Piyano, keman, klarnet, akordeon, ud, saz, kaval, flüt, mandolin, ağız armonikası, gitar. Oyuncaklarım bunlardı.

Dedemin çalışma odasına girip minik ellerimle onları kurcalamaya; onlardan ses çıkarmaya bayılırdım.

Annem enstrümanları kucağıma almaya çalıştığımda telaşlanınca; dedem Hüsnü Ortaç şöyle derdi: “Çocuğu rahat bırak Müzeyyen. Kırılırsa yenileriz, akordu bozulursa yaparız, teli atarsa yeni tel takarız. Müziği seviyor; izin ver aşinalığı olsun. “

Çocukluktan başlayan müziğe aşinalık ömrümün en büyük şanslarındandır.

Müzik ruhumun omurgası.

YAŞAR KEMAL ALİM

Pazartesi akşamı; Nazım Hikmet Kültürevi’ndeki  Yaşar Kemal Alim şefliğindeki Yurt Ezgileri Topluluğu’nun, “Solistlerle Meşk Akşamı’’  konserine giderken geldi hatırıma bu hatıralar.

Kuruluşu yeni olmasına karşın Yurt Ezgileri Topluluğu kendi seyircisini oluşturmuş; salon doluydu; seyirciler yoğun alkışlarla destek verdiler konsere.

Şunu söylemem lazım;  dar sahne, küçük salon, akustiğin kötülüğü sanatçıları kısıtlıyor.

*********************

Ancak, Yaşar Kemal Alim üstadımızın varlığı yeter.

Bir insan bu kadar mı sever, bu kadar mı adar kendini yaptığı işe. İş demeyeyim; çünkü, halk müziği üstadımız için bir yaşam biçimi.

Yaşar Kemal Alim’in kendisinin ve kurduğu, çalıştırdığı koroların başarılarının temelinde bu var; halk müziği Alim’in kişiliğinin özü.

Yeteneği, engin halk müziği kültürü, disiplini, saz ustalığı, liderliği, hakkaniyetli şefliği ile Yaşar Kemal Alim kalitenin garantisi.

Sorayım o vakit; Yaşar Kemal Alim’in değerini yeterince biliyor muyuz?

TÜRKÜ DOLU ANADOLU

Ne iyi yapmışım çıkıp gelmişim konsere.

Gündemin yoruculuğu, yıpratıcılığı içinde türkülerle ruhumu arındırdım, tazelendim, umutlandım.

Türküler benim için daima umut olmuştur.

Mükemmel hazırlanmış repertuarı; koro, solistler, sazlar büyük bir başarıyla seslendirirken bizler de Anadolu’yu türkü türkü adımladık.

*********************

Halk müziğinin tınılarındaki derinlik; temalardaki yaşanmışlıklar; sözlerdeki duygu yoğunluğu; Anadolu’nun bilgeliği, duyarlılığı;bütün kötülüklerin, yanlışların, çirkinliklerin,şiddetin, insanın insana kurt oluşunun acısını söküp atıyordu içimden.

Evet; savaşlar, işkenceler, katliamlar kumpaslar, adaletsizlikler, sömürü var; evet, üçüncü bir dünya savaşının, iklim krizinin eşiğindeyiz; evet ekonomik kriz sarsıcı; evet deprem haberleriyle tedirginiz ama…

Gönül telimizi titreten; bize insan olduğumuzu; güzellik yaratabildiğimizi; aşkı, dostluğu yaşanır kılmayı becerebildiğimizi anımsatan türküler de; korolar da, sazlar da, solistlerde var.

İnsanın evrimi sürüyor.

*************

Hani Nâzım bir şiirinde seslenir ya Piraye’sine:

“Bir gün eğer,

benden uzak,

karanlık bir yağmur gibi,

canını sıkarsa yaşamak

tekrar Gazalî'yi oku.’’

*********************

Ey sevgili okurum…

Ben de derim ki;karanlık bir yağmur gibi, canını sıkarsa yaşamak;  kaçırma Yurt Ezgileri Topluluğu’nun konserlerini.

Git; türkülerle, bozlaklarla, uzun havalarla umudu yeşert.