Hava Durumu

#Adalet

Yeni Marmara Gazetesi - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Milli kayakçının öldüğü otel yangınında çıkan karara aileden tepki Haber

Milli kayakçının öldüğü otel yangınında çıkan karara aileden tepki

Uludağ'da geçtiğimiz yıl bir otelde çıkan yangında milli kayakçı Berkin Usta ile Türkiye Kayak ve Snowboard Öğretmenleri Derneği Başkanı olan babası Yahya Kemal Usta ve annesi Fikriye Usta hayatını kaybetti. Yangının ardından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında çelişkiler bulunduğu öne sürülürken, oteldeki eksiklikler ve müdahale sürecine ilişkin ihmaller tartışma konusu oldu. Olayla ilgili açılan davada tutuklu sanıklar Cevdet Kadir A. ile Tekin D., 26 Şubat 2026 tarihinde görülen ilk duruşmada yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi şartıyla tahliye edildi. Kararın ardından hayatını kaybedenlerin yakınları ve avukatları, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü savunarak karara tepki gösterdi. BİRBİRİYLE ÇELİŞEN İKİ FARKLI BİLİRKİŞİ RAPORU Duruşma sonrası açıklama yapan Avukat İsmail Eray Çokal, dosyada ciddi eksiklikler bulunduğunu ileri sürdü. Soruşturma sürecinin yaklaşık 11 ay sürdüğünü belirten Çokal, dosyada birbiriyle çelişen iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğunu söyledi. Raporlardan birinin otel sahiplerini asli kusurlu bulduğunu, diğerinin ise kusur yüklemediğini ifade eden Çokal, kusur atfetmeyen raporun esas alınarak iddianame düzenlendiğini savundu. Duruşmada mağdur vekillerine tanıklara doğrudan soru sorma imkanı tanınmadığını da öne süren Çokal, "Verilecek hiçbir karar ölenleri geri getirmeyecek, sadece Türkiye ucuz ölümler ülkesi olmasın, insanlar gittikleri otellerde tatillerini yaparken dumandan zehirlenip ölmesinler diye emsal bir karar alma derdindeyiz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Elimizde de çok fazla bir yetki yok bu mücadele esnasında. Duruşmada basın mensupları mahkeme başkanının kararı ile duruşma salonuna alınmadı. Başsavcılığın bu yönde bir kararı olmamasına, dosyada bir gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensuplarının alınmamasını biz de anlayamadık. Mahkemelerden, hakim ve savcılarımızdan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan, Adalet Bakanlığı ve adalet bakanımızdan destek bekliyoruz. Bu dosya iyi araştırılmadı. Raporlar eksik, dosyadaki tanık beyanlarından ne denli eksik bir soruşturma aşaması yürütüldüğünü zaten net bir şekilde anlayabiliyoruz. Çok uzun uzadıya anlatmak, teknik detaylara girmek istemiyorum fakat hukuk tekniği açısından pek çok hata var dosya içerisinde" dedi. Duruşma çıkışında Yahya Kemal Usta'nın kız kardeşlerinin yanına gelip, çözüm arayan gözlerle baktıklarını belirten Çokal, "Çok üzgünüz, çok üzülüyoruz. Ölen aile bizim de yakınlarımızdı, aile dostlarımızdı. Onları kaybetmiş olmanın verdiği acı bir tarafa, hukukçu olarak onların hatıralarına binaen bir şey yapamıyor olmak ayrı bir acı veriyor. Ailelerine de bir cevap veremiyoruz. Duruşmanın çıkışında vefat eden Yahya Kemal Usta'nın iki kız kardeşi yanıma geldi, ‘Bizim yeğenimiz, gelinimiz ve kardeşimiz vefat etti. Ne yapalım, bizi tutuklasınlar bari. Zaten hayatta yaşayacak bir gücümüz kalmadı' dediler. Verecek bir cevap bulamadım kendilerine. Bütün temennimiz mağdur ailelerin bir nebze olsun vicdanını rahatlatacak bir karar çıkması, suçluların cezalandırılması ve bir daha ülkemizde bu tür yangınların çıkmaması için emsal niteliğinde bir karar alınması yönünde" dedi.Hayatını kaybeden Yahya Kemal Usta'nın yeğeni Uğur Gündüz ise yangın gecesi yaşananlara ilişkin çelişkilere dikkat çekti. Yangını duydukları anda olay yerine gittiklerini belirten Gündüz, bilirkişi raporları arasında ciddi farklılık bulunduğunu savunarak, "Sanki yangına dayım sebep olmuş gibi bir tablo oluşturuluyor. Oysa o saatte orada olmadığı ortada. Yeniden kapsamlı bir bilirkişi incelemesi istiyoruz" ifadelerini kullandı.Usta'nın kız kardeşi Feride Gündüz de duruşmada verilen tahliye kararına tepki göstererek, ifadelerin birbiriyle örtüşmediğini iddia etti. Gündüz, "Üç canımızı kaybettik. Herkes serbest kalıyor, biz ise adalet arıyoruz. Tüm suçların kardeşimin üzerine yıkılmasını kabul edemiyorum" dedi.Avukatlara söz hakkı verilmediğini ve çelişkili ifadelerin yer aldığını belirten Feride Gündüz, "Benim kardeşim şömineyi yakarlarken orada değilmiş, bunu kendileri itiraf etti. Oradaki çalışanlar yakmış. Kardeşim defalarca 'Ateşi söndürdünüz mü?' diye sormuş, 'Evet söndürdük' demişler fakat közler kalmış. Benim burada kardeşimin bir suçu yok. Biz üç canımızı kaybettik fakat otelin ne sahibi ortada ne de bilirkişi raporları tutuyor. Kamera kayıtlarını ortaya çıkarmıyorlar" dedi.Aile üyeleri, tek beklentilerinin adaletin sağlanması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması olduğunu dile getirdi. Davanın 22 Nisan tarihinde devam edeceği öğrenildi.

