Hava Durumu

#Adli Tıp

Yeni Marmara Gazetesi - Adli Tıp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adli Tıp haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kumarbaz bekçi, boşanma aşamasındaki eşini kızının yanında uyurken öldürmüş Haber

Kumarbaz bekçi, boşanma aşamasındaki eşini kızının yanında uyurken öldürmüş

Olay, gece saat 01.00 sıralarında merkez Yüreğir ilçesine bağlı Kışla Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Pozantı Belediyesi'nde memur olarak çalışan Hatice Mine K. (40), şiddetli geçimsizlik nedeniyle bir süre önce çarşı ve mahalle bekçisi eşi H.E.K.'dan boşanma kararı aldı. Eşinin vazgeçirmek için tüm çabalara rağmen kararından dönmeyen Hatice Mine K, gece saatlerinde 7 yaşındaki kızıyla birlikte uyuduğu sırada H.E.K.'ın silahlı saldırısına uğradı. H.E.K., eşinin yüzünü yastıkla kapattıktan sonra tabancayla başına ateş etti. Silah sesini duyan mahalle sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri genç kadının yaşamını yitirdiği belirlendi. Hatice Mine K'nın cansız bedeni, olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. 30 dakika sonra yakalandı Olayın ardından kaçan şüpheli H.E.K.'yı yakalamak için İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ve çevredeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, yaklaşık 30 dakika sonra saklandığı adreste yakalanarak gözaltına alındı. Cenaze teslim edildi Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılan Hatice Mine K'nın cenazesi yapılan otopsinin ardından yakınlarına teslim edildi. "Kumarbaz bir memurdu" Bu sırada gazetecilere konuşan Hatice Mine K'nın ağabeyi Yılmaz Yılgıncan, kayınbiraderinin kumar bağımlısı olduğunu anlatarak, "Kardeşim, 2 yıldan bu yana boşanma aşamasındaydı. O şahıs bekçiydi ve çok borçları vardı. Şiddetli geçimsizlik yaşandı ve ardından boşanma davası açıldı. O sırada da dava çekişmeliye döndü. Kendisi kumarbazdı, kumarbaz bir memurdu. Kız kardeşim için Allah rahmet eylesin, onun da Allah belasını versin. Bu olayı yeğenimin yanında, kızının yanında yapmış. Şuanda gözaltında, ifadesi alınıyor" dedi. Hatice Mine K.'nın cenazesi öğle namazına müteakip Buruk Mezarlığı'nda toprağa verilecek. H.E.K.'nın emniyetteki işlemlerinin ise devam ettiği öğrenildi.

