Alışagelmiş  ve sıradan sözlerle başlar çoğunlukla ilk cümleler bir yazı hikayesinde… Yapılan işin, anlatılan olayın ne denli önemli olduğunu vurgulamak için özenle seçilecek kelimelerin birkaç saniye öncesidir bu…

Çok özenle çalışılmış ve deneyim içinde geçmesi gereken duru bir anlatım için “ cesur yürek hazırlanır” önce…

Sonra bu yüreği ortaya koyarak, iz bırakmak adına hararetli bir yazı yolculuğunun ilk adımları atılır bilgisayar tuşları üzerinde…

En iyiyi ve mükemmeli çağrıştırmak için yoğun bir gezi yapılır düş ve düşünce dünyasında daha sonra… Ve birdenbire dökülüverir etkili kelimeler tuşlara ve yazının tam orta yerine… Beyinden yola çıkarak tuşlara ulaşan bu sözcükler, bir yürek çarpıntısının veya bir müzik tınısını izlercesine bir ürüne yönelir. Sözcükler ürüne, ürün yapıta ulaşır böylelikle…

Katıksız bir sevgidir anlatılan belki… Saygı, sevgi ve duygu sağanağı da yaratılmıştır içeriğinde… Ya da yaşamın içinden kopup gelen bir ses, toplumun bin nefesi ile anlatılabilir bu yazı yolculuğu ile…

Veya bir acı… Bir ayrılık… Bir kaçış… Bir veda…

Havada kalması olası kelimeler de zorlar yazı insanını bu anlarda…

Son noktayı doğru yerde/zamanda koymak, dağlar gibi büyür gözlerde…

İyiyi, doğruyu ve mükemmeli yaratmak için harcanan bunca emek, belki de gereksiz bir ayrıntı ile kire de bulanabilir bazen... Çöpe gitmesi gereken satırlar, işte bu anlarda son bir çaba ile belki kurtarılabilir apansız…

Her şeye rağmen bir yapıttır ortaya dökülen…

Belki de bir mektuptur hiçbir zaman alıcısına ulaşmayacak.

Belki bir şiir… Yahut bir sevda dizesidir sadece 4 mısralık…

Veya insanın içini burkan bir hayat öyküsü… Ya da bir mucize sevinç haberi…

Ama sonunda; bir umudu yansıtmalıdır bu yazı mutlaka!..

 

UMUT VE YALNIZLIK ARASINDA BOCALARKEN

 

Bu yoğun yaşam karmaşası içinde bile; umuda ve sevgiye doğru yazılmış onlarca/yüzlerce ve hatta binlerce yazıttan biri olarak dürüst bir mesajı da olmalıdır son bölümde…

Zaman-zaman çevremizde oluşan onca kalleş duygu, düşünce ve harekete karşın…

Ve… Kullanılmış sözcükleri bir kez daha gözden geçirerek sonlamak gerekmektedir artık yazıyı… İçten, gerçek ve yalın sözler olmalıdır artık yazının son mesajları…

Son sözler veda gibidir çoğunlukla… Az laf ile çok şey anlatacak…

Yaşamı paylaşmanın güzelleştirdiği bir sürü ince ayrıntı gibi, yazının sonunda da okuru yazıya bağlayacak bir nokta bulunmalıdır mutlaka.

Duygu yanı uykuda, kararsız ve başıboş günler yaşayan insanlarda bile bir coşku yaratacak ayrıntı tam da bu bölümde olmalıdır işte…

Bulutlarda gezen ayaklar, daha güçlü şekilde bu noktada basmalıdır toprağa!..

Son ve net söz için düşünülür artık…

Düşünce dağarcığındaki yalnızlıklar, yitirdiğimiz ve asla yerine koyamayacağımız güzellikler gibi girer yazının son satırlarına… Eğrelti otları arasından süzülerek akmaya çalışan incecik bir akarsu gibi dolmalıdır avuçlarımıza bin-bir umut bu yazıda da…

Umut ve yalnızlık arasında bocalarken… Umut kazanmalıdır.

Hazırlanan tüm yazılar, insan yaşamlarına benzer zaten… En iyiyi ve en doğruyu hedefleyerek başlar. Ortaya konan duygularla ala-mora boyanır ya bazen…

Bir kayaya tırmanırken, etrafa kaçamak bakışlar atmak gibi…

Ve… Nihayet tüm bu karmaşayı cesur bir kararla bir tarafa atarak, yazının sonu için yoğun telaşa başlanır. Etliye-sütlüye de karışan bir yazının sonu için, yürekli yüreğin son mesajı da alınır.

Ve… Kan-ter içinde; en son nokta konulur yazıya…

----------------------------------------------------------------------------------------------------------                    

 

Özlü Sözler: Kavak ağacını seven ve beğenen çok az kişi gördüm. Çünkü dosdoğrudur. (Cenab ŞEHABETTİN)