Hava Durumu

#Adli Kontrol

Yeni Marmara Gazetesi - Adli Kontrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adli Kontrol haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Avukat Hatice Kocaefe cinayeti davasında ilk duruşma: 3 sanığın tutukluluğu sürüyor Haber

Avukat Hatice Kocaefe cinayeti davasında ilk duruşma: 3 sanığın tutukluluğu sürüyor

Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Hakkı Ç., Ali Ç. ve Serkan S. ile tutuksuz sanıklar Hakan S., Esra Ü., Salih U. ve Volkan A.'nın savunmaları alındı. Duruşmaya, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve TBB yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda baronun temsilcileri ile avukatlar katılarak Kocaefe ailesi ve meslektaşlarına destek verdi. Avukatlar, davayı yakından takip edeceklerini belirtti. "Evladımın kanı yerde kalmasın" Duruşmada söz alan Hatice Kocaefe'nin annesi Bahtinur Kocaefe, kızının başarılı bir eğitim hayatının ardından yurt dışında eğitim gördüğünü ve daha sonra ailesiyle birlikte çalışmaya başladığını söyledi. Olay sırasında ofiste olduğunu belirten Kocaefe, "Silah seslerini duyup camdan baktığımda yavrularım yerde yatıyor, can çekişiyordu. Bunların hepsinin planlı olduğunu düşünüyorum. Bizim işletmemizin önünde pusu kurmuş. Sonuna kadar şikayetçiyim, evladımın kanı yerde kalmasın istiyorum" dedi. Hatice Kocaefe'nin babası Rahmi Kocaefe ise ailesiyle birlikte yürürken yanlarına bir aracın geldiğini, adres sorulacağını düşündüğünü belirterek, "Camı açıp ateş etmeye başladı. Kızım kalbinden vurulmuş, diğer kızım da bacağından vurulmuş. Ben hem bu dünyada hem diğerinde sonuna kadar şikayetçiyim. Hepsinin cezalarını çekmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. Hakkı Ç.: "Korkutmak için 3-4 el ateş ettim" Tutuklu sanık Hakkı Ç. ise savunmasında karşı tarafla yaşadığı uyuşmazlığın çekler nedeniyle ortaya çıktığını öne sürdü. Olay günü Elif Çalışkan'ı gördüğünü belirten Hakkı Ç., "Dayanamadım, bana çektirdikleri aklıma gelince gözüm karardı. Korkutmak için 3-4 el ateş ettim, ayaklarına doğru. Ama avukat hanımla benim bir problemim yok. Eğer olsaydı, Elif Hanım yüzünden icraya verildiğimizde bize bir sürü avukat geldi. Benim avukatlara karşı bir sorunum olsa onlara da aynı şekilde davranırdım" dedi. Ali Ç. ise olay günü annesini hastaneye götürdüğünü, daha sonra babası Hakkı Ç.'nin kendisini aradığını ancak babasını bulamadığını söyledi. Olayı daha sonra Serkan S.'den öğrendiğini belirten Ali Ç., babasının böyle bir şey yaptığını duyunca şok olduğunu ifade etti. Serkan S. suçlamaları kabul etmediğini belirterek, Hatice Kocaefe'nin ailesine başsağlığı diledi. "Olayla hiçbir alakam yok" Sanık Hakan S. ise olay sırasında İstanbul'da olduğunu, daha sonra Serkan S.'nin kendisini araması üzerine Hakkı Ç.'nin bulunduğu yere gittiğini söyledi. Olayı sosyal medyadan öğrendiğini belirten Hakan S., Hakkı Ç.'nin teslim olacağını söylediğini, kendisinin de daha sonra emniyete gittiğini ifade ederek beraatini talep etti. Esra Ü. ise Hakkı Ç. ile 11 yıl önce ayrıldıklarını, oğlu Ali Ç.'nin olayla ilgili herhangi bir bilgisinin olmadığını söyledi. Volkan A. da olayla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını belirterek, "Hakkı Ç.'yi tanımıyorum. Ben orada bir çalışanım, tek suçum o saatte mesaide olmak" dedi. "Bize ‘öldürürüz' diye tehditte bulundular" Elif Çalışkan, iki firmalarının bulunduğunu ve kardeşi Hatice Kocaefe'nin firmaların hukuki süreçlerini takip ettiğini söyledi. Karşı taraftan alacaklı olduklarını belirten Çalışkan, daha önce Hakkı Ç. ve Ali Ç. ile alacak konusunda görüştüklerini, görüşmelerden birinde masada silah bulunduğunu öne sürdü. Çalışkan, "Ali Ç. ‘Bunu sana ödeyemeyiz' dedi. Hakkı Ç. de ‘Bizi diğer sezona kadar taşıyacaksınız, eğer yapmazsanız öldürürüz sizi' dedi. Biz de yasal süreç başlatacağımızı söyledik ve ayrıldık. Sonrasında icra süreci başlattık. Esra Ü. ile konuştuğumda o da ‘Bu işlere girme, seni öldürürüz' dedi" ifadelerini kullandı. Olay günü ailesiyle birlikte işletmede olduklarını anlatan Çalışkan, Hakan S.'nin kardeşi Hatice Kocaefe'yi aradığını, daha sonra işletmeden çıktıkları sırada gri renkli bir aracın yanlarına yaklaştığını söyledi. Çalışkan, "Camı açtı, Hakkı Ç. ile göz göze geldim. Sonrasında bize ateş etmeye başladı. Kardeşim Hatice göğsünden vuruldu, arkasından ben de bacağımdan vuruldum" dedi. Tutukluluk halleri devam etti Mahkeme heyeti, Hakan S., Esra Ü., Salih U. ve Volkan A. hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verdi. Tutuklu sanıklar Hakkı Ç., Ali Ç. ve Serkan S.'nin ise üzerlerine atılı suçların niteliği, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunması ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu gerekçeleriyle tahliye taleplerinin reddine ve tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme ayrıca bazı HTS kayıtlarının incelenmesi ve sanıkların iletişim kayıtlarının araştırılması yönündeki talepler hakkında da kararlar aldı. Duruşma 9 Aralık tarihine ertelendi.

