Hava Durumu

#Ağır Ceza

Yeni Marmara Gazetesi - Ağır Ceza haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ağır Ceza haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bozbey ve Erdem yeniden hakim karşısında Haber

Bozbey ve Erdem yeniden hakim karşısında

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklu yargılanan Mustafa Bozbey ve Nilüfer Belediyesi önceki dönem Başkanı Turgay Erdem'in de aralarında bulunduğu 63 sanıklı davanın ikinci duruşması, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Konferans Salonu'nda başladı. Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davanın ikinci duruşmasında tutuklu bulunan 16 sanık yeniden hakim karşısına çıktı. Davanın ilk duruşması 20 Temmuz'da gerçekleştirilirken, 37 tutuklu sanığın bulunduğu duruşma 11 gün sürmüştü. Mahkemenin ara kararı ve sonraki tutukluluk incelemeleriyle birlikte 21 kişi tahliye edilirken, tutuklu sanık sayısı 16'ya geriledi. İlk duruşmada Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem, yöneltilen suçlamaları kabul etmedi. Dava kapsamında hazırlanan iddianamede Mustafa Bozbey hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme", "rüşvet almak", "imar kirliliğine neden olmak" ve "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçlamaları yöneltildi. Bozbey hakkında toplam 402 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede Turgay Erdem hakkında ise 946 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem'in liderliğinde faaliyet gösterdiği öne sürülen iki ayrı suç örgütünün yapısı ve işleyişine yer verildi. Sanıklar hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlamaları bulunuyor. Yaklaşık 2 aylık aranın ardından yeniden hakim karşısına çıkan sanıkların hukuki durumlarının yanı sıra dosyadaki deliller ve tarafların taleplerinin ele alınması bekleniyor. Toplam 63 sanığın yargılandığı davada ikinci duruşma öncesinde 16 sanığın tutukluluğu sürüyor. Duruşmada özellikle tutuklu sanıkların durumuna ilişkin verilecek kararlar yakından takip edilecek. Bozbey'in eşi Seden Bozbey ve CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'ın da davaya girmek için adliyeye geldiği görüldü.

Bebeğini çöpe atan annenin ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi Haber

Bebeğini çöpe atan annenin ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi

Olay, İlkadım ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre eşinden boşandığı öğrenilen 3 çocuk annesi Hanım C. (42), hamileliğini gizleyerek evinde tek başına doğum yaptı. Doğum sonrası rahatsızlanan kadın, 14 Ekim'de Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan kontrollerde doğum yaptığı belirlenen kadının bebeğinin ortada olmaması üzerine durum polise bildirildi.Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kadının beyanı doğrultusunda çöp konteynerleri ve çöp aktarma istasyonunda arama yaptı ancak bebeğe ulaşılamadı. Tedavisinin ardından gözaltına alınan Hanım C., ilk ifadesinde bebeğini evde doğurduğunu, bir süre sonra öldüğünü fark ederek poşete koyup çöpe attığını söyledi. Savcılıktaki ifadesinde ise bebeğin canlı doğduğunu belirtti. Tutuklanan Hanım C. hakkında "yenidoğan çocuğu kasten öldürmek" suçundan Samsun 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Davanın bugün görülen üçüncü duruşmasında tutuklu sanık Hanım C., "Çocuğum ölü doğdu. Canlı doğsaydı bakardım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Tutuklu olduğum için özel çocuğum ve diğer çocuklarım mağdur. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı İlhan Ayrancı ise "Sanık gerek hastanede gerekse poliste ölü doğum yaptığını söylemiş, ilk ifadesinde kendinde değilken canlı doğduğunu söylemiştir. Bebeğin canlı doğduğuna dair delil yoktur. Biz müvekkilimin beraat kararı verilmesini istiyoruz" diye konuştu. Savcı, toplanan deliller doğrultusunda mütalaasını açıklayarak Hanım C.'nin "çocuğu ve alt soyu nitelikli kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Sanık avukatı İlhan Ayrancı'nın mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre istemesi üzerine duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

