Hava Durumu

#Adalet

Yeni Marmara Gazetesi - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ ENGELLENEMEZ” Haber

“İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ ENGELLENEMEZ”

Yeniden Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak, Azerbaycan’da okullarda uygulanmaya başlanan kıyafet düzenlemesi kapsamında başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellendiğine ilişkin haberleri endişeyle takip ediyoruz. EĞİTİM HAKKINDAN MAHRUM BIRAKILMAMALIDIR İnsan hakları ve inanç özgürlüğü, hiçbir siyasi anlayışın veya ideolojik yaklaşımın keyfine bırakılamaz. Hiçbir öğrenci, inancı ve inancının gereği olan kıyafeti sebebiyle eğitim hakkından mahrum bırakılmamalıdır.Türkiye, geçmişte başörtüsü yasakları nedeniyle nice evladının eğitim hayatında, nice insanının çalışma hayatında ve kamu hizmetlerinde ağır mağduriyetler yaşadığı acı tecrübelerden geçmiştir. Bu sebeple, kardeş Azerbaycan halkının benzer acılarla karşı karşıya kalması yalnızca bir siyasi mesele değil, vicdanlarımızı yaralayan bir insan hakları meselesidir.. MİLLİ GÖRÜŞÇÜLERİN TARİHİ SORUMLULUĞUDUR Azerbaycan bizim için yalnızca dost bir ülke değil, tarihî bağlarımızın, ortak kültürümüzün ve kardeşliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Kardeşlik, yalnızca güzel günlerde veya zor zamanlarda yan yana durmak değil; yanlış gördüğümüzde kardeşlik hukukumuz gereği kırmadan uyarmak, hak ve adalet söz konusu olduğunda da sessiz kalmamaktır. Buda biz Milli Görüşçülerin tarihi sorumluluğu ve vazifesidir.Öte yandan, bölgemizdeki Müslüman toplumların inançlarıyla ve değerleriyle çatışan ideolojik yönlendirmeler karşısında dikkatli olunmalıdır. Hiçbir ülke, kendi iradesini ve toplumsal huzurunu zedeleyecek biçimde siyonist ideolojik hesapların veya inanç özgürlüğünü daraltan dış yönlendirmelerin etkisi altına girmemelidir. Zira tüm dünyada inanç özgürlüklerinin alanı genişlerken gönülleri yaralayan böyle bir uygulamaya kardeş ülkemizin başlamış olması üzüntü vesilesidir. Bu konudaki kaygılarımızı dile getirirken, somut delillerle ortaya konulmamış iddiaları kesin hüküm gibi sunmadan, her türlü ayrımcılığa karşı ilkeli bir duruş sergilemenin önemini vurguluyoruz. Unutulmamalıdır ki laiklik, insanların inançlarını yaşamasına engel olmak değil; farklı inanç ve düşüncelere sahip insanların haklarını güvence altına alan bir hukuk anlayışıyla birlikte ele alınmalıdır. Okulların kapıları, çocukların inançları sebebiyle yüzlerine kapanmamalıdır. CUMHURBAŞKANIMIZA AÇIK ÇAĞRIMIZDIR Ülkemizde inanç hürriyetinin sağlanması adına büyük hizmetleri olan Sayın Cumhurbaşkanımıza da çağrımız açıktır; dostum, kardeşim dediğiniz Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev inanıyoruz ki sizin ricanızı kırmayacaktır. Candan ve kandan gardaşımız olan aziz Azerbaycan halkını, en az bizler için serhat illerimiz Kars, Ardahan, Iğdır kadar kıymetli olan Karabağ’ı, Suşa’yı, Bakü’yü inanç özgürlüğüne kavuşturmak için lütfen bir çağrıda bulununuz. KARDEŞLİK ÇERÇEVESİNDE ÇÖZÜME KAVUŞTURULMALIDIR Yeniden Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak çağrımız açıktır: Başörtülü öğrencilerin eğitim hakkı korunmalı, inanç özgürlüğünü zedeleyen uygulamalar yeniden değerlendirilmeli ve mesele kardeşlik, hukuk ve karşılıklı anlayış çerçevesinde çözüme kavuşturulmalıdır. Çünkü hak ve adalet, sınır tanımaz. İnanç özgürlüğü, milletlerin ortak vicdanıdır. Kardeş halkların yaşadığı mağduriyet karşısında sessiz kalmak ise kardeşlik anlayışımızla bağdaşmaz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Yeniden Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Yunus Emre Taşcı, Azerbaycan İstanbul Konsolosluğu önünde bir açıklama yaparak, Azerbaycan’daki başörtü yasağına tepki gösterdi