Bayram günü kadının yüzünü bardak ve kül tablasıyla kırmıştı: Tutuklandı Haber

Bayram günü kadının yüzünü bardak ve kül tablasıyla kırmıştı: Tutuklandı

Olay, Ramazan Bayramı'nın birinci günü (20 Mart 2026) İzmit'teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için mekana gitti. İddiaya göre, kafe önünde bir şahsın darp edildiğini gören Yıldırım, bu kişiye yardım etmek amacıyla onu içeriye çağırdı. Bu sırada şahsı darbeden grup da kafeye girerek küfür etmeye başladı. Talha Kaan İzal'ın, gruptakileri "Burada kadınlar var, küfür etmeyin" şeklinde uyarması üzerine arbede çıktı. Saldırıya uğrayan anne ve oğlu darp edildi. Meryem Yıldırım'ın yüzünde çok sayıda kırık, Talha Kaan'ın kaburgasında ise çatlak tespit edildi. Anne ve oğul, hastane tedavilerinin ardından taburcu oldu. Soruşturma kapsamında Kürşat G. tutuklanırken, Emrah G. ve Sema K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. "Sema, Meryem'in yüzünü yere vurarak, 'Bu kadını öldürün' demiş" Olayla ilgili davanın 2. celsesi 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam etti. Duruşmaya, tutuklu sanık Kürşat G., tutuksuz sanıklar Emrah G., Sema K., müşteki Meryem Yıldırım ve taraf avukatları katıldı. Sanıklar önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyleyerek suçlamaları kabul etmedi, Kürşat G., tahliyesini istedi. Müşteki Meryem Yıldırım ise sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Tanık olarak dinlenen Meryem Yıldırım'ın arkadaşı D.P., "Meryem olay tarihinde yanıma gelerek, 'Bizi kurtar, oğlumu ve beni darp ediyorlar' dedi. Sema, Meryem'in yüzünü yere vurarak, 'Bu kadını öldürün' demiş. Ambulansı beklerken Meryem, Sema'nın kendisinin yüzüne küllük ve bardak attığını söyledi" dedi. Tutuklu sayısı 2'ye çıktı Mahkeme heyeti, Sema K. hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, delillerin karartılması veya kaçma şüphesinin bulunması, suç için öngörülen cezanın üst haddi ve verilmesi muhtemel ceza ile adli kontrolün bu aşamada yetersiz kalacağı kanaatine varılarak hakkında tutuklama kararı verdi. Tutuklu sanık Kürşat G'nin ve tutuksuz sanık Emrah G'nin mevcut durumunun devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verildi.

Polisi böyle hedef alıp ateş etti silahı tutukluk yapınca hayatından oldu Video Galeri