Eşini 15 parçaya ayırıp 'Çok kolay oldu' diyen eşin davasında karar çıktı Haber

Eşini 15 parçaya ayırıp 'Çok kolay oldu' diyen eşin davasında karar çıktı

Olay, 28 Ocak'ta Osmangazi ilçesi Selamet Mahallesi'nde meydana gelmiş, kayıp başvurusunun ardından başlatılan soruşturmada evde kan izleri ve doku parçaları bulunmuş, kriminal incelemeler sonucu delillerin Ali Fuat Uzunoğlu'na ait olduğu belirlenmişti. Gözaltına alınan Adalet Uzunoğlu tutuklanırken, olayla ilgili gözaltına alınan 2 oğlu ile kardeşi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. İlk duruşmada Sanık, emekli polis memuru eşi Ali Fuat Uzunoğlu'nu öldürdüğü yönündeki suçlamaları kabul etmeyerek, eşini sabah saatlerinde evlerinin merdivenlerinde hareketsiz bulduğunu öne sürdü. Paniklediğini ve kendisinden şüphelenileceğini düşündüğü için cesedi nacak ve bıçakla parçalara ayırıp poşetlere koyarak farklı çöp konteynerlerine attığını savundu. Mahkeme başkanının, "Adam ölmüş, haber verseydin, niye parçaladın?" sorusuna sanık, "Çok korktum. Bana yıllarca zulüm etti. Benden bilirler diye haber vermedim" diye cevap verdi. Duruşmada en dikkat çeken an ise mahkeme başkanının, "Nasıl kestin, zorlanmadın mı" sorusu üzerine yaşandı. Sanık, "Evde kurbanı ben kestiğim için çok kolay oldu, zor olmadı" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyetinin, "Kendi kendine düştü deseydiniz" sözleri üzerine ise sanık, "İşte iblis girmiş aklıma. O şeytan var ya ben burayı görecekmişim. 40-50 sene çektim, burayı görecekmişim" diyerek savunmasını sürdürdü. Tahliyesini isteyen sanık, "Ev hapsi olursa iyi olur. Cezaevinde çok sigara içiliyor, nefes alamıyorum" dedi. İkinci duruşma, Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Tutuklu sanık Adalet Uzunoğlu, çocukları F.U. ile M.U., sanık avukatı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı katıldı. Adalet Uzunoğlu'nun, 'Eşe karşı nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle hakkında açılan davada mahkeme heyetinin istediği, akıl sağlığının yerinde olup olmadığının belirlenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor çıktı. Raporda Uzunoğlu'nun akıl sağlığının yerinde olduğu belirlendi. Raporu okuyan mahkeme başkanının 'Rapora bir şey diyecek misin?' sorusuna sanık ağlayarak bir önceki duruşmadaki savunmasının aynısını tekrarlayarak "Aklıma hiçbir şey gelmiyor. Ben cezaevinde kalamıyorum. Hiçbir ihtiyacımı karşılayamıyorum. Ev hapsi istiyorum" ifadelerini kullandı. Sanık avukatının savunmasının ardından Cumhuriyet savcısı mütalaasını verdi. Savcılık sanığın 'Eşe karşı nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini talep etti. Sanık avukatının mütalaaya karşı savunma yapmaması üzerine mahkeme heyeti kararını açıkladı. Sanığın 'Eşine karşı kasten öldürme suçu'nu işlediği gerekçesiyle "Evde kurbanı ben kestiğim için çok kolay oldu, zor olmadı" diyen eşe ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmeden mahkeme heyeti, eylemden sonra cesedi parçalaması dikkate alınarak, iyi hal indiriminden yararlanmamasına karar vererek tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Komşusunun boğazını kesip altınlarını çalmıştı: Bilezikleri kolundan nasıl keseceğini kuyumcuya sormuş Haber

Komşusunun boğazını kesip altınlarını çalmıştı: Bilezikleri kolundan nasıl keseceğini kuyumcuya sormuş