Kardeşlik sofrası Karacabey’de kuruldu Haber

Kardeşlik sofrası Karacabey’de kuruldu

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen geleneksel iftar programları Karacabey ilçesiyle devam etti. Karacabey Kapalı Pazar Alanı’nda yapılan programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve eşi Seden Bozbey ile birlikte CHP Karacabey İlçe Başkanı Mustafa Utku, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, muhtarlar, belediye meclis üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Başkan Mustafa Bozbey masaları tek tek gezerek vatandaşların görüş ve önerileri dinlerken, akşam ezanının okunmasıyla birlikte oruçlar açıldı. "RAMAZAN’DA HER GÜN 35 BİN VATANDAŞIMIZA ULAŞIYORUZ" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Karacabeylilerle kardeşlik sofrasında buluşmaktan son derece mutlu olduğunu söyledi. Ramazan ayının bereketini ve huzurunu kent genelinde hissettiklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, gönüllerin aynı duada buluştuğunu, lokmaların paylaşıldığını, kardeşliğin pekiştirildiğini dile getirdi. Ramazan ayının dayanışmanın büyüdüğü, iyiliğin çoğaldığı, kalplerin yumuşadığı bir ay olduğunu ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, "Soframızda eşitlik, adalet, paylaşma, birlik ve beraberlik vardır. Ramazan ayı boyunca Bursa’nın dört bir yanında hemşehrilerimizle bir araya geliyoruz. Her akşam kardeşlik sofrasını bir ilçede kuruyoruz. 4 sabit iftar noktasında halkımızla buluşuyoruz. İftara yetişemeyenlere iftariyelik ikram ediyoruz. Ramazan ayında her gün ortalama 35 bin vatandaşımıza ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. "KARACABEYLİLERİ DE GÜLÜMSETİYORUZ" Bursalıların yanlarında olduklarını, dertlerini dinlediklerini, kenti ortak akılla yönettiklerini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, Ramazan ayında sosyal destekleri artırarak sürdürdüklerini belirtti. Ekonomik sıkıntıların yaşandığı son dönemde vatandaşın üzerindeki yükleri hafifletmek için tüm imkanları kullandıklarını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Yaptığımız ve yapacağımız hizmetlerle Karacabeylileri de gülümsetiyoruz. Karacabey’in altyapıdan üstyapıya tüm sorunlarını biliyoruz. Karacabeylilerin talep ettiği tüm hizmetleri gerçekleştireceğiz. Hayırlı Ramazanlar diliyorum" diye konuştu. CHP Karacabey İlçe Başkanı Mustafa Utku, Ramazan ayının bereketini ve paylaşma ruhunu iftar programında çok iyi hissettiklerini ifade ederek, destek ve katkılarından dolayı Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür etti. İftarın ardından Karacabey sokaklarında vatandaşlarla buluşarak esnafa hayırlı işler dileyen Başkan Mustafa Bozbey, girdiği bir kahvehanede çay ocağına geçerek çay ikramında bulundu. Başkan Mustafa Bozbey, teravih namazının ardından Karacabey Uluabatlı Hasan Camii’nde vatandaşlara tatlı ikramında bulundu.