Anne ve oğlunun darbedildiği kafedeki dehşetin ilk duruşması görüldü Haber

Anne ve oğlunun darbedildiği kafedeki dehşetin ilk duruşması görüldü

Bir sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilen duruşmanın ardından açıklamalarda bulunan Meryem Yıldırım, yaşadığı travmayı anlattı. Yıldırım, "Şuan sağ kulağım duymuyor, gözümde görme kaybı var. İçimde hala bazı şeyler devam ama dışta biraz toparladım. Saçlarım uzadı. Kendime dönmeye çalışıyorum" dedi. Olay, Ramazan Bayramı'nın birinci günü (20 Mart 2026) İzmit'teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için mekana gitti. İddiaya göre, kafe önünde bir şahsın darbedildiğini gören Yıldırım, bu kişiye yardım etmek amacıyla onu içeriye çağırdı. Bu sırada şahsı darbeden grup da kafeye girerek küfür etmeye başladı. Talha Kaan İzal'ın, gruptakileri "Burada kadınlar var, küfür etmeyin" şeklinde uyarması üzerine arbede çıktı. Saldırıya uğrayan anne ve oğlu darbedildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı darbelerle ağır yaralanan, yüzünde çok sayıda kırık ve kaburgasında çatlak tespit edilen Yıldırım, hastane tedavisinin ve geçirdiği ameliyatların ardından taburcu oldu. Soruşturma kapsamında Kürşat G. tutuklanırken, Emrah G. ve Sema K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Geçtiğimiz cuma günü görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müşteki Meryem Yıldırım, oğlu Talha Kaan İzal ile taraf avukatları katıldı. Sanıkların suçlamaları reddettiği duruşmada mahkeme heyeti, Kürşat G.'nin tutukluluk halinin, diğer iki sanığın ise adli kontrol tedbirlerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. Duruşma sonrası yaşadığı süreci anlatan Meryem Yıldırım, olayın aslında başka bir kavganın yansıması olduğunu ve kendileriyle bir ilgisi bulunmadığını belirtti. Yıldırım, sanıkların mahkemedeki ifadelerinde gerçeği yansıtmayan beyanlarda bulunduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Bayramın 1. günü oğlumla bir mekanda otururken darp edilmiştim. Bununla ilgili ilk duruşmamız gerçekleşti. 3 kişilerdi, 1 kadın 2 bey vardı. Birinin tutukluluk hali devam ediyor, diğer 2'si ise yurt dışı çıkış yasağı ve denetimli şekilde dışarıdalar. Olay aslında başka bir kavganın yansıması oldu. Bizimle alakası yoktu. Oğlum, 'Beyler küfür etmeyin, hanımlar var' dediği için sanıklardan Kürşat tarafından yumruk atıldı. Oğlum tekme attı, bende oğlumu kurtarmak için müdahale ettim ve olay yaşandı. İfadede daha çok, sanıklardan Sema Hanım ile benim aramda tartışma olduğunu ve merdivenden düştüğümü, kendilerinin suçsuz olduğunu söylüyorlar ama benim sanık Sema ile sadece, bana küllük fırlattığı için benim ona temasım oldu. Sadece saçlarımızı tuttuk. Onun dışında zaten ben, Kürşat ve Emrah tarafından darbedildim." "Şuan sağ kulağım duymuyor" Sağlık durumu ve psikolojik sürecine de değinen Yıldırım, "Şuan sağ kulağım duymuyor. Gözümde görme kaybı var. Konuşma bozukluğum vardı, biraz tedavi ve terapi ile düzeldi. Biraz daha iyiyim. İçimde hala bazı şeyler devam ama dışta biraz toparladım. Saçlarım uzadı. Kendime dönmeye çalışıyorum. Psikolojik tedavi hala devam ediyor. Ataklar yaşıyorum, tedavim devam ediyor. İzmit'ten de uzaklaştım. Biraz uzak kalmak istedim, duruşma için geldim. Biraz daha kendime dönmeye çalışıyorum" dedi. "Beklentimiz öldürmeye teşebbüsten yargılanmalarıydı" Meryem Yıldırım'ın avukatı Murat Ustabaşı ise müvekkilinin aldığı darbelerin ölümcül nitelikte olduğuna dikkati çekerek iddianamedeki suç vasfına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ustabaşı, "Müvekkilin kafasında 60 dikiş var. Yüzünde kırılmamış kemik kalmamış ve bir gözünde de görme kaybı var. Bunlar herhangi birinin ölümüne yetecek kadar ağır yaralamalar. Bizim beklentimiz öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanmalarıydı ancak dava 'neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış yaralama' suçundan açıldı. Şahıslardan biri tutuklu. Diğer iki sanığın tutuklanmasını istedik ancak onlar için adli kontrol kararının devamına karar verildi. Ekim ayında müvekkilim Adli Tıp Kurumundan tekrar bir kati rapor alacak. O rapor bize durumu daha açıklayıcı kılacak. Ayrıca müvekkilimin oğlu Talha'nın da dosyaya müşteki olarak dahil olmasını bekliyorduk. Dosya içerisinde tek müşteki Meryem Hanım. Talha da aynı şekilde zarar gören kişi. Savcılık makamı onun bu dosyada müşteki olmasını uygun görmemiş, durumu başka bir dosya üzerinden değerlendirmişler. O dosyayı da göreceğiz, bakalım neler olacak" diye konuştu. "Hastanelerde süründük, bana söz hakkı doğmadı" Olayda darbedilmesine rağmen bu davada müşteki sıfatıyla yer alamadığını ve duruşmada kendini ifade edemediğini dile getiren Talha Kaan İzal ise "Müşteki olarak duruşmada bulunamadım, bana söz hakkı doğmadı. Ben duruşmanın sonuna kadar dinledim. Zaten ilk duruşmaydı. Bende darbedildim. Darp raporu aldım, olaydan sonra hastanelerde süründük ama bana söz hakkı doğmadı. Karşı taraf benim için suçlamalarda bulundu. Durduk yere tekme attığım iddia edildi. Durduk yere atılmış bir tekme yoktu. Bana söz hakkı tanınmadığı için kendimi ifade edemedim. Müşteki olarak beni olaya dahil etmediler. Şikayetçi olmuştum ancak savcılık böyle uygun görmüş ama ben de şikayetçiyim" ifadelerini kullandı.

