Geçen yazımızda tarihi sevdiren adam adı ile tanınmış bulunan Ahmet Refik Altınay merhumun 1910'da Umumi Tarih adıyla neşrolunmuş bulunan 6 ciltlik değerli eserinin 2. cildinin başından alıntı yapmıştık. Aynı eserden yazımıza Osmanlıca’dan çevirdiğim satırlar ile bu yazımla huzurunuzdayım sevgili okurlarım.

Memleket: Eski Yunanistan 80 bin kilometrekaredir. Bu büyük arazi batı cihetinde Yunan denizi, güney cihetinde Akdeniz, Şark yani doğu cihetinde Adalar denizine, kuzey ciheti ise, Balkan Yarımadası’nın yüksek dağlarına dayanıyordu. Yunanistan’ın sahili haylice fazla idi. Lorois, Sorani, Atina, Mehsehni, Lakonya ve Argoli adlı körfezleri vardı. Yunan topraklarının sırf denizle irtibatının var olması Yunan medeniyetinin büyük adımlar atabilmesinde müthiş tesirleri görülmüştür. Muvasalat yani gidip, gelmek kolaylığının buna müesseriyeti ileri derecede olmuştur.

Yunanistan’ın tüm dağları, Pindos silsilesinin şubeleridir. Kuzey Yunanistan’daki dağların çok büyük kısmı sıra dağlardan meydana gelmiştir. Bunlardan batı istikametinde ayrılanlar, dar vadiler meydana getirip, şarka yani doğuya ve Adalar denizine doğru ayrılmış dağlar da gayet büyük arazileri birbirinden ayırarak, Teselya’yı vücuda getirirler ki, bu arazinin kuzeyinde, Kamboni, batısında Pindos, doğusunda ise, Olimpos, Osa ve Pehliyon, güneyinde Otris dağları kendini gösterir. Otris dağına muvazi olarak Ota sıradağları vardır ki, bu sahiller ile batak sahiller arasında Termopil geçidi yer alır. Orta Yunanistan’daki dağlar, münferit ayrı ayrı dağ kümelerinden husule gelmiştir ki, bunların en meşhurları, Korates, Parnas, Hehlikon, Kitehron, Himehtos ve Kanehmis dağlarıdır.

Arazinin, şekil ve yaratılışı hasebiyle büyük nehirleri oluşmamıştır. Bunlardan bir kısmı ırmak büyüklüğünde olup, yaz günlerinde kupkuru kesilirler. Yunanistan nehirleri içinde ancak çok az bir kısmı seyr-i sefain yani gemilerin çalışmasına müsaittir. Bunların en mühimi Pehnealos ve Salambirya nehiridir. Bu nehir Teselya havzasındaki suları aldıktan sonra Adalar denizine dökülür. Bu Behnehyos suları, büyük ehemmiyet arz eder.

Yunanistan’ın iklimi aynı arz ve tulda olmalarına rağmen İtalya kadar sıcak değildir. Kuzey cihetine düşen yerler gayet açık bulunduğu gibi, arazide, tabiatın gereği çeşitlidir. Bilhassa Yunanistan’ı her yönden kuşatmış olan denizler, latif rüzgarları ile Yunanistan iklimini mutedil olarak bulundurur. Teselya’nın kuzey tarafı yeşil ormanlarla adeta süslenmiştir. Bu latif iklimin tesiri Yunanistan’da, limon, hatta hurma ağaçlarının bile neşvünema bulmasına müsaittir. Gökyüzü daima berrak, denizler büyük bir sükun içinde, dağların çevresi şeffaf parlak bir sema ile müttetevviçtir yani taçlanmış gibidir. Arazinin büyük kısmı taşlık ve ziraate müsait değildir. Bu sebepten ülkenin mahsulatı bütün ahalinin ihtiyacını karşılamaya kifayet edecek seviyede değildir. Aziz okurlarım yüz küsür sene önce Yunaniler’in ülkesini tarife lüzum gören tarihi sevdiren adam, olarak andığımız Ahmet Refik Altınay merhum, herhalde günümüzde hayatta bulunsa idi, Yunaniler’in son zamanlarda bilhassa iki bin yılından sonra ülkemizle soğuk savaşa, özür dileyişe dönük atraksiyonlar yapıp, Avrupa Birliği içinde yer almış olmasının verdiği kendisine has memnuniyeti içinde Adalar denizinin sahipliğini çağrıştıran yaklaşımlarla elbette bir cevap almayı hak ederken, hafta içinde Milli Savunma Bakanımız tarafından kendisine sorulanlara endirekt cevapları büyük bir mahfiyet içinde yani alçak gönüllülük içinde Yunaniler’e mantık ve matematik açısından pek makbul gördüğüm cevapları cidden Yunanilerin neyin karşısında olduklarını düşünmeye daveti ise, pek mükemmel bir tavsiye idi. Emekli bir Osmanlı subayı olan Ahmet Refik Bey Yunaniler’i anlatma istikametinde yol alırken, Muhterem Bakanımız Hulusi Akar Paşamız da, Bir Türkiye Cumhuriyeti Paşası olarak Yunaniler’e yaptığı hatırlatmalarla, tarihte Ahmet Beyi yalnız bırakmamış oldu. Ayaklar yorgana göre uzatılırsa, üşünmez derler. Fiemanillah