Nilüfer’de MESEM ve Çocuk İşçiliği paneli Haber

Nilüfer’de MESEM ve Çocuk İşçiliği paneli

Nilüfer Kent Konseyi, Mülkiyeliler Birliği Bursa Şubesi ve Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Vakfı iş birliğiyle “MESEM ve Sermaye Kıskacında Çocuklar ve Çocuk İşçiliği” başlıklı panel düzenlendi. Nilüfer Kent Konseyi’nde yoğun katılımla gerçekleştirilen etkinlikte, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalışan çocukların karşılaştığı sorunlar masaya yatırıldı.Panelin moderatörlüğünü Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın yaptı. Programa, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Mülkiyeliler Birliği Bursa Şubesi Başkanı Naci Damar, Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Elifhan Köse Çal ile Fişek Enstitüsü’nden Doç. Dr. Emirali Karadoğan ve Dr. Nail Dertli katıldı. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, yaptığı konuşmada çocukların çalışma hayatında yer almaması gerektiğini belirterek, belediyenin çocukların eşit ve güvenli yaşam hakkını önceleyen bir anlayış benimsediğini ifade etti. Çocukların korunmasının sosyal politika kadar adalet ve demokrasiyle de ilgili olduğunu dile getirdi.Dr. Nail Dertli ise MESEM kapsamında çırak olarak çalışan çocukların haftada bir gün okula, dört gün iş yerlerine gittiğini belirtti. Çıraklık sisteminin amacının meslek edindirmek olduğunu hatırlatan Dertli, uygulamada bunun bazı alanlarda istihdam modeline dönüştüğünü söyledi. Dertli ayrıca, çocuk işçilerin yaşadığı iş kazalarının önemli bir bölümünün resmi kayıtlara yansımadığını, ağır yaralanma veya uzuv kaybı gibi durumlar dışında bildirim yapılmadığını ifade etti. Doç. Dr. Emirali Karadoğan da çocuk işçiliğinin özellikle ekonomik açıdan dezavantajlı ailelerin çocuklarını etkilediğini belirtti. Karadoğan, küçük işletmelerde uzun ve belirsiz çalışma saatlerinin yaygın olduğunu, çocukların çoğu zaman hakları ve iş kazası kavramı konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını kaydetti.Panelde, çocuk işçiliğiyle mücadelede kamu politikalarının etkinliğinin artırılması ve çocukların eğitim hakkının korunmasının gerekliliği vurgulandı.