Olay, 27 Şubat'ta saat 17.30 sıralarında Mimar Sinan Mahallesi Çağlayan Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yaşlı annesine bakan 63 yaşındaki Gülbiter Duman, mutfakta yere yığıldı. Mutfağa giden Biter'in annesi Fatma Dağ (82), kızını yerde kanlar içinde görünce komşulardan yardım istedi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, boynu ve kolunda kesikler bulunan Gülbiter Duman'ın hayatını kaybettiği belirledi. Uzman ekipler ile Cumhuriyet Savcısı yaptıkları incelemede kadının kolundaki 3 burma bileziğin olmadığını belirledi. Yapılan incelemelerde zanlı Salih Ç.'nin kuyumcuya giderek kesik bilezik bozdurduğu tespit edildi. Harekete geçen ekipler, hayatını kaybeden kadının komşusu olduğu öğrenilen Salih Ç.'yi gözaltına aldı. Suçlamaları kabul etmeyen zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelinin ikametinde yapılan aramalarda, evde gizlenmiş bir alanda 2 tabanca, 30 fişek, 3 yivsiz tüfek, farklı kalibre, renk ve markalarda toplam 811 av tüfeği fişeği ile 6136 sayılı kanuna muhalefet suçunu oluşturan 1 bıçak ele geçirilerek muhafaza altına alındı. "Olay günü binaya gitme sebebim hoşlandığım kadınla görüşmekti" Sanık hakkında hazırlanan iddianamede, kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, konutta silahla yağma suçundan ise 10 yıldan 15 yıla kadar hapis ve adli para cezası talep edildi. Olayla ilgili davanın ilk celsesi Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Salih Ç., tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Suçlamaları kabul etmeyen sanık Salih Ç., "Olay günü binaya gitme sebebim hoşlandığım kadın F. ile görüşmekti. Kendisiyle herhangi bir münasebetimiz yoktu ancak olması için gitmiştim. O gün F. ile görüşemedim. Binanın tek girişi vardır. Bu bina iş yerime yaklaşık 5 kilometre kadar mesafede bulunmaktadır" diye konuştu. "Kredi kartlarımın yaklaşık 4 milyon civarında borcu vardı" Bozdurduğu altının eşine ait olduğunu söyleyen sanık Salih Ç., "Altınları ofiste çekmecemde tutuyordum. Benim ofisime giren çıkan olmaz. Altınlar eşimindi. Altınlar kesik vaziyetteydi, sonradan kesmiştim. Altınları eşimden olaydan bir buçuk, iki sene kadar önce almıştım. Eşim görür ise almasın diye kesik vaziyette tutuyordum. Eşimden altınları iş yerimizi açarken almıştım. Ancak bende duruyordu, hepsini bozmamıştım. Bu süre zarfında herhangi bir şekilde icralık olmadım. Borçlarımı geciktirmemiştim. İş yerimle ilgili hiçbir borcum yoktur. Kredi kartlarımın yaklaşık 4 milyon civarında borcu vardı. Bunlardan vadesi gelen bir tane vardı. Onu zaten o gün ödemiştim" şeklinde konuştu. "Bankaya ödeme yapacağım için altınları bozdurdum" Gülbiter'i tanımadığını söyleyen sanık, "Kuyumcuya altınların eşime ait olduğunu söylememek için anneme ait olduğunu söylemiştim. Bu süreçte annemden ve babamdan borç istemiştim. Olaydan bir buçuk ay kadar önce babamdan 25 gram ve 35 gram kadar altın almıştım. 25 gram için bilezik bozmak istemedim. Bu nedenle babamdan istedim. Olay günü ise bankaya 200 bin lira ödeme yapacağımı söz vermiştim. Bu nedenle o gün altınları bozmak zorunda kaldım. Bu durum maktulün öldürülme tarihine denk gelmiş olabilir. Ancak maktulden ben altını almadım ve kendisini ben öldürmedim. Maktulde altın olduğuna dair daha öncesine dair bilgim de yoktu" ifadelerini kullandı. "Maktul, eşime altınlarını bizim bankadaki kasaya koymayı teklif etmiş" Maktulün, kendi kayınvalidesinin ev sahibi olduğunu belirten Salih Ç., "Kadın öldükten sonra eşim ile kayınvalidem konuşuyorlardı. Maktul, eşinden ve çocuklarından para kaçırdığını, altınları kasada tuttuğuna dair konuşmalarını duymuştum. Bu duyum vefatından sonraydı. Eşim ile 2016-2017 yılından beri kiralık kasamız vardır. Maktul daha önce eşime, bankalarda bulunan kiralık kasamıza altınları koyup koymayacağımızı sormuş. Eşim de 'hayır' demiş. Bunun maktulün ölümünden sonra duydum. Öncesinde maktulün altınlarına dair herhangi bir bilgim yoktu. Maktulün altınları kasaya koyma tekliflerini ne zaman yaptığını bilmiyorum" dedi. "F. için binayı gözetliyordum" Hoşlandığı kadın F'nin İstanbul'dan evine gelip gelmediğini kontrol etmek için binaya geldiğini söyleyen sanık Salih Ç., "İki veya üç kere binanın olduğu yere gittim. F'nin gelip gelmediğini anlamak için kapıyı dinledim. İçeriden ses gelmiyordu, sonrasında çıktım. Camları açar düşüncesiyle camlarına dışarıdayken bakıyordum. Bu şekilde gelip gelmeyeceğini anlayacaktım. Eşimin ekonomik durumumuzun normalliği ile ilgili bilgisi yoktu. Kendisi bizi borçlu biliyordu. Eşim sürekli olarak para alıp kendi kasasına atmasın diye durumumuzun kötü olduğunu kendisine söylüyordum. Eşimin kolundan bilezikleri keserek almadım. Eşim bileziği tekrar görüp almasın diye kesip muhafaza ettim. Her ne kadar kayınvalidem altınlara dair bildiklerini bana ve eşime anlattığını söylemiş ise de bu husus doğru değildir. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" diye konuştu. Bileziği nasıl keseceğini sormuş Tanık olarak dinlenen kuyumcu Y.D., "Sanık olay günü annesinin bileziği getireceğini ancak ne kadar gram olduğunu bilmediğini söyledi. Hatta bileziği çıkartamadığını ifade etti. Ben de kendisine keserek çıkartabileceğini, kendisinin bir inşaat mühendisi olduğunu bildiğimiz için 'Mühendissin, nasıl keseceğini bilirsin, yan kesiciyle kesilebilir' şeklinde söyledim. O an kesik olduğunu söylemedi. Altın toplam 150 gramdı, parasını verdik. 35 gram da külçe altın verdik. 300-400 bin TL kadar da para vermiştik. Kalanını da bir gün sonra verdik. Bir kısmını da hesabına havale etmiştik. Gelen altında herhangi bir kan izi yoktu. Altının kalın olması ve üçlü burma şeklinde olması sebebiyle zor kesilen bir türdü. Sanıkta herhangi bir panik hali yoktu. Sadece acil paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Kendisi o gün geldiğinde, ticaret yaptığı firmalarda ödeme alamadığını, kredi sicilinin bozulmaması nedeniyle acil paraya yatırması gerektiğini söyledi" şeklinde konuştu. "Oğlumda altın yoktu ancak eşinde vardı" Tanık olarak dinlenen sanığın babası S.Ç., "Oğlum şirket kurduktan sonra son günlerinde bana vergi temiz kağıdı alacağını söylemişti. Ona istinaden 25 gram altın vermiştim. İkincisinde 35 gram altın daha kendisine vermiştim. Daha öncesinde mali durumu iyiydi. Son kez geldiğimde ise benim de param yoktu, veremedim. Bu olaydan bir ay önce yine bana, 'Ne kadar paran varsa ver' diyerek benden para istedi. Çalıştığı yerden parasını alamamış, sıkışmış. Oğlumda altın yoktu ancak eşinde vardı. Salih annesinden altın istemedi. Eşimden herhangi para veya altın yoktur" ifadelerini kullandı. "İş yeri açınca gelinimin altınlarını bozdurmuşlardı" Sanığın annesi K.Ç. ise, "İş yeri açtıklarında gelinimin altınlarını bozdular. Gelinimde bu sebeple altın kalıp kalmadığını bilmiyorum. Oğlum bizden 120 bin lira para istemişti. Biz de para olmayınca 35 gram altın vermiştik. Tekrar 25 gün sonra para istedi. Yine altınımızı ona verdik. Oğlum kredi kartlarının ve sigorta borcu olduğunu söyledi. Oğlum, iş yerinde 3 tane bilezik olduğunu ve onların bozduğunu daha sonra bize söyledi. Ben Salih'e hiç bilezik vermedim, sadece gram altın verdim" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi. "Kızım evde olmadığı saatlerde kapım tıklatıldı" Anne Fatma Dağ'ın savcılıkta aldığı ifadelere de ulaşıldı. Fatma Dağ, "Yaklaşık 5 ay önce kızım Gülbiter Duman'ın yanına geldim. Kızım öğleden sonra pazar alışverişine gitti. Bu süre zarfında kapı bir kez tıklatıldı ancak açmadım. Kızım pazardan gelince bana yemek getirdi, yemeği yedim. Yatacağını söyleyip odadan ayrıldı. Saati sorduğumda 16.00 sıralarında olduğunu söyledi. Benim kapımı kapattı, çıktı. Ben yemeğimi yedim, televizyon izlemeye başladım. Daha sonra abdest almaya gittim. Kızıma seslendim ses vermedi. Mutfağa gittiğimde kızımı kanlar içinde gördüm" dedi.

