Koronavirüs salgınının ülkemizdeki son verileri açıklandı. Durum vahim! Ne yazık ki, virüs yurdun her tarafına yayılmış vaziyette.

Vakaların yarıdan çoğu İstanbul'da. Dünyanın en sıkışık şehirlerinden olan Newyork'u bile kat kat sollayarak, kilometrekareye 17 bin kişinin düştüğü bu metropol kentimizde gidişat hiç iyi görünmüyor.

Sağlıkçılar tarafından bunun asıl nedeni olarak, umreden dönen ilk kafilelerin ilk günden itibaren karantinaya alınmaması gösteriliyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın önceki akşam açıkladığı verilere göre;

Kocaeli, Sakarya, Konya ve Isparta gibi şehirler, vaka sayısı bakımından ilk 10 içerisinde. Isparta'da 268 vakanın 245'ini umreciler oluşturuyor.

Karantinaya alınan en ücra köylere dahi sirayet etmesinin sebeplerinin başında bu durum gelmekte.

Elbette ki kimse bilemez ne olduğunu, kendilerine bir şey söylenmezse herkes evine, ocağına döner doğal olarak. Tedbirler daha en baştan alınabilseydi, belki de bu raddede olmazdı.

Avrupa temaslı olanlar da yayılmasında etkili oldu kuşkusuz.

Çin önlem alarak virüsü tek bir şehirde tutmayı başardı. Gerçi onlar da aralık ayında görülen virüsü, uçuşları engellemeyerek dünyaya yaydılar. Bu konuda eksik kaldılar. İlk başta pek ciddiye almadılar.

Bilim adamları bu virüsü yenmek için olağanüstü çaba sarf ediyor. İlaç, aşı çalışmaları, tedavi yöntemi araştırmaları sürüyor. İnsanlığa faydalı olabilmek için yaşamlarını tehlikeye atıyorlar.

Dünyanın geldiği nokta ortada. Avrupa'dan Amerika'ya kadar her taraf felaketi yaşıyor. Bu acı olay üzerine, ezeli ve ebedi düşmanlar bile yakınlaştı.

Ürkütücü manzaraların yaşandığı ABD'nin maske ihtiyacına, Rusya bir uçak dolusu maske göndererek destek oldu.

Hal böyleyken, bizdeki yardım konusuna siyaset karıştı. Resmen bu konuda ayrımcılık, particilik yapılıyor. İnsan inanamıyor!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından mücadele kapsamında 100 milyar liralık paket açıklanmıştı. Ancak bunun yetmeyeceği anlaşılınca, “Biz bize yeteriz Türkiyem” sloganıyla bağış kampanyası başlatıldı. Hali vakti yerinde olanlardan destek istendi.

Bir açıdan, ekonominin iyi olmadığı da anlaşılmış oldu. Bunun ortaya çıkmasının, parti içerisinde tartışmalara yol açtığı iddiaları var.

Devlet zordayken işin ucundan tutmak lazım. Bunda bir sıkıntı, bir mani yok. Sonuçta ülkemiz, milletimiz için toplanıyor.

Bursa'da da kampanyaya destek veriliyor.

Zoru görünce kaçan insanlar olduğu kadar, desteğini ortaya koyanlar var.

İlk olarak, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş 6 maaşını bağışladı.

BTSO bir milyon, İnegöl'ün ulusal markası Çilek Mobilya 5 milyon lira ile katkı koydu.

Bağışta bulunanlar, otellerini sağlık çalışanlarına açanlar, ihtiyacı olanlara çeşitli yardımlar yapanlar tebriği hak ediyor.

Dar günler, insanların bir nevi tartıya çıktığı günlerdir.

Başkanlardan, milletvekillerinden, sanayicilerden, iş dünyasından bağışa destek olmaları bekleniyor. Kısacası, pamuk eller cebe.

Malumunuz, CHP'li bazı belediyeler de ayrı bağış kampanyaları başlatmıştı. Ancak onlarınki, izinsiz olduğu gerekçesiyle engellendi. Bazı AK Partili belediyelerin kampanyaları da bu kapsama alınarak durduruldu. İstense gayet rahat aşılabilirdi oysa ki!

Bu bir gönüllülük ve güven olayı. Herkes istediği yere yapabilmeli yardımını.

Sonuçta sıkıntı çeken ihtiyaç sahiplerine gitmeyecek mi bu yardımlar? Ha benden, ha senden, ha ondan ne fark edecek? Çözüm sunmak, vatandaşı rahatlatmak değil mi amaç?

Bu zor günlerde işin içine siyaset karıştırılmamalı.

Belediyelerin bağış kampanyalarının önüne set çekilmesi, toplanan yardımların miktarının da azalmasına yol açtı.

Zira, “Yardımımı istediğim yere yapamayacaksam anlamı yok” deyip, bundan vazgeçenler olduğunu işitiyoruz.

Velhasıl, umarım bu yanlıştan geri adım atılır.

Bugünler bakış açımıza, kararlarımıza ve siyasete çeki düzen vermek için bir fırsat.

*********

Günün Sözü

 

“Pozitif düşüneceksin.

Hayata sımsıkı sarılacaksın.

İşinden kafanı kaldırıp,

sevdiklerinle vakit geçireceksin.

Sev ki hücrelerin yenilensin.”

W. Shakespeare