hulusi Akar’ın açıklamaları bir blöf gibi algılandı. Ancak Erdoğan’ın ağzından da testlerin yapıldığı teyit edilince “ortalık yıkılmaya” başlandı.

Türkiye ve Hükümet kendine göre haklı gerekçelerle bu S-400 konusunu ağırdan alıyor. ABD’nin tepkisi ve ekonomik olarak ortaya çıkacak sorunları göğüsleyememekten korkuyor sanırım. Belki haklıdır ancak bunca yatırım ve masraftan sonra sistemi kurmamak gereksiz bir geri adım atmak olur.

Bizim bir gerçeğimiz var ki etrafımız düşmanlar ile çevrili. Bu gerçeği sürekli gelişen olaylar bunu çok açık ortaya koymaktadır. Yunanistan’ın yapmaya çalıştıkları ortada, yanı sıra Doğu Akdeniz’e adeta yığınak yapan batılı devletler, güneyde Suriye ve İran. Bu ülkelerin hiç biri bize dost değil maalesef ve birçoğu bize açıkça diş bilemektedir. Tüm bunların yanı sıra Ermenistan’da niyetini açıkça ortaya koydu. Azerbaycan’a ait toprakları yıllardır işgal altında tutan Ermenistan, bugün Azerbaycan’ın üstün başarısı karşısında şaşırıp kalmış ve sürekli Türkiye’ye sataşmaktadır. Son günlerde yaşanan olayların sorumlusu olarak Türkiye’yi göstermektedir.

Bütün bunlar bize askeri alanda çok daha güçlü olmamız gerektiğini gösteriyor. Sadece askeri gücü yeterli olmaz, günümüz koşullarında dünya’dan var olan en iyi silahlara ve en iyi savunma sistemlerine sahip olmak özellikle bizim için olmazsa olmaz bir durum olmuştur. Bunun için bu S-400 sistemleri önemli bir gereksinimi karşılamaktadır. Bir an önce kurulmalıdır.

ABD Doları, AB Eurosu ve İngiliz Sterlini

Her nedense Türkiye şu doların ateşini düşürmeyi başaramadı. Tüm tedbirlere rağmen dolar yükselişini sürdürüyor. Tabi yükselen sadece dolar değildir. Euro ve Sterlin’de beraberinde yükseliyor. Yani döviz çok hızlı değer kazanıyor, TL çok hızlı değer kaybediyor. Bu durumun en başta ekonomik durumla ilgili olduğu düşünülüyor ancak yaşananlar başka etkenlerin de olduğu görüşünü ortaya koyuyor.

Özellikle, Büyük fonlar, Yabancı bankalar ve dünyayı kontrol etmek isteyen baronların döviz piyasasını hareket ettikleri bir gerçektir. Bunu, üstelik profesyonelce ve mevcut kapitalist düzenin tüm kaide ve kurallarını bilerek ve argümanları kullanarak yapıyorlar. Yani bir ülkeye yönelik yapılanların tamamı mevcut ekonomik kuralların argümanları ile yapılmaktadır. Böyle olunca devletlerin ve ilgili kurumların tedbir alma şansları elden gidiyor. Çünkü gayri resmi işlem yapılmıyor. 

Bu durumun yegâne çözümü ise, tarımda, sanayide, teknolojide milli üretime geçmektir. Kendi üretimimizi gerçekleştirip üstelik ihracat ile taçlandırabilirsek, bu döviz durumu tam tersine dönecektir.

Ülkemiz her şeyi ile yerli ve milli olmak zorundadır. Geleceğe yapılacak en iyi yatırım bu olacaktır. Her alanda, tarım, ağır sanayi, silah sanayi, askeri ürünler,  teknolojik ürünler, yazılımlar ve hayvancılıkta dünya lideri olabilecek imkânlarımız var. Yeter ki bu imkânları ehil olan insanlar ile beraber yönetebilelim.