Polisi böyle hedef alıp ateş etti silahı tutukluk yapınca hayatından oldu

     Bursa’da eğlence merkezinde hesap tartışmasıyla başlayan olay, silahlı çatışmaya dönüştü. Bir kişiyi tabancayla bacağından yaraladıktan sonra taksiye binen Berk Keleş, kendisini durdurmaya çalışan izinli polis memuruna ateş açtı. Polis memurunun karşılık vermesi sonucu başından vurulan Keleş hayatını kaybetti. Olayın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıkarken, görüntülerde polis memurunun art arda "Dur polis" diye ihtarda bulunduğu ve ardından silahların peş peşe ateşlendiği görüldü.Olay, Osmangazi ilçesi Küplüpınar Mahallesi İstanbul Caddesi’nde bulunan bir eğlence merkezinin önünde meydana geldi. İddiaya göre arkadaşlarıyla birlikte eğlence merkezine gelen 35 yaşındaki Berk Keleş, yemek yiyip alkol aldıktan sonra hesabı fazla bulunca işyeri çalışanlarıyla tartışmaya başladı.Tartışmanın büyümesi üzerine işyeri müdürü tarafından Keleş’in evine gönderilmesi için ticari taksi çağrıldı. Ancak iddiaya göre Keleş, işyeri önünde bağırmaya ve hakaret etmeye devam etti. Kendisine müdahale eden işyeri çalışanı Önder Y.’yi tabancayla bacağından yaralayan Keleş, ardından taksiye bindi.      "Dur polis" ihtarının ardından silahlar çekildi Yaşananları gören ve olay sırasında izinli olduğu öğrenilen polis memuru M.S. de işyerinden dışarı çıktı. Sivil olan M.S., Keleş’e polis olduğunu belirterek "Dur polis, silahını bırak, teslim ol" şeklinde ihtarlarda bulundu. Güvenlik kamerası görüntülerine göre ihtarlara rağmen Keleş, taksinin içerisinden silahını çıkararak polis memuruna doğrulttu. Ardından silahını ateşledi. Polis memuru M.S. de silahını çekerek karşılık verdi. Silah seslerinin peş peşe duyulduğu çatışma anları güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Çatışmanın ardından başından vurulan Keleş ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan 35 yaşındaki Keleş, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.      Otopside 2,79 promil alkol çıktı Keleş’in yapılan otopsisinde 2,79 promil alkollü olduğu belirlendi. Olay sırasında bacağından vurulan Önder Y. ise hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi.      Savcılık: "Meşru müdafaa kapsamında" Olayla ilgili yaklaşık 6 ay süren soruşturmasını tamamlayan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, polis memuru M.S. hakkında iddianame hazırladı. İddianamede, Keleş’in önce Önder Y.’yi silahla yaraladığı, ardından işyeri önündeki kalabalığa silah doğrultarak "Yakarım lan burayı, vuracağım hepinizi" şeklinde tehditlerde bulunduğu ve sonrasında kendisini polis olarak tanıtan M.S.’ye ateş ettiği belirtildi. Savcılık, M.S.’nin hem yaralanan Önder Y.’ye yönelik saldırı hem işyeri önündeki kalabalığın güvenliği hem de kendi hayatına yönelik silahlı saldırı karşısında görevinin gereklerine uygun hareket ettiğini değerlendirdi. İddianamede, polis memurunun eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 25’inci maddesinde düzenlenen meşru müdafaa hükümleri kapsamında kaldığı görüşüne yer verildi.      Avukatı: "Amacı öldürmek olsaydı ateş etmeye devam ederdi" Polis memuru M.S.’nin avukatı Sedat Gülen ise müvekkilinin izinli olmasının olay karşısındaki polislik görevini ortadan kaldırmadığını belirterek, polislerin mevzuat gereği görev dışında da karşılaştıkları olaylara müdahale edebileceğini söyledi. Gülen, müvekkilinin sivil olması nedeniyle öncelikle polis olduğunu belirttiğini ve görüntülerde de "Dur polis", "Silahını bırak, teslim ol" şeklinde art arda ihtarlarda bulunduğunun görüldüğünü ifade etti. Güvenlik kamerası görüntülerinin müvekkilinin amacının öldürmek değil, saldırıyı sonlandırarak şahsı etkisiz hale getirmek olduğunu ortaya koyduğunu savunan Gülen, "Müvekkilimin silahında ateşe hazır mermiler bulunmasına rağmen şahıs etkisiz hale geldikten sonra ateş etmeyi sürdürmemesi de bu durumu göstermektedir" dedi. Gülen, olayın üçüncü kişi lehine meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, soruşturma kapsamında gözaltına alınmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan polis memuru M.S.’nin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