Yıldırım Belediyesi 'Fethin' kitabını yazdı Haber

Yıldırım Belediyesi 'Fethin' kitabını yazdı

Bursa'nın fethinin 700. Yıl dönümü etkinlikleri kapsamında önemli bir projeyi daha hayata geçiren Yıldırım Belediyesi, ‘Fetih Yolu' adlı romanı Bursa'ya kazandırdı. Tarihi roman ve hikaye yazarı Hasan Erdem'in kaleme aldığı, Yavuz Selim Doğan'ın resimlediği eser Yıldırım Belediyesi Kültür Yayınları'ndan çıktı. Bursa'nın fethinin nasıl gerçekleştiğini, dönemin atmosferini, ecdadın mücadele ruhunu, merhamet ve adalet anlayışını tarihi gerçeklere bağlı kalarak anlatan eser için tanıtım toplantısı düzenlendi. Ulubatlı Hasan Anadolu Lisesi'nde düzenlenen ‘Fetih Yolu' romanı tanıtım toplantısına, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz'ın yanı sıra, eserin yazarı Hasan Erdem, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Yıldırım İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Sevinç, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Kitap tanıtım programıda konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; "Bursa'nın fethi, yalnızca bir şehrin alınışı değil; bir medeniyetin adalet, merhamet ve hikmet üzerine inşa ettiği büyük yürüyüşün en önemli duraklarından biridir. Osmanlı'nın beylikten cihan devletine uzanan yolculuğunda Bursa, siyasi bir merkez olmanın ötesinde kültürel, ahlaki ve felsefi bir mihenk taşıdır. Bu topraklarda yeşeren anlayış; insanı merkeze alan, farklılıkları zenginlik olarak gören ve kalıcı bir medeniyet tasavvurunu mümkün kılan bir ruhu temsil etmektedir" ifadelerini kullandı. Bu yıl Bursa'nın fethinin 700. Yıl dönümü olduğunu hatırlatan Başkan Yılmaz, "Yıldırım Belediyesi olarak ‘Beylikten Cihan Devletine' temasıyla başlattığımız 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu'nda, Bursa'nın fethini yalnızca tarihi bir olay olarak değil; taşıdığı değerler bütünüyle ele alıyor, bu mirası yeni nesillere aktarmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bursa'nın fethinin 700'üncü yıl dönümü kapsamında hayata geçirdiğimiz projeler de bu anlayışın birer yansımasıdır. Bu kapsamda, ‘Fetih Yolu' adlı eseri Bursa'ya kazandırmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. ‘Fetih Yolu', yalnızca geçmişi anlatan bir roman değil; bugünü anlamaya ve geleceği daha sağlam temeller üzerine kurmaya katkı sunan bir kültür mirasıdır" diye konuştu. Medeniyetimizin köklü geçmişini ve değerlerini yaşatmanın önemine vurgu yapan Başkan Oktay Yılmaz; "Özellikle gençlerimizin tarihimizle güçlü bir bağ kurmasını, kendi medeniyet köklerini daha iyi tanımasını önemsiyoruz. Bu nedenle Ulubatlı Hasan Anadolu Lisesi'nde düzenlediğimiz tanıtım toplantısında öğrencilerimizle bir araya gelmek, bu eseri onların dünyasına taşımak bizler için ayrıca anlamlı olmuştur. Yıldırım Belediyesi olarak, kültür ve sanat yoluyla geçmiş ile gelecek arasında köprü kurmaya, Bursa'nın ve medeniyetimizin değerlerini anlatmaya devam edeceğiz. ‘Fetih Yolu'nun bu yolculukta önemli bir iz bırakacağına yürekten inanıyorum. Başta kıymetli yazarımız olmak üzere, bu önemli eserin ortaya çıkmasında emeği, katkısı olan herkese yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Tarihi romanın yazarı Hasan Erdem ise yaptığı açıklamada; "Bursa'nın fethinin 700'üncü yılında, bu kadim şehrin tarihini ve medeniyet ruhunu anlatan Fetih Yolu adlı eserin Yıldırım Belediyesi Kültür Yayınları'ndan çıkması benim için büyük bir onur. Bu eserle, Bursa'nın fethinin ardındaki mücadele ruhunu, adalet ve merhamet anlayışını genç nesillere tarihi gerçeklere sadık kalarak aktarmayı amaçladım. Kültür ve sanata verdiği destek, tarihe ve medeniyet mirasımıza sahip çıkan vizyonu için Yıldırım Belediye Başkanımız Sayın Oktay Yılmaz'a ve Yıldırım Belediyesi'ne gönülden teşekkür ediyorum. Fetih Yolu'nun, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.