Akran zorbalığı iddiası: 12 yaşındaki çocuğun sırtını kolonya ile yaktılar Haber

Akran zorbalığı iddiası: 12 yaşındaki çocuğun sırtını kolonya ile yaktılar

Olay, 18 Eylül Cuma günü akşam saatlerinde Arnavutköy Anadolu Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre 12 yaşındaki B.A., sokakta diğer çocuklar tarafından sırtına kolonya dökülüp yakıldı. İhbar üzerine sırtında yanıklar oluşan 12 yaşındaki çocuk hastaneye kaldırıldı. Haber verilmesiyle durumu öğrenen B.A.'nın ebeveynleri ile çocuğu yaktığı ileri sürülen çocuklardan birinin babası hastaneye gitti. Aile, hastanede çocukta üçüncü derece yanık olduğunu öğrendi. Hastanede tedavi gören çocuk, yaklaşık 25 gün sonra taburcu edildi. Ardından çocuğun ağrılarının tekrar artması nedeniyle hastaneye kaldırılan çocuğun bilinç kaybı yaşadığı ortaya çıktı. Aile konu ile ilgili polis ekiplerine haber vererek şikayetçi oldu. Yaşanan olayla ilgili konuşan baba Kadir Arslan, "Olay 18 Eylül'de oldu. Cuma günü akşam saatlerinde ben işten geldim. Çocuklarım kapının önüne çıktı. Çocuğumu üç sokak arkaya götürdüler. Orada bir kişi çocuğumu tutup diğeri sırtına kolonya döküyor. Birinci seferde yakamıyor, ikinci seferde tutuşuyor. Biraz daha kolonya döküyor. Çocuğun sırtı iyice alev alıyor. Çocuk kendini söndürmek için arabaya yaslanıyor. Tişörtü naylon olduğu için sırtına yapışmış. Yakanlar çocuğu apar topar eve getirdiler. ‘Kaydıraktan düştü dediler' Onlar da çocuk. Biri 12, biri 13 yaşlarında. Çocuğun üstüne başka uzun bir tişört giydirmişler. Kaydıraktan düşmeye benzemiyordu. Çocuğuma sorduğumda ‘Beni kolonya ile yaktı' deyince çocuklar hemen kaçtı. Çocuğun babasını çağırdım. Kendi oğlunu dövmeye kalktı ama izin vermedik. Onun arabasıyla hastaneye geldik. Acile girdik. Hemen yanık bölümünde müdahale ettiler. Çocukta üçüncü derece bir yanık var. Hastanede 25 gün kadar yattık. Daha sonra taburcu olduktan sonra çocuk evde çocuk durmadı ve tekrar hastaneye geldik. Çocuk hastanede bilincini kaybetti. Ondan sonra biz de emniyet güçlerine haber verdik. Emniyet harekete geçti. Ailesiyle birlikte çocukları aldılar. Birine kelepçe takmışlar. Diğerinin yaşı tutmuyor diye serbest kalmış, şikayetçiyim. Sonuna kadar devam edeceğim. Bu akran zorbalığıdır. Adalet inşallah yerini bulacak. Çocuğumun hakkını arıyorum. Adalet Bakanlığı'nın iki kez kalemini de aradım. Oradan da dönüş bekliyorum. İnşallah Adalet Bakanı'mız da bize yardımcı olacak. Herkes cezasını çeksin. Şikayetçi olduk. Emniyet ekipleri çocuğun ifadesini aldıktan sonra diğer çocuklarının ifadesini aldı. Birinin ayağı kelepçeli tedbir amaçlı ev hapsi, diğeri de serbest" dedi.

Gökçe Alkan'ın ailesinden çağrı: "Talebimiz intikam değil, adalet" Haber

Gökçe Alkan'ın ailesinden çağrı: "Talebimiz intikam değil, adalet"

Gökçe Alkan'ın ailesi tarafından yapılan açıklamada, genç kızın ölümünün ardından yaşanan acının tarif edilemez olduğu belirtilerek, olayın tüm yönleriyle ortaya çıkarılması istendi. Açıklamada, "Gökçe artık aramızda değil. Onu sevenlerin, ailesinin ve yakınlarının hayatında hiçbir zaman kapanmayacak büyük bir yara bıraktı. Bizler bugün yalnızca kaybettiğimiz evladımız, kardeşimiz ve yakınımız için değil; adaletin yerini bulması ve benzer acıların başka ailelerin başına gelmemesi için sesimizi yükseltiyoruz" ifadelerine yer verildi. Aile, Gökçe Alkan'ın hayatını kaybetmesine ilişkin olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını, sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesini ve soruşturma ile yargılama sürecinin şeffaf, titiz ve etkin şekilde yürütülmesini talep etti. "Talebimiz intikam değil, adalettir" Açıklamada, "Gökçe'nin yaşam hakkının elinden alınmasının karşılıksız kalmamasını; olayın hiçbir ayrıntısının göz ardı edilmemesini ve varsa ihmallerin de ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Acımız çok büyük. Ancak bu acının içinde sessiz kalmayacağız" denildi. Yetkililere, hukuk makamlarına ve kamuoyuna çağrıda bulunan aile, "Gökçe Alkan için adalet istiyoruz" mesajını verdi. Aile açıklamasını, "Adalet yerini buluncaya kadar hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz. Kamuoyunun ve basın mensuplarının bu süreçte göstereceği duyarlılık, sesimizin daha geniş kitlelere ulaşması açısından büyük önem taşımaktadır. Gökçe'nin adı unutulmasın. Adalet yerini bulsun" sözleriyle tamamladı.

Ormanda boğazı kesilerek öldürülen Gökçe'nin ailesi konuştu: Son görüntüleri yürek burktu Haber

Ormanda boğazı kesilerek öldürülen Gökçe'nin ailesi konuştu: Son görüntüleri yürek burktu