Cinayet kurbanı kız 17 yıl sonra toprağa verildi Haber

Cinayet kurbanı kız 17 yıl sonra toprağa verildi

Manisa'da miras işlemleri sırasında yapılan kayıp başvurusuyla ortaya çıkan ve 17 yıl önce öldürüldüğü değerlendirilen Ebru Koyuncu'nun naaşı, yıllar sonra ailesine teslim edilerek memleketi Manisa'nın Şehzadeler ilçesine bağlı Sancaklıiğdecik Mahallesi'nde son yolculuğuna uğurlandı. 2009 yılında kaybolan ve kaybolduğunda 17 yaşında olan Ebru Koyuncu'nun dosyası, babasının vefatının ardından yürütülen miras işlemleri sırasında yeniden gündeme geldi. Sancaklıiğdecik Mahallesi'nde ikamet eden Münevver Koyuncu (60) adlı kadın, 1 Ekim 2025 tarihinde saat 21.00 sıralarında jandarmaya müracaat ederek, kızı Ebru Koyuncu'nun 2009 yılının aralık ayında evden ayrıldığını ve 17 yıldır bir daha kendisinden haber alamadığını bildirdi. Cumhuriyet savcısına bilgi verilmesinin ardından olayla ilgili tahkikat başlatıldı. Soruşturma kapsamında Ebru Koyuncu'nun, o dönem ablası Fatma Köse'nin eşi olduğu belirtilen Ufuk Köse'nin yanında çalıştığı belirlendi. İddiaya göre ikili arasında yaşanan ilişki sonucu Ebru Koyuncu hamile kaldı. Çıkan tartışmanın ardından şüphelinin genç kızı iple boğarak öldürdüğü öne sürüldü. Cinayet şüphesinin netleşmesi üzerine ekipler, İzmir'in Kemalpaşa ilçesi Armutlu 85. Yıl Cumhuriyet Mahallesi'nde kazı çalışması yaptı. Olay tarihinde Ufuk Köse'ye ait olduğu belirtilen bahçede yapılan kazıda maktule ait olduğu değerlendirilen kafatası ve kemik parçaları bulundu. Kemikler inceleme için Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. Şubat ayında ulaşılan kemik parçalarının Adli Tıp Kurumu'nda yapılan incelemenin ardından Ebru Koyuncu'ya ait olduğu tespit edildi. Ebru Koyuncu'nun naaşı bugün ailesine teslim edildi. Yaklaşık 17 yıl boyunca kayıp olarak aranan Ebru Koyuncu için memleketi Sancaklıiğdecik Mahallesi'nde cenaze töreni düzenlendi. Yakınları ve mahalle sakinlerinin katıldığı törende Koyuncu'nun naaşı kılınan cenaze namazının ardından mahalle mezarlığında toprağa verildi. Cenaze töreninde duygusal anlar yaşanırken, aile fertleri uzun yıllar sonra evlatlarını defnedebilmenin acısını ve hüznünü yaşadı. Öte yandan, olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Ebru Koyuncu'nun ablası Fatma Köse ile eski eniştesi Ufuk Köse, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.