Gözyaşlarıyla teslim oldu Haber

Gözyaşlarıyla teslim oldu

Adana'da yaşayan 23 yaşındaki Özlem Develi, iddiaya göre 2023 yılında dershaneye giderken M.D. ile arkadaş oldu. M.D., Özlem Develi'nin güvenini kazanıp genç kıza, ‘Ben ticaret yapıyorum. Hesaplarım bloke oldu, kısa bir süreliğine bana IBAN'ını kullandırır mısın?' teklifinde bulundu. Develi, özel bir bankadan hesap açıp arkadaşının kullanması için verdi. Bu süreçte M.D.'nin dershaneye gelmemesinden şüphelenen Develi, 15 gün sonra karakoldan çağrılarak, hakkında dolandırıcılıktan işlem yapılıp dava açıldı. Genç kız durumu polis ekiplerine anlatıp M.D. hakkında şikayetçi oldu ve ardından bankadaki hesabını kapattırdı. M.D.'nin hesap kapatılmadan önce sosyal medya platformlarından çekiliş düzenleyip kazanan kişilerden para talep ettiği ortaya çıktı. Parayı ödeyen ancak çekilişten kazandığı ürünleri alamayan kişiler ise Özlem Develi hakkında şikayetçi oldu. Develi, geçtiğimiz haziran ayında cezaevine girdi. Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra çıkan genç kız, geçtiğimiz hafta Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir dava sonucu 4 yıl 5 ay hapis cezası ve 149 bin 960 TL idari para cezası aldı. Genç kızın hakkında açılan 20 davadan 11'i ise ülke genelindeki çeşitli mahkemelerde sürüyor. ARANMASI VARDI, TESLİM OLDU 22 Ocak'ta aranması varken röportaj veren ve gözyaşlarıyla tüm Türkiye'yi ağlatan Özlem, dün merkez Yüreğir ilçesindeki evinden polis ekiplerine teslim oldu. Genç kız, anne ve babasıyla vedalaşıp Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na götürüldü. "ADALET YERİNİ BULSUN" Kızının suçsuz olduğunu ve yardım beklediğini söyleyen baba Ahmet Develi, "Gerçek suçlular ortaya çıksın. Adalet yerini bulsun. Çaresizliğimizi duyun, suçsuz yere kızımı götürüyorlar" dedi. "YAPMADIĞIM ORTAYA ÇIKACAK" Ben kimseyi dolandırmadım diyerek gözyaşlarına boğulan Özlem ise, "Bütün her şeyime bakılabilir, yapmadığım ortaya çıkacak. Yeter artık" ifadelerini kullandı.

18 yaşındaki genç hastaneye yürüyerek girdi, tabutla çıktı Haber

18 yaşındaki genç hastaneye yürüyerek girdi, tabutla çıktı

Bursa'dan Balıkesir'e çalışmak için giden 18 yaşındaki Bünyamin Balcı, sabah saatlerinde kendini kötü hissedince yürüyerek gittiği hastanede 2 saat içinde hayatını kaybetti. Ailesi, hastanede "müdahalede geç kalındığını" ve "yanlış ilaç uygulandığını" öne sürerek suç duyurusunda bulundu. Olayın üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen adalet arayışı sürerken, hastanenin el değiştirmesiyle sorumlulara ulaşılamayacağı endişesi büyüyor. Ailenin tek isteği adaletin yerini bulması için Sağlık Bakanlığı'ndan çıkacak soruşturma izni. Yürüyerek girdi, tabutu çıktı Bursa'nın Kestel ilçesinde yaşayan Bünyamin Balcı, çalışmak üzere gittiği Balıkesir'de 18 Ağustos 2023 sabahı kendini kötü hissedince saat 09.45 sıralarında yürüyerek Balıkesir Özel Sevgi Hastanesi'ne başvurdu. Yanında bulunan iş arkadaşı, Balcı'nın uzun süre bekletildiğini, müşahede odasında ilaç uygulandığını, ardından film çekimine götürülürken baygınlık geçirdiğini ve kalbinin durduğunu söyledi. Saat 11.30'da genç için ölüm belgesi düzenlendi. Hastane yetkilileri Balcı'nın hastaneye baygın geldiğini iddia etse de ortaya çıkan güvenlik kameraları görüntüleri iddiaları yalanladı. Adli Tıp: "Alerjik reaksiyon olabilir" Olayın ardından aile, 22 Eylül 2023'te hem Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı'na hem de Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü'ne başvurdu. İl Sağlık Müdürlüğü, "ihmal bulunmadığı" gerekçesiyle dosyayı kapattı. Ancak 17 Şubat 2025 tarihli Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda, ölümün "kas içine uygulanan ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlara bağlı alerjik reaksiyon (anaflaksi)" sonucu meydana gelmiş olabileceği değerlendirildi. 2 yıl geçti, hastane el değiştirdi Rapordan sonra savcılık, 13 Mart 2025'te dosyayı Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu'na gönderdi. Ancak halen soruşturma izni çıkmadı. Bu süreçte hastane el değiştirirken, sorumlu olduğu iddia edilen birçok personelin görevden ayrıldığı öğrenildi. Aile endişeli: "Sorumlular tespit edilemeyecek" Acılı baba Serkan Balcı, "Oğlumuzun ölümünde ihmal ve kusur varsa sorumluların tespit edilmesini ve cezalandırılmasını istiyoruz. Hastanenin el değiştirmesiyle bu kişilere ulaşılamayacağından korkuyoruz. Her geçen gün acımız taze kalıyor" diyerek yetkililere çağrıda bulundu.