Gökçe'nin annesi Zeynep Alkan, gözyaşları içinde kızı için adalet isterken, "Kızımın kimseye zararı yoktu. Olay günü gitmemesini söyledim" dedi. Ablası Özlem Akbay, katil zanlısının kardeşine tuzak kurduğunu belirterek, "Ona kaza yaptım. Aracım pert oldu. Hastanedeyim deyip çağırmış. Kardeşim onunla görüşmek için değil ondan ayrılmak için yanına gitti. Gitme dedim ama yüzleşmek istedi" ifadelerini kullandı. Özge'nin ayakkabıları cenaze evinin önüne konulurken, geriye ise mutlu günlerinde çekilmiş videoları kaldı. Olay, Karacabey ilçesi Güngörmez Mahallesi'ndeki ormanlık alanda meydana geldi. İddiaya göre Gökçe Alkan (18) ile erkek arkadaşı Mustafa B. (24), otomobille ormanlık alana gitti. İkili arasında ayrılma meselesi yüzünden tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Mustafa B.'nin bıçakla Gökçe Alkan'ın boğazını kestiği öne sürüldü. Genç kız olay yerinde hayatını kaybederken, şüpheli de kendisine zarar verip boynundan yaralandı. Jandarma ekiplerince gözaltına alınan şüphelinin hastanedeki tedavisinin sürdüğü bildirildi. "Çıkma dedim ama çıkacağım dedi" Kızının ölümünden önce son kez birlikte vakit geçiren anne Alkan, Gökçe'nin olay günü saat 18.00 sıralarında dışarı çıkmak istediğini söyledi. Saat 18.00'a kadar kızıyla birlikte olduğunu belirten acılı anne, "18.00'a kadar beraberdik. O saatten sonra 'Dışarı çıkacağım anne' dedi. 'Çıkma' dedim ben ona. 'Çıkacağım' dedi' ifadelerini kullandı. Kızının erkek arkadaşıyla yaşadığı sorunları kendisine anlatmadığını söyleyen anne, daha önce tehdit edilip edilmediğini de bilmediğini belirterek, "Hiçbir şey demedi. İçinde yaşıyordu, saklıyordu. Hiçbir şey söylemedi" dedi. Saatlerce telefonuna ulaşamadı Gökçe'den haber alamayınca endişelenmeye başladığını anlatan anne Alkan, saat 21.00'den sonra kızını defalarca aradığını ancak telefonlarına cevap verilmediğini söyledi. Bir süre sonra damadının kendilerine Gökçe'nin erkek arkadaşıyla kavga ettiğini söylediğini aktaran anne, önce hastaneye gittiklerini, ardından karakola geçtiklerini ve gerçeği burada öğrendiğini belirtti. "Adalet istiyorum" Kızının ölümünün ardından tek taleplerinin adalet olduğunu söyleyen Zeynep Alkan, "Adalet istiyorum. Benim kızıma nasıl öldürdüyse ona da aynısının yapılmasını istiyorum" dedi. Anne Alkan, 5 Ekim'de Gökçe için düzenlenen yürüyüşte de "Bütün Gökçelere, bütün kızlara adalet istiyorum. Benim yaşadığımı hiçbir anne yaşamasın" sözleriyle adalet çağrısında bulunmuştu. Ablası: "Sessiz, sakin, sürekli gülümseyen biriydi" Gökçe Alkan'ın ablası Özlem Akbay ise kardeşinin sessiz, sakin, kimseye zararı olmayan ve sürekli gülümseyen bir genç kız olduğunu söyledi. Olaydan kısa süre önce kardeşiyle birlikte vakit geçirdiğini anlatan abla Özlem Akbay, Gökçe'nin o gece kendisini çağırması üzerine yanına gittiğini belirterek, "Beraber oturduk, eğlendik. Gayet iyiydi, keyfi yerindeydi, hiçbir şey yoktu" dedi. Ablasının anlatımına göre Gökçe'nin erkek arkadaşı, iki gündür kendisine ulaşmadığını ve hastanede olduğunu söylemişti. Bu anlatıma inanmadığını belirten abla Özlem Akbay, kardeşine erkeğin kendisine yalan söylediğini düşündüğünü belirterek, "Gökçe dedim, insan sürekli kaza mı yapar? O çocuk sana yalan atıyor. Kanıtlayacağım sana dedim" diyen abla, erkek arkadaşının gerçekten hastanede olup olmadığını öğrenmek için hastaneleri aradığını ancak bilgi alamadığını söyledi. "Gitme dedim, yüzleşmek istedi" Gökçe'nin öldürüldüğü gün erkek arkadaşının yeniden kendisini aradığını anlatan abla Özlem Akbay, Mustafa B.'nin kaza yaptığını ve otomobilini göstermek istediğini söylediğini aktardı. Kardeşine gitmemesi yönünde uyarıda bulunduğunu belirten abla, "Gökçe dedim, gitme, boş ver, ne gerek var? ‘Yüzleşmek istiyorum, göreyim bakalım' dedi" ifadelerini kullandı. Gökçe'nin bunun üzerine buluşmaya gittiğini belirten abla, yaşananların planlı bir cinayet olduğunu düşündüğünü söyledi. "Telefonunu sahile attığını ölümünden sonra öğrendim" Kardeşine erkek arkadaşının uyuşturucu kullanıp kullanmadığını da sorduğunu aktaran Özlem Akbay, "Gökçe'nin kendisine "Hayır, içmiyor. Benim yanımda sigara bile içmiyor" dediğini söyledi. Ancak daha sonra çevreden farklı söylentiler duyduğunu belirten abla, Gökçe'nin başka bir telefonunun olduğunu ve bu telefonun sahile atıldığını kardeşinin ölümünden sonra arkadaşlarından öğrendiğini ifade etti. "Çocuğa sordum, kardeşime ne oldu diye" Olayın ardından hastaneye gittiğini anlatan Gökçe'nin ablası, burada şüpheliyle karşı karşıya geldiğini söyledi. İlk başta yaşananları kaza olarak düşündüğünü belirten abla, "Çocuğa sordum, 'Kardeşime ne oldu, ne olur söyle' diye. Çocuk hiçbir şey söylemedi" dedi. Gökçe'nin hakkını arayacağını belirten abla, "Gökçe'nin hakkını aramak istiyorum. Adalet istiyorum" diye konuştu. Dayısı: "Melek gibi bir kızdı" Gökçe Alkan'ın dayısı Şenol Yavuz da yeğeninin ölümünün ardından büyük acı yaşadıklarını söyledi. Gökçe'yi 18 yaşına kadar el bebek gül bebek büyüttüklerini belirten Yavuz, "Melek gibi bir kızdı. 18 yaşına kadar el bebek gül bebek besledik. Güzel bir şekilde hayatını yaşamaya çalıştı. Hayatının en güzel anında katledildi" dedi. Yeğeniyle olaydan birkaç gün önce görüştüğünü ancak erkek arkadaşıyla ilgili herhangi bir konuşma yapmadıklarını belirten Yavuz, daha önce Gökçe'nin tehdit edildiğine yönelik kendisine herhangi bir bilgi ulaşmadığını söyledi. "Baştan kötü bir olay olduğunu söylemediler" Olayı ilk olarak farklı şekilde öğrendiğini anlatan Şenol Yavuz, kendisine önce Gökçe'nin hastaneye kaldırıldığı bilgisinin verildiğini söyledi. "Baştan kötü bir olay olduğunu söylemediler. Hastaneye kaldırıldığını söylediler. O şekilde gittim de bu olayın bu şekilde cereyan ettiğini öğrendik" diyen Yavuz, cinayetin nasıl işlendiğine dair kendilerinin de tüm ayrıntıları bilmediğini ifade etti. Gökçe'nin cenazesi toprağa verildi Bu yıl Farabi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri Alanı'ndan mezun olduğu ve iş aradığı öğrenilen Gökçe Alkan'ın, ailenin 3 kız çocuğunun en küçüğü olduğu belirtildi. Gökçe Alkan'ın cenazesi, Bursa Adli Tıp Kurumu'ndaki otopsi işlemlerinin ardından ailesine teslim edildi. Uluabatlı Hasan Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından genç kız toprağa verildi. Öte yandan, Gökçe Alkan için 5 Ekim'de Karacabey'de yürüyüş düzenlendi. Ellerinde Türk bayrakları ve Gökçe'nin fotoğraflarıyla yürüyen vatandaşlar, "Gökçeler ölmesin" sloganları atarak kadın cinayetlerine tepki gösterdi. Genç kızdan geriye mutlu günlerinde çekilmiş videoları kalırken, kapının önüne de giymeye doyamadığı spor ayakkabıları konuldu