Polisi böyle hedef alıp ateş etti silahı tutukluk yapınca hayatından oldu Video Galeri

Polisi böyle hedef alıp ateş etti silahı tutukluk yapınca hayatından oldu

     Bursa’da eğlence merkezinde hesap tartışmasıyla başlayan olay, silahlı çatışmaya dönüştü. Bir kişiyi tabancayla bacağından yaraladıktan sonra taksiye binen Berk Keleş, kendisini durdurmaya çalışan izinli polis memuruna ateş açtı. Polis memurunun karşılık vermesi sonucu başından vurulan Keleş hayatını kaybetti. Olayın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıkarken, görüntülerde polis memurunun art arda "Dur polis" diye ihtarda bulunduğu ve ardından silahların peş peşe ateşlendiği görüldü.Olay, Osmangazi ilçesi Küplüpınar Mahallesi İstanbul Caddesi’nde bulunan bir eğlence merkezinin önünde meydana geldi. İddiaya göre arkadaşlarıyla birlikte eğlence merkezine gelen 35 yaşındaki Berk Keleş, yemek yiyip alkol aldıktan sonra hesabı fazla bulunca işyeri çalışanlarıyla tartışmaya başladı.Tartışmanın büyümesi üzerine işyeri müdürü tarafından Keleş’in evine gönderilmesi için ticari taksi çağrıldı. Ancak iddiaya göre Keleş, işyeri önünde bağırmaya ve hakaret etmeye devam etti. Kendisine müdahale eden işyeri çalışanı Önder Y.’yi tabancayla bacağından yaralayan Keleş, ardından taksiye bindi.      "Dur polis" ihtarının ardından silahlar çekildi Yaşananları gören ve olay sırasında izinli olduğu öğrenilen polis memuru M.S. de işyerinden dışarı çıktı. Sivil olan M.S., Keleş’e polis olduğunu belirterek "Dur polis, silahını bırak, teslim ol" şeklinde ihtarlarda bulundu. Güvenlik kamerası görüntülerine göre ihtarlara rağmen Keleş, taksinin içerisinden silahını çıkararak polis memuruna doğrulttu. Ardından silahını ateşledi. Polis memuru M.S. de silahını çekerek karşılık verdi. Silah seslerinin peş peşe duyulduğu çatışma anları güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Çatışmanın ardından başından vurulan Keleş ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan 35 yaşındaki Keleş, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.      Otopside 2,79 promil alkol çıktı Keleş’in yapılan otopsisinde 2,79 promil alkollü olduğu belirlendi. Olay sırasında bacağından vurulan Önder Y. ise hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi.      Savcılık: "Meşru müdafaa kapsamında" Olayla ilgili yaklaşık 6 ay süren soruşturmasını tamamlayan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, polis memuru M.S. hakkında iddianame hazırladı. İddianamede, Keleş’in önce Önder Y.’yi silahla yaraladığı, ardından işyeri önündeki kalabalığa silah doğrultarak "Yakarım lan burayı, vuracağım hepinizi" şeklinde tehditlerde bulunduğu ve sonrasında kendisini polis olarak tanıtan M.S.’ye ateş ettiği belirtildi. Savcılık, M.S.’nin hem yaralanan Önder Y.’ye yönelik saldırı hem işyeri önündeki kalabalığın güvenliği hem de kendi hayatına yönelik silahlı saldırı karşısında görevinin gereklerine uygun hareket ettiğini değerlendirdi. İddianamede, polis memurunun eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 25’inci maddesinde düzenlenen meşru müdafaa hükümleri kapsamında kaldığı görüşüne yer verildi.      Avukatı: "Amacı öldürmek olsaydı ateş etmeye devam ederdi" Polis memuru M.S.’nin avukatı Sedat Gülen ise müvekkilinin izinli olmasının olay karşısındaki polislik görevini ortadan kaldırmadığını belirterek, polislerin mevzuat gereği görev dışında da karşılaştıkları olaylara müdahale edebileceğini söyledi. Gülen, müvekkilinin sivil olması nedeniyle öncelikle polis olduğunu belirttiğini ve görüntülerde de "Dur polis", "Silahını bırak, teslim ol" şeklinde art arda ihtarlarda bulunduğunun görüldüğünü ifade etti. Güvenlik kamerası görüntülerinin müvekkilinin amacının öldürmek değil, saldırıyı sonlandırarak şahsı etkisiz hale getirmek olduğunu ortaya koyduğunu savunan Gülen, "Müvekkilimin silahında ateşe hazır mermiler bulunmasına rağmen şahıs etkisiz hale geldikten sonra ateş etmeyi sürdürmemesi de bu durumu göstermektedir" dedi. Gülen, olayın üçüncü kişi lehine meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, soruşturma kapsamında gözaltına alınmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan polis memuru M.S.’nin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