Bursa'daki 2 üniversitenin boya badana ve temizlik işleri ile çevre düzenlemesi cezaevi hükümlüleri tarafından yapılacak Haber

Bursa'daki 2 üniversitenin boya badana ve temizlik işleri ile çevre düzenlemesi cezaevi hükümlüleri tarafından yapılacak

Adalet Bakanlığı Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile Bursa Uludağ Üniversitesi ve Bursa Teknik Üniversitesi arasında imzalanan protokol çerçevesinde üniversiteler boya badana, temizlik ve çevre düzenlemesi konularında kamu yararına ücretsiz çalışan yükümlülerden istifade edecek.  Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ile Bursa Uludağ Üniversitesi ve Bursa Teknik Üniversitesi arasında imzalanan protokolle, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünde görevli memurların mesleki olarak gelişimleri, denetimli serbestlik tedbiri altındaki yükümlülerin eğitim iyileştirme ve rehabilitasyonu konusunda üniversiteler gereken desteği verecek. Üniversitelerde görevli akademisyenlerin Denetimli Serbestlik Müdürlüklerinde akademik çalışma yapması, üniversitede okuyan öğrencilerin Denetimli Serbestlik Müdürlüğünde staj yapmaları, üniversitelerin ihtiyaç duyması halinde boya badana, temizlik ve çevre düzenlemesi konularında kamu yararına ücretsiz çalışan yükümlülerden istifa etmeleri konularında iş birliği yapılacak. Protokolden 134 Denetimli Serbestlik Müdürlüğü personeli ile 14 bin 773 yükümlü, üniversitede görevli akademik personel ve staj yapmak isteyen öğrenciler yararlanacak.  Protokol imza törenine Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Bursa Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mustafa Dede, Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriya Arı, Uludağ Üniversitesi Genel Sekreteri Mehmet Aydemir, Denetimli Serbestlikten Sorumlu Cumhuriyet Savcısı Tuncay Sümbül ve Denetimli Serbestlik Müdurü Cihat Çanak katıldı. 