Prof. Dr. Apak, Ahlak ve Toplumsal Sorumlulukları Anlattı Haber

Prof. Dr. Apak, Ahlak ve Toplumsal Sorumlulukları Anlattı

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Apak, Dağ Yöresi Yazar Buluşmaları kapsamında düzenlenen programa konuk oldu. Apak, konuşmasında ahlakın yalnızca bireysel davranışlarla sınırlı olmadığını, aile, çalışma hayatı, komşuluk ve çevreye karşı sorumlulukları da kapsadığını belirtti. İslam’da ibadetlerin yanı sıra başkalarının haklarına saygı göstermenin de önemli olduğunu ifade eden Apak, dürüstlük, adalet ve hakkaniyetin ahlaki sorumluluklar arasında bulunduğunu söyledi. Apak, israftan kaçınma ve çevreye karşı sorumluluğun da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.İhsan kavramına da değinen Apak, kişinin mesleğini, aile içindeki görevlerini ve günlük sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmesinin bu anlayışın bir parçası olduğunu belirtti. Dini değerlerin haksızlık veya ayrıcalıkları meşrulaştırmak için kullanılmaması gerektiğini kaydetti. Apak, genç kuşaklara yönelik genelleyici olumsuz değerlendirmelerin yerine gençleri anlamaya ve onlarla iletişim kurmaya odaklanılması gerektiğini söyledi. Ahlaki değerlerin aktarılmasında yetişkinlerin davranışlarının önemli olduğunu vurgulayan Apak, bireylerin öncelikle kendi davranışlarını gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti.Programa AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz ile Saadet Partisi Nilüfer İlçe yöneticileri de katıldı.

Özer Matlı’dan güçlü mesaj: "60 bin üyemiz dönüşüme hazır, asıl yürüyüş şimdi başlıyor" Haber

Özer Matlı’dan güçlü mesaj: "60 bin üyemiz dönüşüme hazır, asıl yürüyüş şimdi başlıyor"