Eski Nilüfer Belediye Başkanı Erdem savunma yaptı: "Tüm suçlamaları reddediyorum" Haber

Eski Nilüfer Belediye Başkanı Erdem savunma yaptı: "Tüm suçlamaları reddediyorum"

Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Bursa Bölge Adliye Mahkemesi salonunda görülen, 37'si tutuklu 63 sanıklı davada sanık savunmaları sürüyor. Duruşmanın ikinci gününde eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem hakim karşısına çıktı. Savunmasında yaklaşık 20 yıllık belediyecilik geçmişine değinen Erdem, görev yaptığı süre boyunca Nilüfer'in gelişimi için çalıştığını söyledi. Belediye başkanlığı dönemindeki imar uygulamalarına ilişkin iddialara da cevap veren Erdem, yapılan işlemlerin mevzuat çerçevesinde gerçekleştirildiğini savundu. Nilüfer Belediyesi'nin parsel bazlı plan değişikliklerine sıcak bakmadığını belirten Erdem, Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanan planların ardından ilçe belediyesinin ruhsatlandırma işlemlerini yerine getirdiğini ifade etti. Pandemi döneminde gerçekleştirilen sosyal yardımlar ile 6 Şubat depremlerinin ardından deprem bölgesine ulaştırılan desteklerden de bahseden Erdem, belediye imkanlarının kamu yararı doğrultusunda kullanıldığını savundu. Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Erdem, kamu zararına neden olacak herhangi bir işlem yapmadığını belirterek, "Tüm suçlamaları reddediyorum" dedi. Turgay Erdem'in savunmasını tamamlamasının ardından avukatları söz aldı. Erdem'in müdafilerinin, müvekkillerine yöneltilen suçlamalara ilişkin beyanlarının alınmasına geçildi. Duruşma, müdafilerin beyanlarıyla devam ediyor.