54 Yaşındaki Kadının Ölümüne Neden Oldu, 45 Günde Tahliye Edildi Haber

54 Yaşındaki Kadının Ölümüne Neden Oldu, 45 Günde Tahliye Edildi

Adana'da ölüme neden olan sürücünün testis kanseri olduğu gerekçesiyle 45 günde tahliye edilmesine kazada hayatını kaybeden kadının ailesi tepki gösterdi. Kazada annesi ölen Cansu Akbaş, gözyaşlarıyla karara itiraz edeceklerini belirterek, "Özel bir hastaneden alınma kanser hastası raporunu mahkemeye sunuyorlar ve serbest bırakılıyor. Bu çocuk son 1 ayda 19 kez aşırı hızdan ceza yemiş" dedi.   Kaza, geçen 10 Ağustos'ta merkez Çukurova ilçesi Turgut Özal Bulvarı'nda saat 21.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, Kasım Y. (23) idaresindeki 01 AEY 213 plakalı Volkwagen marka otomobil, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu refüje çıktı. Araç, bu sırada yolun karşısına geçmeye çalışan Sevgi Akbaş'a (54) çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan Akbaş, kafasını kaldırıma vurdu. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri kadının olay yerinde hayatını kaybettiğini belirlerken, polis ekipleri Kasım Y.'yi gözaltına aldı.  Panik anları güvenlik kamerasında  Öte yandan, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan kazada, Kasım Y.'nin makas attıktan sonra aracının kontrolden çıktığı, kafede oturanların panik yaşadığı görüldü. Ayrıca kaza ile ilgili alınan kaza tespit tutanağı ve trafik bilirkişi raporunda, kazanın oluşumunda sürücü Kasım Y.'nin kusurlu, Sevgi Akbaş'ın ise kusursuz olduğu belirtildi.  Tahliye edildi  Tutuklanıp cezaevine gönderilen Kasım Y. hakkında, Adana 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 'Taksirle Ölüme Neden Olma' suçundan açılan davanın ilk duruşması görüldü. Tutuklu sanık Kasım Y. savunmasında, "Kaza diğer aracın beni sıkıştırması nedeniyle meydana geldi. Kaza sırasında alkollü değildim. Kazadan sonra olay yerinden ayrılmadım. Olayda kusurumun olmadığını düşünüyorum. Öncelikle beraatimi isterim, hakkımda ceza tayin edilecek olursa bu cezayı kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalışıp infaz etmek isterim" dedi.  Sanık avukatı Ahmet Özer de, "Müvekkilim testis kanseridir. Tedavi evraklarını mahkemeye sunuyoruz. Müvekkilimin bu aşamada tahliyesini talep ederiz" dedi.  Mahkeme hakimi, sanık Kasım Y.'nin tutuklulukta geçirdiği süre, delillerin önemli ölçüde toplanmış olması, ayrıca testis kanseri olduğunu göz önüne alarak 'Konutu Terk Etmeme' ve 'Yurt Dışına Çıkamamak' adli kontrol şartları ile tahliyesine karar verdi.  Özel hastaneden alınan raporu mahkemeye sundular  Öte yandan, mahkemeye sunulan kanser hastası raporunun ise özel bir hastaneden alındığı ve raporda '2022 yılında testis kanseri tanısı konmuştur. Nüsk riski olan olgunun takipleri devam etmektedir. Ağustos 2024 tarihli kontrolünde remisyonda (hastalık aktivitesinin bulunmadığı) olduğu tespit edilmiştir' yazıldığı görüldü.  Aile karara itiraz etti  Sevgi Akbaş'ın ailesi ise bu karara itiraz etti. İhlas Haber Ajansı'na konuşan Sevgi Akbaş'ın 23 yaşındaki kızı Cansu Akbaş, "Annem eve gidiyordu ve karşıda karşıya geçerken çok yüksek hızla gelip çarptı anneme ve ölümüne neden oldu. 45 gün cezaevinde yattı ve çıktı. Biz 45 günlük ceza beklemiyorduk, en azından acımızın biraz daha dinmesini bekliyorduk. Bir şey yapamıyoruz, elimizden bir şey gelmiyor. Turgut Özal Bulvarı'nda bu yapılan 140 kilometre hız normal değil. Otoyolda bu hız yapılmaz. Bunun kaza olduğuna asla inanmıyoruz" ifadelerini kullandı.  "Biz sadece adalet istiyoruz"  "Son 1 ayda 19 kez aşırı hızdan ceza yemiş" diyen Akbaş, sürücünün kaza öncesi ise bir başkasıyla yarıştığını iddia etti. Akbaş, "Güvenlik kamerası görüntülerinde zaten hepsi görülüyor. Çok geriden başlıyor yarış. Çok hızlı bir şekilde geliyor ve asla frene basmıyor. Annemi gördüğü halde asla durmuyor. Özel bir hastaneden alınma kanser hastası raporunu mahkemeye sunuyorlar ve serbest bırakılıyor. Biz bunu da asla anlamlandıramıyoruz. Biz sadece adalet istiyoruz. Başkalarının başına gelsin istemiyoruz" diyerek gözyaşlarına boğuldu. 