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı ekibinin öncülüğünde açılan Birlikte Çalışma Merkezi, geniş katılımlı bir törenle açıldı. Merkezin önündeki alanı dolduran sanayiciler, tüccarlar, KOBİ temsilcileri, küçük işletme sahipleri, girişimciler, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve basın mensupları, Bursa iş dünyasının geleceğine ilişkin güçlü bir buluşmaya imza attı. Yoğun katılımın yaşandığı törende Bursa iş dünyasına seslenen Özer Matlı, açılışın bir seçim ofisinin faaliyete geçmesinden çok daha büyük bir anlam taşıdığını belirtti. "Bursa iş dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz" Birlikte Çalışma Merkezi’nin kuruluş amacını anlatan Matlı, konuşmasına şu sözlerle başladı: "Bu akşam burada yalnızca bir merkezin kapılarını açmıyoruz. Bursa iş dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz. Buraya özellikle ‘seçim ofisi’ demedik. Çünkü bizim meselemiz yalnızca bir seçimi kazanmak değildir. Bizim meselemiz; Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nı 60 bin üyesinin tamamıyla yeniden buluşturmak, her üyemizi odasının gerçek sahibi yapmak ve Bursa’nın geleceğini birlikte kurmaktır. Bu nedenle buranın adı Birlikte Çalışma Merkezi." Üyelere uzaktan seslenen değil, her komitede, sektörde ve iş kolunda üyeleriyle yan yana çalışan bir yönetim anlayışı oluşturacaklarını belirten Matlı, "Bir kişinin etrafında toplanmaya değil, bütün üyelerimizin gücünü aynı hedefte buluşturmaya geliyoruz. Biz daha yeni başladık" dedi. "Bursa’nın güçlü bir dönüşüme ihtiyacı var" Bursa’nın Türkiye’ye yön veren üretim, ticaret, ihracat ve istihdam merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Matlı, küresel değişim karşısında BTSO’nun mevcut yöntemlerle yoluna devam edemeyeceğini söyledi. Matlı şöyle konuştu: "Bugün çarşıda da fabrikada da atölyede de ofiste de aynı ihtiyacı duyuyoruz: Bursa’nın bir dönüşüme ihtiyacı var. Ticaretin kuralları değişiyor. Teknoloji, finansman, rekabet ve pazarlar değişiyor. Böylesine büyük bir değişim yaşanırken Bursa yerinde sayamaz. BTSO da alışılmış yöntemlerle yoluna devam edemez. Bursa’nın ihtiyacı sadece günü kurtaran adımlar değil, bütün sektörleri kapsayan güçlü bir dönüşümdür. İşte biz bu dönüşümü başlatmak için adayız." Adaylığının yalnızca bir alternatif oluşturma amacı taşımadığını vurgulayan Matlı, göreve gelmek, sorumluluk almak ve Bursa iş dünyasını geleceğe hazırlamak için yola çıktıklarını söyledi. "Başarı, üyelerin hayatında oluşturulan etkiyle ölçülür" BTSO’nun kurumsal geçmişine ve kuruluş mirasına sahip çıkacaklarını belirten Matlı, birkaç gün önce BTSO’nun kurucusu Osman Fevzi Efendi’nin kabrini ziyaret ettiklerini hatırlattı. Kuruluşundan bugüne kadar emek veren bütün başkanlara, meclis üyelerine, meslek komitesi temsilcilerine ve çalışanlara teşekkür eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yapılan her doğru işi Bursa’nın değeri kabul ediyoruz. Ancak geçmişe vefa göstermek, bugünün ihtiyacını söylemeye engel değildir. Tam tersine, o büyük mirasa sahip çıkmanın yolu; kurumu zamanın ihtiyaçlarına göre yenilemek ve daha ileri taşımaktır. Çünkü kurumlar binalarıyla değil, üyeleriyle yaşar. Başarı, yapılan işlerin sayısıyla değil, üyelerin hayatında oluşturulan etkiyle ölçülür. Kurumlar gücünü makamlarından değil, temsil ettikleri insanların güveninden alır." "Ben bir koltuğa değil, Bursa iş dünyasının sorumluluğunu taşımaya talibim" Üretimin içinden gelen bir iş insanı olduğunu belirten Özer Matlı, yatırım yapmanın, istihdam oluşturmanın ve binlerce çalışanın sorumluluğunu taşımanın ne anlama geldiğini bildiğini ifade etti. Bugün 32 şirket, 31 marka, 11 sektör, 81 il ve 7 bini aşkın çalışma arkadaşına ulaşan bir yapıyı birlikte kurduklarını belirten Matlı, Bursa Ticaret Borsası’ndaki görev dönemlerinde de kurumun gücünü ve etkinliğini artıran önemli çalışmalara imza attıklarını kaydetti. Matlı, "Bunları kendimi anlatmak için değil; Bursa iş dünyasının önündeki dönüşümü yönetecek tecrübeye, cesarete ve icra gücüne sahip bir ekip olduğumuzu belirtmek için söylüyorum. Ben bir koltuğa değil; Bursa iş dünyasının yükünü, beklentisini ve umudunu taşımaya talibim" dedi. "60 bin üyenin tamamının yönetimi olacağız" 60 Bin üyenin odalarından ayrıcalık değil adalet, mesafe değil temas, söz değil sonuç beklediğini ifade eden Matlı, destek veren ya da farklı düşünen her üyenin BTSO’nun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı: "Göreve geldiğimizde yalnızca bize oy verenlerin değil, 60 bin üyenin tamamının yönetimi olacağız" diyen Matlı, ticaret ve sanayinin birbirinin rakibi olmadığını belirtti: "Küçük işletmemiz, tüccarımız, KOBİ’miz, sanayicimiz, hizmet sektörümüz ve girişimcimiz bu odanın eşit sahibidir. Bir sektörün gücü diğerinin önüne geçmeyecek. Bir üyenin ölçeği, cirosu, çevresi ya da adresi aldığı hizmetin ölçüsü olmayacak. Odanın imkânları bütün üyelerimize adaletle ulaşacak." 