Tutuklu yargılanan Bozbey’in ilk savunması Haber

Tutuklu yargılanan Bozbey’in ilk savunması

Edinilen bilgiye göre, 31 Mart’ta düzenlenen operasyonla Bozbey, ailesi ve çok sayıda belediye çalışanı gözaltına alındı. 4 Nisan’da Bozbey’in de aralarında bulunduğu 23 kişi tutuklandı. İddianamede Bozbey için 402 yıla kadar hapis cezası, dönemin Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Turgay Erdem için ise 946 yıla kadar hapis cezası talep edildi. 402 gün hapis cezası ile tutuklu yargılanan CHP'li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de arasında bulunduğu 37'si tutuklu 63 sanığın yargılanması bu sabah Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Sanıkların ve izleyicilerin çok olması sebebiyle yargılama Bursa Bölge Adliye Mahkemesi'nin konferans salonunda yapıldı. Hakkında yöneltilen suçlamalara cevap veren Mustafa Bozbey savunmasının ilk 3 saatinde yaptığı duygusal savunmada zaman zaman gözyaşlarına hakim olamadı. 27 yıldırır siyaset yaptığını vurgulayan Bozbey, "36 yaşımdan bu yaşıma kadar hayatımı Bursa için harcadım. Aileme vakit ayıramadım. Bu iftiraları asla kabul etmiyorum." dedi. Bozbey, "27 yıldır siyasetçiyim. Biz gökten zembille inmedik. Tesadüfen gelmedik. Ben helal lokmanın ne demek olduğunu çocukken öğrendim. Çalışmak benim için ibadettir. Ortaokuldan beri hep çalışırım. Bayramlarda ailemle aynı sofraya oturamadım. Üniversiteden mezun olduğumda ilk kez ailemle aynı bayram sofrasında oturdum. Aradan 41 yıl sonra yine bayram sofrasına ailemle oturamadım. Çünkü özgürlüğüm elimden alındı. Bursa’ya hizmet ettiğim için alındı. Gerçekten Bursa’mızın en büyük davası görülüyor. Hukukun üstünlüğü yolunu bulacak. Koğuşumuzda bizimle ilgilenen personele ve müdürlerine teşekkür ediyorum" dedi. "İtalya'dan kule vinç aldık bu sayede geliştik" Kurduğu aile şirketleri ve bu şirketlerin geçmişi ile de ilgili bilgi veren Bozbey, belediye başkanı olmadan önce kurduğu şirketleri ve yaşadığı ekonomik sıkıntıları anlatarak, "Paramızı kaybettik ama onurumuzu kaybetmedik" dedi. Mustafa Bozbey, "Her zaman kendi şirketimi kurmak istedim. Bozbey İnşaat şirketini kurdum. Bozbey Turizm A.Ş.’yi kurdum. Kendi köyümde bazı yerler imara açıldı. Ailemin yerleri vardı. Saygınkent Projesi de buralarda başladı. O zamanlar İtalya’dan kule vinç aldık. Yaptığımız teknolojik yatırımlar sayesinde geliştik" ifadelerini kullandı. Nilüfer Belediye başkanlığı dönemine ait iddialara da cevap veren Bozbey bu dönemle ilgili olarak da Nilüfer’de eğitim, kültür ve sanat projeleriyle kenti geliştirdiklerini, halkın kendisini dört dönem üst üste seçmesinin tesadüf olmadığını belirtti. Bozbey, "Nilüfer Belediye Başkanı seçildiğimde yoğun olduğum için aday olmak istemiyordum aslında. Doğup büyüdüğüm topraklara hizmet için yola çıktım. Nilüfer’in 99 bin nüfusu vardı. "Eğitim, kültür, bilim ve sanat kenti olacak" dedim. "Gülümseyin Bursa’dasınız" sloganıyla yol aldık. Nilüfer, Bursa’nın merkezi oldu. Bir çok belediye başkanı da şu an Nilüfer’de yaşamaktadır. Nilüfer Belediye Başkanlığı görevine başladığım dönemde şirketime ait hisseleri aileme devrettim. Şirketlerimizin faaliyetleri devam ediyordu. Bozbey İnşaat olarak 2008 yılında 180 milyon liraya TOKİ ile anlaştık. Ama maalesef 2008 yılının sonunda konkordato ilan ettik. 2009 yılında ise istifa ettik. Paramızı kaybettik ama onurumuzu kaybetmedik. Bu sıkıntılı süreçte yine aday oldum ve 2009 yılında yeniden belediye başkanı seçildim. Nilüfer halkının beni 4 dönem üst üste seçmesi tesadüf değildir. Çalışanların desteklenmesi ve ihtiyaç sahiplerine destek için NİLVAK’ı kurdum. Burada çalışanlara yönelik destekler uzun yıllar devam etti. Bizler Nilüfer’de birçok yeniliğe imza attık. Avrupa’ya örnek olacak projeler gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı. Savcımız beni çağırsaydı gelirdim, kaçmadım... 2019 seçimlerinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı hakkında da bilgi veren Bozbey, "2024 seçimleri için hiç durmadan çalıştım. Bursa'nın gündemini çok yakından takip ettim. İyi insanlarla yol yürüdüm, kötü insanlardan uzak durdum. Belediye başkanlığı görevinde kimseyi ötekileştirmedim. Ancak ben Bursa’ya hizmet ederken, Avrupa’da yapılan festivalleri Bursa’da gerçekleştirecekken aniden tutuklandım. Ben Nilüfer Belediyesinde makam aracı kullanmadım. Lojman kabul etmedim. Kamu zararına imza atacak bir şey yapmadım. 