Adalet Bakanı Tunç: “Uluslararası hukuk anlamında da takiplerimizi devam ettireceğiz” Haber

Adalet Bakanı Tunç: “Uluslararası hukuk anlamında da takiplerimizi devam ettireceğiz”

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız İç Hukuktan Kaynaklanan yetkimizi kullanarak bir soruşturma başlatmış durumda. Aynı zamanda yine uluslararası hukuk anlamında da takiplerimizi devam ettireceğiz. Birleşmiş Milletler (BM) Yargı Dışı ve İnfazlar Özel Raportörü‘nün derhal harekete geçmesi, bağımsız bir soruşturma komisyonu oluşturarak bir rapor hazırlaması için çalışmalar yürüteceğiz” dedi.   ‘Türkiye'de Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yollarının Geliştirilmesi Projesi'nin kapanış konferansı Ankara'daki bir otelde gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan konferans açılış konuşmalarıyla devam etti. Konferansa, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un yanı sıra Avrupa Konseyi Departmanı Başkanı Schnutz Dürr, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Jurgis Vilcinkas, bürokratlar hakimler, savcılar ve davetliler katıldı.  Yargı Reformu Strateji Belgesi Eylül sonunda açıklanacak  Programın açılışında konuşan Bakan Tunç, Yargı Reformu Strateji Belgesi için 1 yıldır uzun bir çalışma gerçekleştirildiğini belirtti. Yargı Reformu Strateji Belgesi için bütün tarafların görüşlerinin alındığının şimdi de vatandaşların görüşlerinin internet sitesi üzerinden alınmaya başlandığını dile getiren Bakan Tunç, “Geniş bir çalışma gerçekleşti. Geçmişte yapılan çalışmalar yine bu şekilde Avrupa Birliği projeleri kapsamında düzenlenen konferans ve seminerlerde dile getirilen hususlar çıktılar yargı reformu strateji belgemizde değerlendirilerek yerlerini buldu. Hedefimiz vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden en etkin bir şekilde yararlanabilmesini sağlamak gecikmeden adaletin tecellisini sağlamak. Bu konuda da yargı teşkilatımıza gayretleri içinde teşekkür ediyoruz. Eylül sonu gibi Yargı Reformu Strateji Belgemiz açıklandıktan sonra orada yasamayı ilgilendiren hedefler olacak. İdari uygulamaları gerektiren hedefler olacak. 2024 ve 2028 yıllarını kapsayacak olan belgemizi hayata geçirmek için de sizlerle beraber yargı teşkilatımızla beraber milletimiz için fedakarca çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.  “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız İç Hukuktan Kaynaklanan yetkimizi kullanarak bir soruşturma başlatmış durumda” 7 Ekim tarihinden bugüne kadar Gazze'de bir soykırım suçu işlendiğini dile getiren Tunç, 40 binden fazla insanın şehit edildiğine dikkat çekti. 6 Eylül'de Ayşenur Ezgi Eygi'nin Filistinlilerin insan haklarını dünyaya duyurmak için gerçekleştirdiği barışçıl gösteride İsrailli askerler tarafından başından vurularak şehit edildiğini hatırlatan Tunç, “Hem bizim vatandaşımız hem de Amerikan vatandaşı çifte vatandaş. Ayşenur kardeşimize Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun. Yakınlarına, ailesine ve milletimize baş sağlığı diliyorum. İsrail saldırılarnı buradan bir kez daha lanetliyorum. Ayşenur'un hakkını hukukunu savunmaya devam edeceğiz. Biz öncelikle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız vatandaşımızın orada hukuksuzca bir terör saldırısına İsrailli saldırganların saldırısıyla şehit olmasına kayıtsız kalamazdık. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız İç Hukuktan Kaynaklanan yetkimizi kullanarak bir soruşturma başlatmış durumda. Aynı zamanda yine uluslararası hukuk anlamında da takiplerimizi devam ettireceğiz. Birleşmiş Milletler (BM) yargı dışı ve infazlar özel raportörünün derhal harekete geçmesi, bağımsız bir soruşturma komisyonu oluşturarak bir rapor hazırlaması için çalışmalar yürüteceğiz. Ve daha sonra bu raporun Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyine İsrail aleyhinde uluslararası adalet divanında devam eden soykırım davasına, yine uluslararası ceza mahkemesinde devam eden soruşturmaya bu raporun dahil edilmesiyle ilgili çalışmalarımızı da sürdüreceğiz” diye konuştu.  Program hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından son buldu. Tunç program çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.