70 meslek komitesine hedef, yetki ve çalışma bütçesi Yeni yönetim anlayışında BTSO’nun 70 meslek komitesine daha güçlü ve işlevsel bir yapı kazandıracaklarını açıklayan Matlı, komitelerin yalnızca sorun aktaran ve toplantı yapan yapılar olmaktan çıkarılacağını söyledi. Matlı, "Komitelerimiz kendi sektörlerinin geleceğine yön veren, karar süreçlerine katılan ve sonuçları takip eden güçlü çalışma merkezleri olacak. Her komitenin hedefleri olacak, yetkisi olacak, çalışma bütçesi olacak. Komitelerimiz kaynak kullanan, proje geliştiren ve sonuç üreten yapılar hâline gelecek. Çünkü sektörünü en iyi bilenler, o sektörün içinde emek verenlerdir" ifadelerini kullandı. "BTSO’nun tek kuruşunu kullanmadan çalışıyoruz" Birlikte Çalışma Merkezi’nin ve bugüne kadar yürütülen bütün çalışmaların kendi imkânlarıyla hayata geçirildiğini açıklayan Matlı, bu süreçte BTSO bütçesinden herhangi bir kaynak kullanılmadığının altını çizdi: "Bu merkezi de yürüttüğümüz bütün çalışmaları da kendi imkânlarımızla, kendi emeğimizle ve kendi bütçemizle hayata geçiriyoruz. BTSO’nun tek kuruşunu kullanmadan çalışıyoruz. Bizim arkamızda odanın bütçesi değil, üyelerimizin güveni var. Bizim gücümüz makamdan değil, sahadan geliyor." Sahada yürütülen çalışmalara katkı sunan yol arkadaşlarına da teşekkür eden Matlı, ulaşılmayan tek bir üye kalmayana kadar çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Bursa Dönüşüm Planı kamuoyuna açıklanacak Konuşmasında önümüzdeki dönemin çalışma takvimine ilişkin açıklamalarda da bulunan Matlı, Bursa’nın bütün ticaret ve sanayi alanlarını kapsayacak Bursa Dönüşüm Planı’nın yakın zamanda düzenlenecek bir basın toplantısıyla kamuoyuna sunulacağını duyurdu. Planın çarşıdaki esnaftan ihracatçı sanayiciye, küçük işletmelerden teknoloji girişimlerine kadar bütün üyeleri kapsayacağını belirten Matlı, "Hiçbir sektör dışarıda kalmayacak. Hiçbir üye geride bırakılmayacak. Açıkladığımız hiçbir çalışma kâğıt üzerinde kalmayacak. Tek merkez odaklı değil, bütün kentin kapsam içinde tutulduğu bir dönüşüm planı sunacağız." dedi. Düzenlenecek basın toplantısının tek yönlü bir sunum olmayacağını vurgulayan Matlı şu ifadeleri kullandı: "Bu basın toplantısında amacımız yalnızca bizim konuşmamız değil; basın mensuplarımızın özgürce soru sorması ve her soruya açık yüreklilikle cevap verilmesi olacak. Son dönemde Bursa kamuoyunun haber alma hakkı adına görev yapan basın mensuplarının soru soramadığı, cevap alamadığı, tek yönlü ve seyirlik BTSO etkinliklerinin giderek alışkanlığa dönüştüğünü görüyoruz. Biz sorudan da şeffaflıktan da çekinmeyeceğiz." Eylül ayında büyük Bursa buluşması Bursa Dönüşüm Planı’nın açıklanmasının ardından Eylül ayı içerisinde Bursa iş dünyasının bütün kesimlerini buluşturacak geniş katılımlı büyük bir organizasyon düzenleneceğini açıklayan Matlı, açılışın çalışmaların sonu değil başlangıcı olduğunu söyledi. "Kimse bugünkü açılışla yetineceğimizi düşünmesin. Bu akşam yalnızca kapıyı açıyoruz, asıl yürüyüş şimdi başlıyor" diyen Matlı, Bursa iş dünyasına şu çağrıda bulundu: "Gelin, bu yürüyüşe katılın. Fikrinizi, tecrübenizi, itirazınızı ve önerinizi sunun. Komitenizde bir üyemize daha ulaşın. Sektörünüzde bir kapıyı daha çalın. Çünkü dokunduğumuz her üyeyle daha güçlüyüz. Yan yana geldiğimiz her sektörle hedefimize daha yakınız." Konuşmasını "Birlikte Güçlü, Birlikte İleri" sözleriyle tamamlayan Özer Matlı, Birlikte Çalışma Merkezi’nin 60 bin BTSO üyesinin tamamına açık olacağını vurguladı: "Bu merkez Özer Matlı’nın merkezi değildir. Bu merkez, 60 bin BTSO üyesinin evidir. Birlikte Çalışma Merkezimiz Bursa’mıza ve 60 bin üyemize hayırlı olsun."