47 yıl sonra Bursa’yı aldığımızdan 2 yıl sonra eşim, kızım ve kardeşlerimle birlikte gözaltına alındım. Ailemden ve omuz omuza çalıştığım arkadaşlarımdan koparıldım. Özgürlüğüm elimden alındı. Savcımız beni çağırsaydı ben gelirdim. Kaçmadım. Sosyal medyada yalan haberler, dedikodular çıktı. Hepsini kınıyorum. Ben parayı düşünseydim konkordato ilan etmezdim. Parayı değil onurumu düşündüm. Paraya tamah etseydim bugün karşınızda olmazdım" dedi. Suçumuz Bursa'yı tek yürek haline getirmek mi? Savunmasında kendisine güvenen Bursalılara da teşekkür eden Bozbey, "Bursa Büyükşehir Belediyesine geldiğimde belediye sürdürülebilir olmaktan çıkmıştı. Borçların gerçek durumunu ortaya çıkarmamız aylarca sürdü. Bizler 2 yıl boyunca borçları azalttık. Bursa’nın 17 ilçesinde hizmet etmeye çalıştık. Mali disiplini sağlarken yatırımlardan vazgeçmedik. Bursa’nın altyapı sorunlarını çözmek için yoğun çalışma yürüttük. Bursa için faydalı olacak ulaşım projeleri yaptık. Mudanya-Bursa arasındaki metrobüs projesi ne yazık ki hayata geçirilemedi. 2 yılda 20 bin gence eğitim desteği sağladık. Göreve geldiğimizde kentte birlik ve beraberlik güçlendi. Bursaspor, göreve geldiğimizden sonra 2 kez şampiyon oldu. Bu sene de Süper Lig’e çıkacak. Suçumuz Bursa’yı tek yürek hâline getirmek mi?" dedi. "Dedikodu yapıyorlar" Hakkında yöneltilen suç örgütü kurmak ve yönetmek suçlamalarını da kabul etmeyen Mustafa Bozbey, "Rüşvet suçlamalarını kabul etmiyorum. Dedikodu yapıyorlar. Örgüt ifadesini asla kabul etmiyorum." dedi. Bozbey savunmasını şu şekilde sürdürdü; "Müfettişlerin raporlarında da görüleceği üzere bu iftiraları ve yalanları söyleyenler kendileri suç işlemişlerdir. Bu kişiler organize suç şebekesi oluşturmuşlardır. Bizlerin bireysel haklarına saldırmışlardır. Hâlen çelişkili ifadelerle emniyetin ve savcının zamanını boşa harcamışlardır. 36 yaşımdan bu yaşıma kadar hayatımı Bursa için harcadım. Eşime ve aileme vakit ayıramadım. Bu iftiraları asla kabul etmiyorum. Şirketlerle ilgili benim kurduğum şirketlere yer verilmiş. Nilüfer Belediye Başkanı oluncaya kadar ben bir iş insanıydım. Benim ve yakınlarımın birçok gayrimenkulü vardı. Üzerimde bulunan taşınmazları zaman içerisinde ihtiyaç durumuna göre sattım. Bu iddianamedeki rüşvet suçlamalarını kabul etmiyorum. Dedikodu yapıyorlar" dedi. İddianamede geçen NİLVAK Vakfı ile ilgili olarak da yöneltilen sorulara cevap veren tutuklu Belediye Başkanı Bozbey, "NİLVAK, gayrimenkullerimiz ile birlikte kurulmuştur. Bu yapı her yıl ortalama olarak Nilüferli vatandaşlara destek olmak için çalışıyordu. Ticari faaliyetler bu şirket üzerinden sürdürülmüştür. Bir iş yapmak için şirket kurmak gerekiyordu. NİLVAK’tan mezun olanlar devlet memuru oldu. Kreş, özel okul ve otopark işletmeciliği yaptık. Bankadan kredi çektik. SERA A.Ş.’ye krediyi aktardık. FİDA A.Ş. üzerine aldık. İnşaatı SERA A.Ş. üzerinden yaptık. Okul inşaatı yapılırken başka bankalardan da kredi aldık. Sorunlar oldu. Bankalardan blokeler geldi. Sonrasında cari hesaplar üzerinden ilerledi. Her şey ortadayken bu suçlamaların neden olduğunu anlayamıyorum. 2014 yılında boşanma süreci yaşadım. SENA A.Ş. benim aktardıklarımdan sorumludur. Bu şirketin belediye işleriyle ilgili hiçbir hukuksuzluğu yoktur. Belediye Başkanlığı döneminde Vildan Aydın Bozbey’in "şunu yapsın" dediği olmamıştır. Yalan beyan verenler ve iftira atanlar hukuk karşısında ceza alacaktır. Tarafıma yönelik suçlamaları kabul etmiyorum. Örgüt ifadesini asla kabul etmiyorum. Neyin örgütüyüz biz, anlam veremiyorum. 111 gündür bunu düşünüyorum. Yapılanları kabul etmiyorum, nefret ediyorum" dedi. "Turgay Erdem'e verdiğim yetki yüzünden 402 yılla yargılanıyorum" Bozbey kendisine yöneltilen Turgay Erdem’e ya da herhangi bir belediye yetkilisine tek imzayla alakalı bir talimatınız ya da yönlendirmeniz oldu mu? sorusuna da "Kesinlikle olmadı. Olması da mümkün değil zaten" şeklinde cevap verdi. Bozbey, bu konu ile alakalı savunmasında "17 yıl önce, 02.04.2024 tarihinde Turgay Erdem’e vermiş olduğum yetki nedeniyle bugün 402 yıl hapis cezasıyla yargılanıyorum. Hizmetlerin sağlıklı yürütülmesi amacıyla 3 meclis üyesini belediye başkan yardımcısı yaptım. Bunlardan biri de Turgay Erdem’di. Turgay Erdem’e hizmetlerin denetlenmesi ve başkan yardımcıları arasında koordinasyonun sağlanması konusunda yetki verdim. Benim daha fazla hâkimiyet içinde olmam için verdiğim koordinatörlük görevi nedeniyle örgüt lideri olmayı kabul etmiyorum. Bu koordinasyon sayesinde işlerin daha