Dört yaşındaki oğlunun katili ile 3 gün sonra nikâh masasına oturdu Haber

Dört yaşındaki oğlunun katili ile 3 gün sonra nikâh masasına oturdu

Olay, geçtiğimiz 24 Ocak 2026'da merkeze bağlı Işıklar beldesinde yaşandı. Y.E.Y isimli 4 yaşındaki çocuk, annesi Z.K. ve dede M.K., tarafından yüksekten düştüğü gerekçesi ile bilinci kapalı bir şekilde Afyon Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi'ne götürüldü. Beyin kanaması geçirdiği tespit edilen küçük çocuk, burada yapılan müdahalenin ardından Kütahya Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. Ancak Y.E.Y, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayarak haşatını kaybetti. Soruşturmayı derinleştiren JASAT 5 kişiyi gözaltına aldı Olayın ardından soruşturma başlatan jandarma ekipleri küçük çocuğun düştüğü öne sürülen yerde inceleme yapıp ardından aile üyelerinin ifadelerini aldı. Yapılan incelemelerin ardından soruşturmayı jandarmanın dedektifleri olan Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) devraldı. Dosyayı detaylı şekilde inceleyen JASAT dedektifleri aile üyelerinin çelişkili ifadeleri ve otopsi raporundan yola çıkarak, anne Z.K., üvey baba B.K., dede M.K. ve babaanne A.K., ile bir aile üyesini gözaltına aldı. Dede olayı itiraf etti JASAT dedektifleri tarafından adliye sevk edilen aile üyeleri, küçük çocuğu B.K.'nin öldürdüğünü itiraf ettiler. Dede M.K., ifadesinde küçük çocuğun öldüğü gün, oğlu, yani üvey babası olan B.K. ile koyun otlatmak için araziye gittiğini ancak bir süre sonra B.K.'nin kucağında Y.E.Y'yi getirerek, 'Bir iki tane vurdum, bayıldı. Şuna bir bakın' diyerek kendisine verdiğini söyledi. Bunun üzerine küçük çocuğu gelini olan Z.K., ile birlikte alarak hastaneye götürdüklerini ve sonrasında çocuğun öldüğünü söyledi. Üvey baba küçük çocuğu öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı Savcılık sorgusunun ardından mahkemeye çıkarılan şahıslardan üvey baba B.K., 'Kasten adam öldürme' suçlamasıyla, dede M.K., ise delil karartma suçundan tutuklanırken, anne Z.K., ile babaanne A.K., hakkında ise adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağı ile serbest bırakıldı. Gözaltına alınan diğer aile üyesi ise ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Tutuklanan B.K., cinayeti nasıl işlediğini anlatmayarak olayı inkar etti. Küçük çocuğun ölmeden önce de dayak yediği ortaya çıktı Çıkarıldığı mahkemede suçlamaları kabul etmeyen, ancak tutuklanan üvey baba B.K.'nin ile ilgili çevre sakinlerinden alınan bilgilerde ise küçük çocuğu ölmeden önce üvey olduğu gerekçesi ile altını ıslattığı ya da gürültü yaptığı gerekçesiyle sürekli dövdüğü iddia edildi. Duyarsızlığın bu kadarı Aile üyelerinin yakınlarından alınan bir başka bilgide ise duyarsızlığın bu kadarı gözler önüne serildi. B.K., çocuğu öldürdüğü annesi Z.K. ile olaydan sadece 3 gün sonra resmi nikah yaparak evlendiği ortaya çıktı. Anne Z.K.'nın ise olayı, kocası ve ailesinin baskılarından dolayı sakladığı belirtildi.

Erdal Beşikçioğlu tutuklandı Haber

Erdal Beşikçioğlu tutuklandı

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Etimesgut Belediyesi’ne yönelik ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘irtikap’ ve ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında toplam 55 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma çerçevesinde 10 şüpheli başsavcılık tarafından imza atma yükümlülüğü ve yurt dışına çıkış yasağını içeren adli kontrol talebiyle, 44 şüpheli ise tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. 10 şüpheli hakkında adli kontrol uygulanmasına karar veren mahkeme, aralarında Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun da bulunduğu 44 şüpheliden 40'ı hakkında tutuklama, 4 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verdi. Öte yandan 1 şüphelinin hastanede tedavi altında bulunduğu için adliyeye sevk edilmediği öğrenildi. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Etimesgut Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 42’si belediye görevlisi, 13’ü firma yetkilisi olmak üzere toplam 55 şüpheliye yönelik 30 Temmuz Perşembe günü sabah saatlerinde 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Operasyonda Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikcioğlu, Belediye Başkan Yardımcıları M.K., T.Ö., İ.B.B., ve A.A.'nın da aralarında olduğu 55 şüpheli ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘irtikap’ ve ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlar arasında Sosyal Yardım İşleri Müdürü, Mali Hizmetler Müdürü, İmar ve Şehircilik Müdürü, Destek Hizmetleri Müdürü, Zabıta Müdürü, Emlak ve İstimlak Müdürü, Fen İşleri Müdürlüğü İhale Şefi, Belediye Başkanı danışmanı ve koruması, ihale ve muayene kabul komisyonlarında görevli personel, mühendisler, belediye iştiraki Etimkent AŞ.’nin genel müdürü ve yönetim kurulu üyeleri, belediye personeli ve eski belediye çalışanları, bazı siyasi parti yöneticileri ve belediye meclis üyeleri, belediye ile iş yapan firma yetkilileri ve bir iş takipçisinin olduğu öğrenilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.