Bursa Teknik Üniversitesinde gurur günü Haber

Bursa Teknik Üniversitesinde gurur günü

Mimar Sinan Yerleşkesi’nde düzenlenen törene; Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa AK Parti Milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç, Ahmet Kılıç ve Mustafa Yavuz, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Osman Şahin, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Mudanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kesik, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, il protokolü, iş dünyası ve STK temsilcileri ile aileler katıldı. Törenin açılış konuşmasını yapan BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, 27 bölümden binin üzerinde öğrenciyi mezun etmenin gururunu yaşadıklarını belirterek, "Bugün hepimiz gurur doluyuz. Çünkü bu başarı sadece bireysel bir çabanın değil, ortak bir hayalin sabırla ve sevgiyle inşa edilmiş karşılığıdır" diye konuştu. "Üniversiteler evrensel vicdanın temsilcisidir" 103 farklı ülkeden öğrencinin BTÜ’de öğrenim gördüğünü dile getiren Rektör Çağlar, "Bu öğrencilerimiz aynı kampüsü, aynı hayalleri paylaşıyor. Ancak ne yazık ki dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insani krizler, bu umutların üzerine gölge düşürüyor. Filistinli, Ukraynalı ve Doğu Türkistanlı öğrencilerimiz ailelerinin geleceğine dair endişeyle yaşamlarını sürdürüyor. Bu tablo bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor. İnsan hakları, yalnızca güçlülerin veya müttefiklerin haklarını koruyan bir araç hâline geldiğinde evrensel niteliğini kaybeder. Bu çerçevede üniversiteler yalnızca bilgi üreten kurumlar değil, aynı zamanda adaleti savunan, insan onurunu önceleyen, hakikatin peşinden yürüyen ve evrensel vicdanı yaşatan kurumlardır. Bizler gençlerimizi yalnızca iyi birer meslek sahibi bireyler olarak değil; aynı zamanda insan haklarına saygılı, adaleti önceleyen ve haksızlık karşısında sessiz kalmayan bireyler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz" dedi. "Geleceği şekillendirecek liderler sizler olacaksınız" Mezuniyetin artık bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Rektör Çağlar, "Her birinizi yeni hayatlara, yeni başlangıçlara uğurluyoruz. Üniversitemizde aldığınız bilgi, donanım ve tecrübe aktarımı ile hayata çok iyi hazırlandınız. Sizler ülkemizin kalkınmasına, milli teknoloji hamlesine katkı sağlayacaksınız. Ülkemizin bilimde, teknolojide ve üretimde yükselişine geleceği şekillendiren liderler olarak katkı sunacaksınız. İnanıyoruz ki Türkiye Yüzyılı vizyonu sizlerin aklı, emeği ve yüreğiyle daha da güçlenecek. Ve yine inanıyoruz ki dünyanın özlemle beklediği huzur ve adalet sizlerin inşa ettiği güçlü bir Türkiye ile hayat bulacak" ifadelerini kullandı. Rektör Çağlar’dan öğrencilere tavsiyeler Öğrencilere hayata dair tavsiyelerde de bulunan Rektör Çağlar, şunları sözlerine ekledi: "Teknolojiyi, yapay zekâyı mesleğinizin bir parçası yapın; ancak özgün düşünceniz onun hep birkaç adım önünde yürüsün. İlham alın ama son sözü daima siz söyleyin. İş yaşamında yalnızca bilginizle değil; ahlaki duruşunuz, etik değerleriniz ve toplumsal sorumluluğunuzla da farklı olun. Geleneklerimiz ile milli ve manevi değerlerimiz, geleceğe yürürken en güçlü rehberiniz olsun. Zamanı iyi yönetin. Çünkü geri alamayacağınız tek şey zamandır. Başarıyı mutlulukla eşitlemeyin. Gerçek mutluluk, kendinize ve değerlerinize sadık kalabildiğiniz anlardadır. Hata yapmaktan korkmayın. Merak edin, sabredin, azmedin ve tutkularınızı asla kaybetmeyin. Hayatın sizden aldıklarına değil, sizin hayata kattıklarınıza odaklanın. Ne olursa olsun doğruluktan ayrılmayın. Yüreğiniz umutla dolu, yolunuz ve bahtınız açık olsun. Allah'a emanet olun."

18 yaşındaki Ece Naz, kahvaltı hazırlarken sırtından vurulmuş Haber

18 yaşındaki Ece Naz, kahvaltı hazırlarken sırtından vurulmuş

Kızının kahvaltı hazırladığı sırada sırtından vurulduğunu söyleyen acılı anne Döne Macit, "Benim çocuğum aç gitmiş. Kahvaltı hazırlarken, patates kızartırken olay yaşanmış. Daha da evime patates almayı düşünmüyorum, evime haram oldu. O patates elinde gitti. Patates kızartırken, tezgaha dönük şekilde arkasından silah sıkmak nedir?" dedi. Olay, 29 Haziran'da Sırasöğütler Mahallesi'nde bulunan evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ziyaret amacıyla söz konusu eve giden 2 genç kızdan Ece Naz Macit (18), bir süre sonra silahla vuruldu. Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kanlar içinde kalan genç kız, ambulansla kaldırıldığı hastanede yapılan bütün müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Cinayetle ilgili 3 şüpheli tutuklandı Polis ekiplerinin olayın yaşandığı evde yaptığı incelemelerin ardından, o sırada içeride bulunan 2'si erkek 3 kişi gözaltına alındı. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro ekiplerince ifade işlemleri tamamlanan S.C.G., Y.O. ve A.A. adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan 3 şüpheli, "kasten öldürme" ve "6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Acılı anne "Benim çocuğumu yediler, adalet istiyorum" Kızını kaybetmenin derin acısını yaşayan 46 yaşındaki anne Döne Macit, olayı öğrendiği anları ve sonrasında hissettiklerini anlattı. Macit, "Ben evdeydim. Benim kızım arkadaşına gitmişti. Bana kız kardeşimden haber geldi. Ece bir kavgaya karışmış diye. Sonra ben evden tam çıkarken oğlumun arkadaşları kapıda belirdi. Onlar da bir tedirginlik vardı. 'Bir şey mi duydunuz?' diye sordum, gözlerini kırptılar. Aşağı inince çok kalabalık vardı. O kalabalığı görünce ben daha da tedirgin oldum. Kötü bir şey olduğunu hissettim. Ece vurulmuş dediler ben orada yıkıldım" dedi. Faillerin en ağır cezayı almasını talep eden anne Macit, sözlerine şöyle devam etti: "Benim çocuğumu yediler. Ben adalet istiyorum. Devlet büyüklerinden adalet istiyorum. Canı sıkılan birini vuruyor. Bir evlat kolay mı yetişiyor? Bende şimdiye kadar izliyordum, başkalarına üzülüyordum. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Şuan benim ateşim de düştüğü yeri yakıyor. Yarın bir gün bu unutulacak. 3 gün 5 gün konuşulacak. Sonra ne olacak? Bir hafta sonra başka bir genç olacak. Ben adalet istiyorum. Kimsenin yaptığı yanına kalmasın." Sosyal medyada ve çevrede yapılan yorumlara da tepki gösteren acılı anne, "Asılsız yorumlar yapıyorlar. 'Senin kızının misafirlikte ne işi vardı?' gibi yorumlar. Ben başıboş bırakmadım. Şimdi nesillere, gençlere söz geçmiyor. Herkes yetiştiriyor, herkesin başında var. Bilip bilmeden kimse konuşmasın. Anne-baba olarak bizler sorumluluklarımızı biliyorduk. Çocuğumuzun peşindeydik ama arkadaşlarını kendisi gibi gördü, inandı. Temiz bir kızdı benim kızım. İyi niyetliydi, güler yüzlüydü, kimseye zararı yoktu. Kahkahası vardı, ömre bedeldi. Ben 4 kişinin de yargılanmasını istiyorum. 3'ünün de parmağı var. " ifadelerini kullandı. "O patates elinde gitti, arkasından silah sıkmak nedir" Kızının vurulduğu anla ilgili kahreden detayı paylaşan Döne Macit, "Elinizi, ayağınızı öpeyim gerçekten sesimi duyun. Çocuğum rüyama girmeden, 'Anne ben iyiyim' demeden ben rahat olamıyorum. Benim çocuğum aç gitmiş. Kahvaltı hazırlarken, patates kızartırken olay yaşanmış. Ben daha da evime patates almayı düşünmüyorum, evime haram oldu. O patates elinde gitti. Patates kızartırken, tezgaha dönük şekilde arkasından silah sıkmak nedir" diye konuştu. "Çiçeğimi aldılar" Torununun ölümüyle yıkılan anneanne Hayriye Gazi ise adaletin tecelli etmesini beklediklerini vurgulayarak, "Yavrumun kanı yerde kalmasın, dayanamıyorum. O benim bir tanemdi. Çiçeğimi aldılar gittiler. Onun kanı yerde kalmasın, ne olur. Adalet yerini bulsun" dedi.