doğru yapılması sağlandı. Bunu suç olarak kabul etmiyorum. Turgay Erdem’in attığı imzalarda art niyet yoktur. Kamu yararı için yapılmıştır. Nilüfer’de yapılaşmanın artması, yeşil Nilüfer için çok kötü olmuştur. Buradaki yapılaşmayı artıran Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi kararlarıdır. Büyükşehir Belediye Başkanının ve bakanlıklardan alınan izinlerle yapılaşma artırılmıştır. Ben bunlara karşı çıktım. Tek imza ile suçlanmamı asla kabul etmiyorum. Atılan imzalar, kentsel dönüşüm sebebiyle kiraya çıkan vatandaşlar için atılmıştır" dedi. "Emin Adanur bizi 150-200 milyon TL zarara soktuğu için aramızda husumet başlamıştır" Emin Adanur’un hakkındaki iddialarını da kesin bir dille yalanlayan Bozbey, "Emin Adanur'un yalan iddiaları vardır. 2024 sonuna kadar bana "abi" diyordu. 2019’da Fatih Ergün sözleşmeden ayrıldı. İş, Emin Adanur’un şirketine verildi. İnşaatlarda yapım kalitesinde problemler çıkınca kardeşleri beni aradı. Emin Adanur bizi 150-200 milyon TL zarara sokmuştur. Bu sebeple aramızda husumet başlamıştır. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olunca ziyaretime geldi. Bana "İş var" dedi. "İhaleye gir" dedim. İhalesiz iş istedi, asla kabul etmedim. 2025’in ilk aylarında tekrar iş istedi. Sesini yükselterek, "Verecek misin, vermeyecek misin?" dedi. Ben de "Hukuka aykırı iş yapmam" dedim. "Göreceksin sen" diyerek beni tehdit etti. Sosyal medyada iftira atmaya başladı. Dolandırıcılık suçlarından yurt dışına kaçmıştır. Bu kişinin beyanlarını kabul etmiyorum. Ben kardeşimle, akrabalarımla ve herkesle her an görüşebilirim. Ben belediye başkanıyım. ETS kayıtları suç oluşturmak için dosyaya konulmuş şeylerdir. Emin Adanur hakkında her gün ayrı ayrı suç duyurusunda bulunacağım. Eşim, kızım ve ailem bu olaylardan etkilenmiştir. Bunun da bir cezası olacaktır. 1381 ada 2 parselde bulunan Ataevler’deki ilk etap kentsel dönüşüm projesiydi. Depreme dayanıklı şekilde yapılması gerekiyordu. Burada 13 bin kişi yaşıyordu. Altyapının tamamen değişmesi gerekiyordu. Kentsel dönüşüme karşı çıkmadım. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinde 440 dairenin 950 daireye çıkarılacağı beyan edildi. Bu karar Büyükşehir Belediye Meclisinde onaylandı. Bu olayla ilgili neden suçlandığımı anlamış değilim. Nilüfer Belediyesi olarak emsal artırımı uygulamasına itirazlarımız vardı. Bursa Büyükşehir Belediyesi bizi dikkate almadı. Kentsel dönüşümü engellemekle bizi halka şikâyet etti. Bu olaydaki suçlamaları kabul etmiyorum. Ben hayatımda suç işlemedim. Nasıl olur da örgüt lideri olarak gösterilebilirim? İnsanların adalete olan güvenini yitirdiler" ifadelerini kullandı. Bana itibar suikastı yapıldı HTS kayıtlarındaki görüşmeleri de suç olarak görmediğini ifade eden Bozbey, "Ben uzun yıllardır belediye başkanlığı yaptım. Bu yüzden binlerce insanda benim telefon numaram var. Sorunu olan, yerinin imar durumunu öğrenmek isteyen, hastane konusunda yardım isteyen vatandaş beni arar. HTS kayıtlarındaki aramalar suç olarak gösterilmiş. Normal olan görüşmeler bile bu dosyada suç gibi gösterilmiş. Bunu kabul etmem mümkün değil. Nasıl hesaplandığı belli olmayan bilgiler sosyal medyada yayınlandı. Hani dosyada gizlilik vardı? Bize itibar suikastı yapıldı. Basında çıkan yalan ve iftiralardan eşim, ailem ve dostlarım etkilendi. Bunların hepsini lanetliyorum. Bu kötü niyetli insanlar buradaki insanlara kötülük yapmaya devam ederse bunun sorumlusu kim olacak? Kişisel haklarımızı kim koruyacak? Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum" dedi. Gözyaşlarını tutamadı Bozbey, savunmasında sık sık Bursa’ya hizmetlerini hatırlatarak, suçlamaların siyasi ve kişisel husumetlerden kaynaklandığını öne sürdü. "Bana güvenen Bursalı hemşerilerime teşekkür ediyorum" diyen Bozbey, kararın vicdanlı bir şekilde verilmesini beklediğini ifade etti. Savunma sırasında zaman zaman gözyaşlarını tutamayan Bozbey, "Benim neden tutuklandığımı 3 milyon 500 bin Bursalı hemşerim çok iyi biliyor. Bursa’ya hizmet ettiğim için gururluyum. Bursa’nın borçlarını bitirdiğim, Bursa’yı Avrupa’ya tanıttığım ve Bursaspor’un Süper Lig’e çıkması yönünde destek verdiğim için gururluyum. Eğer bunlar suçsa ben bu suçları işlemeye devam edeceğim. Bunlar benim onurumdur. 111 gündür uzak kaldığım eşime, çocuklarıma ve Bursa’ma kavuşmayı bekliyorum. Karar verirken vicdanlı bir şekilde karar vereceğinize eminim" dedi.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.