"TikTok'ta beğeni" tartışması kanlı bitti Haber

"TikTok'ta beğeni" tartışması kanlı bitti

Dalağı alınan gencin yoğun bakımda tedavisi sürerken, olayın şüphelisi tutuklandı. Erencan Alparslan'ın annesi gözyaşlarıyla, "Geçtiğimiz hafta doğum gününü kutladık, bu olay sonrasında adeta oğlum yeniden doğdu" dedi. İddiaya göre, 26 Haziran'da Ali Kuşçu Parkı'nda İ.O. (16), 11. sınıf öğrencisi Erencan Alparslan'ı (17) sevgilisine beğeni attığını öne sürerek bıçakla kovalamaya başladı. İ.O.'nun, kovalamaca sonucu yere düşen Erencan'ı iki kez bıçakladığı öğrenildi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan ağır yaralı Erencan Alparslan, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ameliyata alınan gencin dalağının alındığı öğrenildi. Olayın ardından polis ekiplerince gözaltına alınan şüpheli İ.O, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kocaeli Şehir Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden Alparslan'ın sağlık durumunda iyileşme gözlendiği bildirildi. Erencan'ın 19 Haziran'da doğum gününü kutladığı, olaydan bir gün sonra karnesini alacağı da öğrenildi. "Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşmüş" Hastanede oğullarından gelecek iyi haberi bekleyen aile ise yaşananlara tepki gösterdi. Baba Ersin Alparslan, oğlunun karne almak için iş yerinden izin aldığını belirterek, "Olay kız muhabbetiymiş. Benim oğlum, bir çocuğun kız arkadaşına TikTok'tan beğeni veya mesaj atmış. Olay bundan ibaret. Oğlum normalde cumartesi günü karne alacaktı. Erencan, perşembe günü ustasından karne için izin almış. Benim de haberim yok. Cuma günü sabah işe gitti diye gönderdiğim evladım o gün hiç işe gitmemiş. Benim oğlumu şahıs mı çağırıyor, yoksa karşılaşıyorlar mı bilmiyorum. Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşünce şahıs orada bıçağı oğlumun kalbinin altına bıçağı saplıyor. Erencan cuma gününden beri yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyor. Şu an dalağı alındı" dedi. "Çocuğumun hayalleri vardı" Ersin Alparslan, sözlerini şöyle noktaladı: "Şüpheli de 16 yaşında. Biz ilk önce tutuksuz sanıyorduk ancak yetkili mercilerden bize ulaşıldı. Şu an Ankara Sincan Kapalı Cezaevi'ndeymiş. Çocuğumun hayalleri vardı. Amcası gibi asker olmak istiyordu.mBelki koşmayacak veya bisiklet süremeyecek. Sonuçta bir organı eksildi. Ciğeri ve diyaframı da zarar gördü, dalağını kurtaramadılar." "Oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş" Anne Serpil Alparslan ise "Oğlum 4 gündür yoğun bakımda. Doktorlar durumun iyiye gittiğini söylüyor, Allah'ıma çok şükür. Allah bize tekrar çocuğumuzu bağışladı. Bunun daha kötüsü de olabilirdi. Adalet istiyoruz. Oğlum sadece beğeni atmış. Oğlum arkadaşına 'Bu kıza sahip çık' demiş. Sonra da ne olduysa oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş. Herkes çocuğuna sahip çıksın. Ben çocuğumun nefesine kadar kontrol ediyorum. Çocuklarınızı boş bırakmayın. Zor bir zamandayız. Nereden zarar geleceğini bilemiyoruz" diye konuştu. "Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi" Adaletin yerini bulmasını talep eden Serpil Alparslan, "Adalet istiyorum. Şüpheliye en ağır ceza verilsin. Daha kötü de sonuçlanabilirdi, oğlum ölebilirdi. Geçen hafta Erencan'ın doğum günüydü. Bu olay sonrası oğlum adeta yeniden doğdu. Allah onu bize bağışladı. 4 çocuğum var ama Erencan gözümün ilk nuru. Oğlumun şu an servise çıkmasını bekliyoruz. Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi. Sadece arkadaşına 'kıza sahip çık' diye uyarıda bulunmuş. Cumartesi günü oğlum karne alacaktı" diyerek ağladı.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.